19 Ekim 2019 Cumartesi

Yusufçuk, Kelebek ve Karasinek

13 Mart 2019, 18:12
Yusufçuk, Kelebek ve Karasinek
Ayşei Yasemin Yüksel (Acemi Demirci)

Ormanda kaybolmuş Kırmızı Başlıklı Kız gibi bir o yana bir bu yana koşturan  biyoloğun fotoğraf makinesinin belleği, tür tür çiçek, kuş, kelebek, böcek  karesi ile dolmaktayken renk renk çiçeklerden kâh arı vızıltısı geliyor, kâh uğurböceklerinin siyah benekli kırmızı kanatları  yapraklarda beliriyordu.

Üniversitesi adına araştırma yapmak için Tokat’ta bulunan  biyolog kız, üzerine kelebek, yusufçuk  konmuş çiçekler peşindeydi.  Tokat Çayı kenarındaki bir ağacın altında, kampçı ocağında kahve yapan arkadaşlarının çağrısına kulak bile vermemişti bu yüzden. Kahveyi onca sevse de. 

Fotoğraf makinesinin kendisine değil, kelebeklere, yusufçuklara çevrildiğinin farkında olan karasinek, epeydir üzerinde olduğu pisliklerden kalkıp objektifin önünde uçmaya başladı.  Belki fotoğrafçı kız kendisini de fark eder diye dolandı durdu; ama nafile. Tek bir kareye olsun giremedi. Varsa yoksa yusufçuklar, uğurböcekleri! İlle kelebek! Hatta bir tane olsun ateşböceği göremediği için söylendiğini  bile duymuştu kızın. 

Bu kez neyin resmini çekecekse işte yine fotoğraf makinesine davranmıştı. Ne resmi  olacak; kırlangıç kuyruk bir kelebekmiş çekeceği. Kendisi dururken. Karasinek  fena bozuldu... İçi öfke  doldu. Haset, kıskançlık duydu. Çekemedi kırlangıç kuyruk kelebeği. 

-Onca belleği hep aynı, hep aynı konuya harcıyor. Burada ben de varım. Ben. Ben… Bennn! Neymiş, bu kelebeğin kanatlarının arkası kırlangıç kuyruğunu andırıyormuş. Sanki böcekleri uçuran kuyrukları. Kanat uçurur, kanat! Kanatsa, bende de var. Yine de bir kez olsun benim resmimi çekmek için koşturduğuna rastlamadım bu akılsız biyoloğun. Neler yaptım oysa dikkatini çekeyim, beni de fotoğraflasın diye. Kulağının dibinde vızıldadım yine kâr etmedi. Tam o an bir yusufçuk resmi çektiğinden beni kovmaya dahi tenezzül etmedi.  Miyop mudur nedir bu biyolog! 

Mavi kurdeleli hasır şapkasını düzelten biyologun bu kez yemyeşil akan Tokat Çayı üzerinde uçuşan mavi yusufçukları karelemek için koşturması,  karasineğin hiç hoşuna gitmedi. 

-Al işte! Yine yusufçuk. Helikopter böceği ya da diğer adıyla. Kız böceği imiş bir başka adı da. İğnecik de derlermiş. Böcek ya;  onlar da böcek işte sonuçta benim gibi.  Bir de biyolog olacak… Karasinek resmi çekmeyen biyolog olur mu!!!  Yusufçuğun kanadı tül gibiyse benim de tül gibi kanatlarım var. 

Konduğu kır çiçeğinden kalkan kelebek ile çaya eğilmiş söğüt ağacının dalından suya  doğru uçmaktaki yusufçuk karşılaşınca selamlaştılar. Kelebeğin selamı, antenlerini sallamaktı. Yusufçuğun selamı da kanat çırpmayı bırakıp asılıymışçasına havada kısacık bir süre kalmaktı. Karasineğe selam veren olmadı. 

-Böcekler bana selam vermez… İnsanlar benim resmimi çekmez… Uğurböceğinin, kelebeğin, yusufçuğun, peygamberdevesinin hemen ardı sıra uçuyorum ki görülebileyim de benim de  bir karem olsun diye. Ama istenmiyorum karelerde. Gerçi biyolog kız beni hiç fotoğraflamadı değil, fotoğrafladı fotoğraflamasına, daaa… Beni beğendiğinden değil, buralara özgü bir tür müymüşüm onu araştırmak için çekmiş rastlamışken.  Bilimsel çalışma yapıyormuş doktora öğrencisi biyolog kız. Bilimse beni araştırsın. Gözlerimin özelliklerine baksın. Kaç bin tane gözüm var benim.  Oysa gözlük dediği o camlar olmasa, burnunun ucunu  dahi göremez bu kızcağız… Dünyasını sis basar. Ben öyle miyim ama! Arkamı bile görebilirim. Bir sinek kadar etrafı göremeyen şu biyolog, bir karasineği görmezden geliyor. Ben bilirim yapacağımı! Kelebeği, yusufçuğu perdelerim ben de. Onların önüne geçerim. İstesen de istemesen de vizörden baktığında bir karasinek göreceksin biyolog hanım. 

Biyolog kız, vizörden bakınca objektifin önünde fır dönen karasineği gördü. O sırada birkaç mavi yusufçuk, yemyeşil Tokat Çayı’ndaki sazlar arasında  uçuşmaktaydı. Nasıl da az rastlanır bir kare vardı karşısında. Şu baş belası sinekten kurtulması gerekiyordu kareyi kalıcı kılmak için. 

Elini şöyle bir salladıysa da sinek uzaklaşmadı. Yeniden vizörden baktığında  objektifte konmuş karasinek sanki poz verir gibiydi. Kovmaya yeltenince uçup bu kez de eline konmaya çalıştı. “Sinekler öğrenmeyi bilmezmiş. Kaç kez kovarsan kov, ‘oradan kovuluyorum, gitmeyeyim, benim için tehlikeli olabilir’ demezlermiş. Başka bir yol bulmalıyım. Neden sanki bir sinekkapan kuşu yok ki etrafta. Şimdiye kapmıştı karasineği” diye mırıldandı.

-Bak sen. Sinekkapan kuşundan bahsediyor. Ha ha hayyy. Sinek gibi yapıştı denildiğini hiç duymamış bu biyolog herhalde. Ya o çok beğendiğin böceklerin resmini çektiğin gibi benim resmimi de çekeceksin ya da fotoğraf filan çektirtmem. Çeksen bile benim gerimde, ikinci planda kalacak onlar. Ön planda ben olmadıkça başka hiçbir böceğin fotoğrafını çektirtmem.  İlk ben! Önce ben! 

Doktorası için çalışmalar yapan biyoloğu iyice bezdirmiş karasinek, bir anda yapıştı sanki objektife. Pat diye. Vizörde bir karasinek bir de harfler, yazılar belirdi. Biyolog kız makineyi gözünden çekince karşısında hocasını gördü. Deminden beri bir ağacın altında dergi okuyan hocası, öğrencisinin resmini çektiği Tokat Çayı yusufçuklarını görmek için gelince sineğin yaptıklarına tanık olmuş ve farkında bile olmadan elindeki dergiyi karasineğin üzerine indirmişti. 
 (Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 05-13.03.2019

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    ARŞİV