25 Ocak 2021 Pazartesi

Zevksiz duvar kâğıdı önünde poz veren köylülerime de bak!

01 Aralık 2020, 11:19
Zevksiz duvar kâğıdı önünde poz veren köylülerime de bak!
Ayşei Yasemin Yüksel (Acemi Demirci)

Yine cevap vermemiş. Hatta açıp bakmamış bile bu son iletime de. Bu kaçıncı. Soyadım Höyüktepeligiller’i görünce doğduğu köyden olduğumu anladı ve  bakmadı besbelli. “Yine bir şeyler isteyecek biri!” dedi mutlak. Zaten hep duyuyordum, son zamanlarda bizim köyden kimse ile görüşmüyormuş. Türkiye’ye konferanslara gelip, televizyon programlarına çıkıp hep yapıcı, iyi şeyler söylüyormuş dünyanın sayılı bilim insanları arasında yer alan köylümüz  matematikçi. Hal böyle olunca da çoklukla kapağı yurtdışına atmak isteyen köylü gençlerimiz   bir yolunu bulup ona ulaşma  çabasındaymış. Hiçbiri de defalarca gönderdikleri iletilerine cevap alamıyormuş ama. Belli ki televizyonda konuştuğunca biri değil. Yapmacık. Maskeli. Görüntüsünün ardında umursamaz biri var besbelli. Kabuğunu beğenmeyen kaplumbağa! Kim olduğunu, nereden geldiğini unutmuş  yozlaşma kurbanı! Hazımsız işte! 

Hep böyle olur zaten. Senin beklediğin cevap bir türlü gelmez de beklemediğin nice postalar gelir posta kutuna. Köyünden, tanımadığın yığınla insandan. Hal hatır sormak için değil tabii hiçbiri. Ya yüksek lisans yaptığım Chicago Üniversitesi’nde  master, doktora eğitimi almak için yardım isteyen üniversite öğrencilerindendir iletiler  ya da doktoramı yaptığım burada, İstanbul’da  iş bulmak, yurda yerleşmek isteyenlerin mesajlarıdır. İş bulma ofisiyim sanki ben! 

Nasıl dolmuş üniversite bünyesindeki posta kutum.  Uyarı bile gelmiş bilgi işlem biriminden, kapasitenizi aşmak üzersiniz diye. Her isteyen  üniversitenin web sayfasında ileti adresimi bulup  erişebiliyor bana. Ailem, çok yakınlarım ve eski arkadaşlarım dışında kimselere vermediğim kendi ileti adresime günlerce  tek bir mesaj olsun gelmez oysa.

İşte, yine  “ben, senin anne ya da baba tarafından dedenin kuzeninin torunuyum” diye başlayan mesajlardan biri. Bilsem ki yazan gerçekten akrabam,  bilsem ki gerçekten okumaya meraklı zehir gibi bir genç, hiç düşünmeden  elimi uzatacağım. Ama  benim bile bilmediğim şeyleri soranlar var.  Aradıkları cevapların hepsi de internette vardır  aslında da, bana sorarak üstü kapalı biçimde  “bu konuya bir el atsan ya” demek istiyorlar. Neymiş, yüksek lisansımı tamamladığım Chicago Üniversitesi’ne  nasıl başvurulurmuş. Ya da dönerci ustası olduğuna dair belgesi varmış elinde, oralarda da dönerciliği bilenler olmadığından eğer Chicago’da tanıdık bir Türk restoran varsa iş bulabilir miymişim. Dönercide iş bulamazsa benzincide araba da yıkarmış. Taksi şoförlüğü de yaparmış. 

Ben Chicago’dan döndükten sonra  doktorama İstanbul’da başladım. Hala öğrenciyim anlayacağınız. Hala dirsek çürütüyorum sabahlara kadar kütüphanelerde. İnternetten rahatlıkla ulaşabilecekken bana sorulanları  tek tek, uzun uzun cevaplamaya hiç vaktim yok bu yüzden.  Kimileri de burs bulmamı istiyor. Sanıyorlar ki burs bir rica ile veriliveriyor isteyene.  Hallerini anlatanlar oluyor. Yoksullar; ama okumak istiyorlar. Bazen beni zengin sandıklarını düşünüyorum. Bilseler kıt kanaat anca geçiniyorum bu megapolde. 

Şu mesaj… Gönderenin soyadı tanıdık. Üzerlikçioğulları. Köylüm olmalı.  Açsam mı? Açayım, açayım. Açmayıp da deminki burnu büyük hemşehrimiz matematikçi durumuna düşmeyeyim. Ya karşılayamayacağım isteklerde bulunan birisindense hadi! Bir kere de kutlama mesajı gönderin, ne olur! Onurlandırın. “Başarılarınız ile gurur duyuyoruz” yazın. Bir kere de halimi hatırımı sorun! Ah, hatırladım. Bu mesajı atan, dört yıldır üniversite öğrencisi kardeşine yardımda bulunduğum hemşire hemşehrim. Evet, o. 

Dört yıldır, muhtemelen köyün en fakirinin bilgisayar mühendisliğinde okuyan kızına yardımda bulunuyorum. Ben de yardımlarla okumuştum. Altı çocuklu, artık uzun yola çıkamayan kamyon şoförü babamın beni okutacak maddi gücü yoktu. Bursla geldim bugünlere. Gece yarılarından sonra bile kütüphanede çalışarak.

Bakalım dört yıldır üniversite öğrencisi kardeşine yardımda bulunduğum hemşire hemşehrim ne yazmış? İşi düşmedikçe hiç aramaz. O yüzden ne yazdığını az çok tahmin edebiliyorum; ama olsun! Kardeşini bir mezun edelim de. Birkaç güne mezun oluyor zaten. 

Hımm. Çok sıkışmışlar paraya. Krizden dolayı da yardım isteyecekleri kimse kalmamış köyde. Ahh, ahh! Ben de nihayetinde doktora öğrencisiyim. O kadar param yok ki. Ama… Şu amalar var işte! Ben de bana uzanan eller ile okuduğumdan  olmadık  şeyler  ortaya çıkarsa diye bir kenara  sakladığım  birikimimi göndereceğim artık. Aylığımdan da eklerim. Haftaya mezun olunca zaten düze çıktı demektir. İş de bulur. Haa, bir de kendine “Bayan Galaksi Perisi” denilmesinden pek haz eden bir akrabasından bahsetmiş bana. O da ileti göndermiş. Bakmamı rica ediyor. Şimdi kısaca BGP’nin iletisini bulayım bunca posta içinden. Hıııh, işte karşımda iletisi.

Köyümden ne güzel insanlar çıkıyormuş meğer. Eğer benim ve çevremdekilerin fazla giysisi, çocuklarının oyuncağı varsa, üstü başı olmayan ailelere vereceklermiş. Çoğu inşaat işçisi, çiftçi olan köylülerim pandemi başladığından beri işsiz kalmış, gelirsizlermiş. O yüzden elden ne gelirse yardım etmek için böyle bir projeye kalkışmışlar. 

Ah, ben de o köyden birinin kızıyım. Şimdi İstanbul’da doktora yapıyorum diye zengin filan olmadım. İlkokul mezunu babam, askerde öğrendiği sürücülükle hayatını kazanıp baktı bizlere. Kurban bayramında et görürsek sevinirdik. Soframızda tarhana çorbası ile bulgur pilavı olurdu en çok. Elbette elimden geleni yapacağım. Herkese “bir yardım projesi varmış köyümde. Kullanmadığınız ne varsa verirseniz ihtiyaç duyanlara iletilmek üzere göndereceğim” diyeceğim. 

Çok şaşırdım. Hiç bu kadar çok şey beklemiyordum. Hocalarım da duymuş. Epeyce bir koli gelmiş. Hepsi de en fazla bir kez giyilmiş gibi sanki. İçlerindeki yünden, kaşmirden, ipekten, ketenden, tüvitten ne ceketler, gömlekler, pantolonların kimisi bizim en ünlü markalarımızdan kimisi de İtalyan, Fransız, İngiliz markaların en bilindiklerinden. Eli yüzü düzgün, yepyeni  bu giysiler yüzümü ağartacak. Bu projeyi düşünen köylüm Bayan Galaksi Perisi ile facebook’ta da arkadaş olduk böylelikle. Her facebook’a girdiğimde o da, akrabası  hemşire hemşehrim de karşımdalar. Tefriş salonu gibi döşenmiş,  nasıl da iç karartıcı, zevksiz duvar kağıtlarına bakar bakmaz gözlerimin yorulduğu, reklamlardan kaçma gibi, yuva hissinden uzak evlerinde bir o  sentetik deri kaplama koltukta bir bu plastik kaplama  sehpa önünde verdikleri pozlarını paylaşıp duruyorlar ha bire. Anlaşılan reklamlar odaklı ev döşemeye pek meraklı gözüken proje sahibi  hemşehrim BGP’nin, her gün, önünde ayrı renkte fare, ördek, çizgi roman kahramanının resmi ve İngilizce yazılar olan T-shirtleri ile  modelcilik oynarcasına poz verdiğine tanık oluyorum. Üst başa nasıl meraklı, nasıl! Hiçbir resmindeki giysisi bir diğeri ile aynı değil.  En ucuzundan da olsa bir giydiğini bir daha giymiyor.

Ohhh! Sonunda koskoca on dört koliyi de köyüme gönderdim.  Öyle mutluyum ki. Masrafı bile epeyceydi; ama  çocukları, genç kızları, çocuğunu okuttuğundan üstüne başına bir şey alamayan kadınları düşündükçe  cebimden çıkan onca kargo masrafını unutuyorum. Şimdi merakla kendisine Bayan Galaksi Perisi diyen proje sahibi köylümün paylaşımlarını bekliyorum. Üstlerinde gönderdiğim giysiler olan kadınlar, erkekler;  sırtlarında kolilerden çıkma çantalar olan öğrenciler; ellerinde, ayaklarında arkadaşlarımın, hocalarımın belki de satın alıp göndermek istedikleri oyuncaklar, ayakkabılar  olan çocuklar ile beraber. 

Yine mi? Bugün de mi hiç paylaşımda bulunmamış  Bayan Galaksi Perisi de, hemşire hanım da; yoksa ben mi rastlamadım paylaşımlarına. İyisi mi facebook sayfasına girip bakayım. 

Aaa, hesabına ulaşamıyorum  peri kızı hemşehrimin. Sırf ailem ile haberleşmekte kullandığım öbür facebook hesabımdan da mı baksam… Bakayım, emin olurum en azından hesabı yerinde mi, değil mi. Ahh, ahh! Fark edemeyeceğimi düşündün, değil mi? Şark kurnazlığı yapmak istedin yani! Hesabı yerinde periciğin. O halde? Evet, anladım. Beni facebook’ta engellemiş. Engellenmişim! Neden? Anlamayacak ne var bunda? İyi niyet hep sömürülmez mi zaten? Üstelik bunca yeni ve pahalı giysileri veren arkadaşlarım da, hocalarım da  beni uyarmıştı. Gerçekten o kişiden eminsen verelim diye. Sırf benim hatırım için, yardım olsun diye verdikleri öyle kaliteli ve pahalı şeylerdi ki galaksi periciğinin gözü dönmüştür daha ilk koliyi açtığında.On dört koli dolusu markalı, pahalı giysi, eşya verenler artık köyüme gönderdiklerini alanların  mutlu pozlarını bekliyorlar merakla. Ne diyeceğim ben onlara şimdi? Hadi kolileri göndermedim, sattım sanırlarsa. Hadi başka başka şey düşünecek olurlarsa, o giysiler içindekilerin resimlerini facebook’ta göremeyince! Allahım, “iyilikten maraz doğar” diye boşa dememişler. Şimdi ben de yaşayarak anladım bunu…

Canımı sıktı köylüm Bayan Galaksi Perisi’nin tamahkârlığı. Yine de yanılıyor olabilirim. Bir de işin aslı sandığım gibi mi, değil mi diye  projeyi haber veren iletiye bakmamı söyleyen, dört yıldır  kardeşinin okumasına, stajına, yakınlarda da mezun olmasına yardımda bulunduğum hemşireye sorayım bir. İkisi akraba, malum. Bayan Galaksi Perisi’nin evinin tuhaf, görgüsüz desenli duvar kâğıtları önünde birlikte poz verirlerdi. Hay Allah,  facebook’ta onu da bulamıyorum. 

Bu yapılır mı? Artık kimseye inanır mıyım? Ben, sizin köylünüzdüm, elimden geldiğince her şeye yetişiyordum. Arada ben olduğumdan çevremdeki insanlar da el uzatıyordu. İkiniz de işiniz bitince  suçüstü olmamak için facebook’ta beni engellediniz. Onca sene okumasına yardım ettiğim kız, bir telefon açıp  mezuniyetini haber verseydi bari. Bir teşekkür bile etmedi. Bunu beklemesem de yine de böylesi çirkin tutum sergilenmemeli. Ki kaç kez yüklü paralar havale ettiğim bu kızın dört senedir ne sesini duydum ne teşekkürünü. Haliyle iyiliğe karşılık beklenmez; ama bu nankörlüğü hiç beklemezdim. Vaktinde fellik fellik arayıp bulduğunuz ileti adresimden bana erişip sonrasında gönderdiğim koliler dolusu en pahalı giysileri aranızda paylaştığınızdan facebook’ta onlarla verdiğiniz pozları görmemden korkup beni engellediğinizi biliyorum. Ki o zevksiz duvar kağıtları önünde her gün  gönderdiklerimden biri ile mutlak  poz veriyordur Bayan Galaksi Perisi ipeklilerle, kocası da İtalyan tüvit takımlar ile. 

Aslında bu engelleme umurumda olmazdı daa. Siz facebook hesabıma değil, güvenime engel koydunuz. Artık inanır mıyım? Artık hiçbir iletime geri dönmeyen Chiaco Üniversitesi’ndeki Türk matematikçiye hak vermez miyim? “Kim bilir neler geldi başına da kaçar oldu bizden?” demez miyim?

Kötüsünüz. Hem de çok. Sizden sonraki el uzatılacaklara uzanacak elleri kırdığınız için. Ve artık köylülerinden  gelen iletileri asla cevaplamayacaklardan olacağım için suçlusunuz. Ama kimselere suçunuzu söylemeyecek hatta benim için “burnu büyümüşlerden olmuş o da. Kaplumbağa misali” diyeceksiniz. Biliyorum. 
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 16.07.2020 – 30.11.2020

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK OKUNANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    ARŞİV