24 Haziran 2019 Pazartesi

Yeni Yaratılmış Yağmur

08 Nisan 2019, 17:33
Yeni Yaratılmış Yağmur
Elif Nisa

“Peygamberimiz ile birlikte iken, üzerimize yağmur yağdı da, Allah Resûlü (asm), yağmur suyu değsin diye, elbiselerini açtı. Bedenine yağmur isabet etti. Biz ona: ‘Niçin böyle yaptın?’ diye sorduk. Şöyle buyurdu:  Bu yağmur, Rabbimden yeni geliyor (Rabbimin henüz yeni yarattığı bir rahmetidir).” (1)

Yağmur rahmettir, hayattır. Yeryüzünde canlı varlıkların, özellikle de insan hayatının olmazsa olmazıdır. Allah, oluşum aşamasından fiziksel özelliklerine kadar yağmuru mucizevî bir yaratışla yaratır. Yağmurun oluşumunun her aşaması, Kur’an ayetlerinde bildirilir. Dahası aşamaların sıralaması da bilimsel gerçeklerle örtüşür. En doğru açıklamayı Allah yapar ve bilimsel bulgulardan asırlar önce Kur’an’la haber verir: 

“Allah, rüzgârları gönderir, böylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp dağıtır ve onu parça parça kılar; nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün. Sonunda kendi kullarından dilediğine verince, hemen sevince kapılıverirler.” (Rum Suresi, 48) 

Yukarıdaki ayette ifade edilen aşamaları bilimsel tespitlerle incelersek: “Allah rüzgârları gönderir...” Okyanuslardaki köpüklenme ile sayısız hava kabarcığı sürekli ortaya çıkar ve su zerreleri sürekli olarak gökyüzüne fırlar. Bu zerreler rüzgârın etkisiyle atmosferin üst kısımlarına doğru yol alırlar. Aerosol denilen bu küçük parçacıklar “su tuzağı” adı verilen bir mekanizmayla denizlerden yükselen su buharını kendi çevrelerinde minik damlalar halinde toplayarak bulut damlalarını meydana getirirler. 

“...Böylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp dağıtır ve onu parça parça kılar...” Havadaki toz zerrelerinin etrafında yoğunlaşan su buharı sayesinde bulutların içindeki su damlacıkları çok küçük olduklarından (0,01 ile 0,02 mm çapında) havada asılı kalır ve göğe yayılırlar. Böylece gökyüzü bulutlarla kaplanır. 

“...Nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün.” Toz zerreciklerinin etrafında bir araya gelen su parçacıkları iyice yoğunlaşarak yağmur damlalarını meydana getirir. Havadan daha ağır hale gelen damlalar, yağmur biçiminde yere düşmeye başlarlar. (2) 

Yağmur gökten belli bir ölçü ile iner. Yağmurun sahip olduğu ölçülerden biri, her yıl dünyaya yağan yağmurun ve buharlaşan suyun ölçüsünün aynı olmasıdır.  Bir diğer rahmet tecellisi de yağmurun düşüş hızıdır. Eğer yağmur damlası kendisiyle aynı ağırlık ve büyüklükteki bir cisimle aynı yükseklikten aynı şekilde düşecek olsaydı, bu durumda insanlara, tarlalara, evlere ve otomobillere zarar verirdi.

İnsana ve kâinata dair tefekkür örnekleri sunan Bediüzzaman, yağmura da farklı anlamlar yükler. Yağmurun, Rabbimizin bilinmeyen rahmet hazinelerinde yapıldığını ve asla başıboş olmadığını özetle şöyle anlatır: “İnzâlin (indirmenin) Cenab-ı Hakk’a olan isnadından anlaşılıyor ki, yağmur katreleri başıboş değildir; ancak bir hikmet altında ve hassas bir ölçüyle inerler. Çünkü uzak bir mesafeden gelmekle beraber, rüzgâr ve hava da çarpışmalarına yardımcı olduğu halde, katreler arasında çarpışma olmuyor. Öyleyse o katreler başıboş olmayıp, gemleri, onları temsil eden meleklerin elindedir.”(3) 

“Faydalarının şehâdetiyle, yağmur damlalarının ihtizazı (titreşmesi), Sen’in indirmen ve üstün kılmanladır.” (4) 

Bulutları “ağlatan”, “sıkıp suyu çıkaran” ve “bardaktan boşanırcasına su” indiren Allah’tır. Dilerse bahçelerimizin ürünlerini iki kat kılan, bereketlendirip “güldüren”, dilerse “solmuş, boynu bükülmüş ve kupkuru” kılan da yine O’dur. 

Toplumda, yağmurdan şarkı ve şiirlerde hüzünle birlikte söz edilir. “Bak yine yağmur yağıyor, yine hüzün taneleri düşüyor yüreğime” ya da “yağmur yağıyor yine hüzün çöküyor üstüme” gibi duygusallık, karamsarlık, umutsuzluk ve keder telkin eden sözlerin aksine, yağmur rahmetin cisimleşmiş halidir. Çorak toprağa can verdiği gibi, kesilen umutları yeniden dirilten rahmettir. Rabbimizin rahmetinin cisimleşerek yukarıdan aşağıya inen parıltısıdır. 

“O’dur ki, onlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indirir ve rahmetini serip yayar. O, Veli’dir, Hamid’dir.” (Şûra Suresi, 28)  
 

Kaynaklar: 
1. Hz. Enes (ra)’dan rivayetle. (Ebu Davud/Edeb, 114; Müslim/İstiska, 13) 
2. www.dusuneninsanlaricin.com/ 
3. İşârâtü’l İ’caz 4. 29. Lem’a’nın Tercümesi, 1.Bab, 1. Fasıl



Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    ARŞİV