24 Eylül 2020 Perşembe

Yaralı Tabak

15 Eylül 2020, 12:38
Yaralı Tabak
Ayşei Yasemin Yüksel (Acemi Demirci)
Hasından seramik tabakları severim. Birkaç kez bulaşık makinesine girdikten sonra sırrı çatlamayacak, pırıltısı mat, yağlı gibi olanları. 
Daha çok kahvaltı ya da dilimli şeyler için yararlandığım yayvan seramik tabaklar dolapta üst üste dizili halde dururlar. Gerektikçe en üsttekini alır kullanırım.
Bir Cumartesi sabahı kahvaltı hazırlayacağım. Beş siyah, bir yeşil zeytin, biraz peynir, yeşillik ile. Üstteki tabağı aldım.
Tabağı tezgâha koymamla kenarındaki kırığı görmem bir oldu. Kırık dediysem küçük bir zedelenme. Bir santim bile değil. Ama o kırık tabağı yaralamış. Sırrın altındaki pişmiş hamur yani toprak gözükür halde, krem renginde. 
Ne zaman kırıldı tabağın kenarı, nasıl oldu hiç bilemedim. Yalnızca bir sabah baktım ki tabak artık eskisi gibi değil. Atmaya da kıyamadım. Zeytini, peyniri koydum. Kahvaltımı, gözümü o yaradan kaçırarak tamamladım. Sonrasında tabak bulaşık makinesindeydi yıkanmak üzere.  
O günden sonra o takımdan bir tabak almak istediğimde ne zaman dolabı açıp o göze uzansam elime hep kenarı kırık tabak geldi. Tek bir kez olsun geri kalan sağlam tabaklardan biri denk düşmedi. Her defasında ille de o yaralı tabak… Olasılık hesabına bakarsanız neden olmasındı aslında. Yine de  ha bire aynı tabağın ele gelmesi hayret vericiydi. 
Sanki “ucundan kenarından kırılmış, yaralanmış olabilirim. Artık takımdaki diğer tabaklara tıpatıp benzemiyor, onlar kadar düzgün görünmüyor olabilirim.  Ben, bütünlüğü bozulmuş,  kırık bir tabağım çünkü. Yaralıyım. Sırrım çatladı. Ama ben, hala bir tabağım. Kenarı kırık tabaklar da zeytinleri, peynirleri,  kahvaltılıkları diğer tabaklardan farksız sunar” der gibiydi. Sanki ıskartaya çıkmamak, pas tutmamak ister,  bir kenara atılmış olmak hissini asla yaşamak istemez gibiydi. Hatta ne yapıp edip diğer tabakların üstünde yer alıp uzanılınca ele ilk gelen tabak olmayı başarıyordu hiç aksatmaksızın.
Etraftaki durduk yerde kalbi ona buna kırılan, kırıldıkları şeyler aslında sandıkları nedenlerden olmadığı gibi gerçekler ile de örtüşmeyen ancak kendi uydurduğu öyküyü tek doğru sanıp başka bir olasılığı düşünecek kadar etraflı bakış açısına sahip olamayanları şu sıra sıkça dinlemekten demek ki hayli yorgun düştüğüm bir gün, dolabın kapağını açıp seramik tabakların dizili olduğu rafa uzandım. Elime gelen tabağa merakla baktım. Görünce gülümsedim. Kırık bir gülümseme olduğunu da iyi biliyorum. Kenarı kırık tabaktı yine elimdeki.
“Offf, sende mi! İnsanlar içten yaralı, kimileri kırık dökük, herkes bir şeylere kırgın, kırık, sen bile! Bugün daha fazla kırılmış şey görmek istemiyorum artık” deyip tabağı yerine bıraktım.
O günden  bu yana birkaç ay geçti. Kahvaltı tabağı almak istediğim her defasında nedense artık kırık tabak elime gelmez oldu. İlle sağlamlardan biri denk geliyor. Oysa ben aldığı yaralar ile daha bir güçlenen ve hiç yara almamışlara meydan okuyarak kahvaltı tabağı olmaktan vazgeçmeyen yaralı tabağın  her zamanki gibi masada olmasın isterken kırık tabak o gün benden duyduğu sözden sonra ele gelmez, göze gözükmez olmuştu. 
Hatta bir keresinde ille de o tabağı bulup kullanacağım diye elime gelen sağlam tabakları bırakıp gözdeki tüm seramik tabaklara teker teker baktıysam da içlerinde yoktu. Nasıl olmuşsa olmuş, başka cins tabakların arasına karışmış. Ne zaman koymuşum onu oraya, hatırlayamadım. 
“Eşyanın tabiatı” denilen şey aslında daha farklı anlamlıdır; ama belli ki yaralı tabağın da bir tabiatı, ruhu vardı. Bir vuruş, aldığı hafif bir darbe ile kenarından eksilen bir yer onu kırık yapsa da bu kırık, sadece seramikten ibaretti. Oysa tabağın ruhu kırılmıştı galiba bu kez. Hem de darbe filan almadan.
Anladım ki tabaklar da küsermiş. Tabaklardan özür nasıl dilenir ki!
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 15.09.2020

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    ARŞİV