14 Ağustos 2018 Salı

BİLKA, Eşcinsel haftası ve toplumsal tehlikeye dikkat çekti

20-26 Haziran haftasını eşcinsellik haftası olarak kutlamayı planlayan ve 21 Haziran tarihinde de İstanbul merkezli bir 'onur' (!) yürüyüşü yapmayı tasarlayan etkinliklere tepkiler çığ gibi büyüyor. Bilge Kadın Araştırma Merkezi (BİLKA) konuyla ilgili olarak bu tür etkinlik ve eylemlerin meşrulaştırılmasının tehlikelerine hele hele bu tür programların Müslümanlar için kutsal olan Ramazan ayında gündeme gelmesi ile ilgili bir açıklama yaparak farkındalık oluşturdu.

16 Haziran 2016 Perşembe 15:21
BİLKA, Eşcinsel haftası ve toplumsal tehlikeye dikkat çekti
20-26 Haziran haftasını eşcinsellik haftası olarak kutlamayı planlayan ve 21 Haziran tarihinde de İstanbul merkezli bir 'onur' (!) yürüyüşü yapmayı tasarlayan etkinliklere tepkiler çığ gibi büyüyor. Bilge Kadın Araştırma Merkezi (BİLKA) konuyla ilgili olarak bu tür etkinlik ve eylemlerin meşrulaştırılmasının tehlikelerine hele hele bu tür programların Müslümanlar için kutsal olan Ramazan ayında gündeme gelmesi ile ilgili bir açıklama yaparak farkındalık oluşturdu. Bilka konunun vehametini ayrıntılarıyla gözler önüne serdiği açıklamasında, sebepler, etkiler ve sonuçlar üzerinde değerlendirmelerde bulundu. "Özellikle AB üyeliği macerası sonrasında uğradığımız tahribat büyük boyutlara ulaşmıştır. Bugüne kadar ayakta durmamızın en önemli unsurları olan “inancımız ve aile yapımız” bu saldırıların merkezinde bulunmaktadır." sözleriyle kamuoyuna ışık tutmaya devam eden BİLKA "Türkiye üzerinde oynanan oyunlar, yürütülen operasyonlar hız kesmeden devam ediyor. Milli ve manevi değerlerimiz sürekli aşındırılmaya, tüketilmeye çalışılıyor. Savaş meydanlarında yenilmeyen milletimiz içine sızan ajanlar, kriptolar ve işbirlikçilerin sinsi ve acımasız saldırılarıyla öz değerlerinden, kendi benliğinden koparılarak, içinden çökertilmek isteniyor." ifadelerine de yer verdi.
İşte o açıklamanın en önemli satır başları: 
İNANÇ VE AİLE YAPIMIZ TEHLİKEDE

Özellikle AB üyeliği macerası sonrasında uğradığımız tahribat büyük boyutlara ulaşmıştır. Bugüne kadar ayakta durmamızın en önemli unsurları olan “inancımız ve aile yapımız” bu saldırıların merkezinde bulunmaktadır. Küresel güçler yoğun gayretlerine ve aşırı güç kullanmalarına rağmen yıkamadıkları aile yapımızı yıkmak için ailenin dayandığı ahlaki değerleri değiştirmeye, yok etmeye çalışmaktadırlar. “Ahlakını değiştiren, yapısını değiştiren gibidir. Sen onun yapısını değiştirmedikçe ahlakını değiştiremezsin.” (Hadis-i Şerif)
İŞTE SİNSİ TEHLİKE: EŞCİNSELLİK ALENİLEŞTİRİLİYOR, MEŞRULAŞTIRILIYOR
Düşmanlar hain emellerine ulaşabilmek için eşcinselliği alenileştirme, yayma ve normalleştirme yolunda adeta bir seferberlik ilan etmişlerdir. Toplumun dikkatini ve tepkisini çekmemek için de kurbağaların yavaş yavaş ısıtılan soğuk suda haşlanması misali sinsi usulleri kullanmaktadırlar. Bu usullerin başında toplumların adeta genetiğini değiştiren meşhur “kavramlarla oynama” metodu gelmektedir. Bunun için son dönemlerde ortaya “toplumsal cinsiyet eşitliği” kavramı atılmıştır.
AMAÇ CİNSİYETSİZ BİR TOPLUM OLUŞTURMAK
Cinsiyetsiz bir toplum oluşturmayı hedefleyen bu kavrama sanki haksızlığa uğrayan kadınlar savunuluyormuş görüntüsü verilerek destek sağlanmak istenmiştir. Bu kabil sahte ve içi boş kavramlarla insanlar ve toplumlar iğfal edilmektedirler. Yine bu kavramlardan her tür ahlaksızlığa ve sapkınlığa zemin hazırlayan, içeriği ve sınırları belli olmayan -zaten bu amaç için özel olarak üretilmiş- “cinsel yönelim” kavramı da dış güçlerin zorlamasıyla, kanun tasarı ve tekliflerinde hiç ilgisiz birçok maddenin arasına sokuşturularak, nükleer bir bomba gibi mevzuatımıza sokulmak istenmektedir. Böylece tüm ahlaksızlıklar ve sapkınlıklar ile toplumsal yıkım operasyonları devlet korumasına alınmış olacaktır. Toplumsal cinsiyet eşitliği, cinsel yönelim… kavramlarıyla aslında inancımız ve özümüz değiştirilmek isteniyor. Haramları helal [Peygamber Efendimiz (sav) de dâhil olmak üzere İslami değerlere hakaret, eşcinsellik (lutilik), faiz, zina, fuhuş, müstehcenlik, alkol, domuz eti …], helalleri haram [nikâh, nesep (sperm bankaları, anne sütü bankaları, kadının ve çocuğun soyadı), tesettür, dini eğitim, ibadet…] yapıyorlar. AB bunlar olmazsa olmazlarımız deyip ülkemiz üzerinde sonu gelmeyen baskılar kuruyor. AB sıradan bir yarışma olan Eurovision da bile niçin Müslüman ülke bayraklarına izin vermezken eşcinselliği ifade eden sembollerin asılmasına izin vermektedir?
Eşcinselliği alenileştirmek, yaymak ve normalleştirmek için yine mübarek Ramazan ayının 15. gününe rastlayan 20 Haziran 2016 günü eşcinsel haftası başlatılması, Ramazan ayının 21. gününe rastlayan 26 Haziran 2016 gününde de İstanbul’da eşcinsel yürüyüşü yapılması planlanmaktadır. Algı yönetimi yapılarak “onur” sıfatı ekleyip bu ahlaksızlığa itibar kazandırılmak isteniyor. Bir kısım medya bu eylemlerin ve eylemcilerin dolaylı yoldan reklamını yaparak, katılım sayılarını abarta abarta vererek algı yönetimine katkı sağlıyor. “Her bireyin algılaması o bireyin ‘gerçeğini’ oluşturur”. Bu algı operasyonları sonucunda olmayan bir durum bireyler ve toplum nezdinde sanki varmış gibi ortaya konulmaktadır.
RAMAZANDA EŞCİNSEL YÜRÜYÜŞ VE ONUR KAVRAMI (!)
Mezkûr hafta eylemleri ve yürüyüşte, her zaman yaptıkları gibi, İslam dinine saldırılmakta, inancımız ile alay edilmekte hatta hakaret edilmektedir. İnancına sahip çıkanlar ise homofobi, bifobi, transfobi… olarak etiketlenip hedef haline getirilmektedir. Etiketledikleri kişi ve kuruluşların bir kısmını da tertip ettikleri “sözde” ödül törenleri ilan edip açık hedef haline getirmektedirler.
Fuhuş sektörünün de desteklediği bu yıkıcı eylemlerde hiçbir şeyden habersiz, masum küçük çocuklar da ellerine pankartlar tutuşturularak, slogan attırılarak istismar edilmektedir. Bir kısım medyanın bu istismarı görmezden gelmesi hatta teşvik etmesi üzücü olduğu kadar da düşündürücüdür.
İnancını yaşamak isteyen Müslümanlar engellenip her türlü haksızlığa ve zulme maruz kalırken ortada görünmeyen bir kısım yabancı diplomatlar bu tarz ahlaksız ve yıkıcı eylemlerin ise başını çekip adeta fedailiğini yapmaktadırlar. Kendi ülkelerinde antisemit kanunları gerekçe gösterilerek -sanatçılarda dâhil- sudan sebepler ile insanlar hapse atılırken sesleri çıkmayan bu özgürlük havarileri ülkemizde İslam’a hakaret edenlere açık destek verip, teşvik de etmektedirler.
Eşcinsellik medya, film, dizi, reklam, müzik… sektörleri aracılığıyla sürekli pompalanarak gençlere eşcinsel rol modeller sunulmaktadır. Gençliğimiz büyük bir tehdit altındadır. Birtakım oluşumlarla eşcinsellik liselere kadar indirilmek istenmektedir. Sanal âlemde özellikle gençlerin büyük ilgi gösterdiği cep telefonlarında önemli ölçüde eşcinsel emojiler bulunmaktadır. Eşcinselliğe karşı çıkan gençler etiketlenerek üzerlerinde baskı kurulmaya çalışılmakta öyle ki bir kısım akademisyenler bu etiketleri fişleme mahiyetinde öğrencinin referansına yazmakla tehdit etmektedirler. 
Eşcinselliği normalleştirip yaymayı hedefleyen operasyonları yürüten karanlık mahfillerin amacı sadece Türkiye değildir. Bu ahlaksızlıkları Türkiye üzerinden Türk cumhuriyetleri ile İslam dünyasına da ihraç etmek istemektedirler. BİLKA olarak her zamanki sorumluluk anlayışı içerisinde, ocağımızı söndürmeye yönelik, eşcinsel haftası ve yürüyüşü ile benzeri faaliyetlere engel olunması için yetkili makamları görevlerini yapmaya davet ediyor, cesaretle gereken adımları atmalarını bekliyoruz.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK OKUNANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    ARŞİV