08 Nisan 2020 Çarşamba

Soğan SuyuylaYazılmış Mektuplar Gibi Kareler

01 Ağustos 2017, 13:56
Soğan SuyuylaYazılmış Mektuplar Gibi Kareler
Ayşei Yasemin Yüksel (Acemi Demirci)

 

Ben bir fotoğraf karesiyim. Kimileri için hikâyesi olan kimi için güzel bir anı yansıtan. Anıların sandığıyım. Siyah beyaz satırlarla başlar öyküm. 

Eskisi gibi kenarı tırtıklı kesilmiş fotoğraf kartları halinde değilim artık. Dijitalim. Vaktinde öyle miymiş ama…Kareler kartlara basılır, arkasında da fotoğrafın  numarası olurmuş.  Resimliyüzün sağ alt köşesinde de fotoğrafçının adı yazarmış. Diyelim ki Foto Anılar.

Sonraları otuz altılık film ruloları ile yapılmış çekimler. Yedek film rulosu aldın, aldın yanına yoksa kalakalırmışın rulo bitince. Adı sanı henüz bilinmediğinden bozulmamış cennet köşeleri,varsayalım ki otuz yıl öncesinin Alaçatısınıçekemezmişin maazallah. Kim bilecekti ki Alaçatı’yı orada bir dizi çekilmeseydi? Keşke de çekilmeseymiş... Ne çekti o diziden sonra Alaçatı, ne çekti… Hala da çekiyor. Sahibim de o bitmişlik karşısında iç çekiyor.

Şimdilerde tarihi nitelik taşıyan ilk fotoğraf karelerisiyah beyazmış. İstanbul’un yedi tepesinin işaret parmağı uzatılıp sayılabildiği günlerden kalanlar mesela. Demircinin, marangozun uzunun elinden çıkma yalıların sırf ahşap olup da plastikmiş, pirinçmiş, suntaymış tanışmadığı dönemdekiler…Şimdiki gibi cebinde paran olsa da kafanda edebiyat, mimari, kültür, sanat anlayışı yoksa biraz Gotik, biraz İyon, biraz post modernizm, Türk mimarisi katkılı melez bile sayılmaz karman çorman bir tarz değil, ortaya sanat eserlerinin çıktığı günler. O zamanlar manolyanın nereye dikileceği bile ince ince hesaplanırmış. Şimdilerdeedebiyattan, sanattan, mimariden, kültürden anlamasan da olur. Paran olsun da tek!

Bir mimarın evine giren hırsız, siyah beyaz tüm eski fotoğrafları çalmış.Mimar, restore etmek için gittiği eski bir köşkün  duvarındabilmem nerenin eski valisi kendi dedesinin dedesininbir yabancı tarafından çekilmiş resminin aynısını görmüş. Önce pek heyecanlanmış köşkün sahibini akrabası sanıp. Sonra yüz elli yıl önce yaşamış resimdeki kişinin kim olduğunuutana  sıkıla sormuş. Cevap,pişkinceymiş.Güya köşkün sahibinin dedesinin dedesininNazır babasıymış. Bu kez mimar gözünü çerçeveye dikmiş. Çocukken sapanla attığı taşın pencereyi kırıp çerçeveye gelmesiyle bıraktığı izi görünce  hem eski fotoğraftakinin kendi dedesi olduğunu hem de türedi zenginin çalıntı fotoğrafa para ödeyerek kendisine yeni bir özgeçmiş yazdığını anlamış. İşte biz kareler böyleyizdir. Geçmişin görüntüsüyüzdür.

Siyah beyaz resimlerdensonra  fotoğrafçılarca tabedilenrenkli rulolar çıkmış.Sahibimdensıkça fotoğrafçılıktaki ustalığın, otomatik olmayan makinelerde  anlaşılacağını duyarım. Gerçi sahibim pek memnun şimdiki kolaylıklardan.Ayarlarlauğraşmak zaman alırmış çünkü. Baksanıza telefonlar bile resim çekiyor artık. Devir çok değişti. Nerede o eski bayramlar;  nerede o eski fotoğrafçılık!

Fotoğraflaralbümlerde saklanırmışevvelce. Albümler salonun baş köşesinde olurmuş. Saçın bir yanından ayaklara kadarupuzun gelin telleri ışıltılı  eski gelinlikler içindeki düğün resimleriyle başlar,  ilk çocuğun kundaktaki hali, birinci yaş günü diye sıralanırlarmış aile resimleri albümlere. Resimler şimdi bilgisayardalar. Üzerlerine titrenilen negatifleri yoktur.

Kapakları bakır kabartmalı olanından düz deri kaplamalılaraçoğu dikdörtgen şeklindeki albümler pek  güzelmiş. Koyu kahverengi kalın kartonumsu sayfalarda fotoğrafların yerleşeceği kesikler varmış. Şimdi öyle mi ya! Aç masaüstüne yeni bir dosya; çektiklerini doldur. Albüm bakmaktaki his, masaüstündeki bir numaraya tıklamakta duyulur mu hiç!Üstelik dijital kareler kesilip biçilebiliyor istenirse. Makassız. Fotoğrafçılık çok değişti çookk. Tıpkı küçücük kentlerin metropole dönüşüp tanınmaz hale gelmesi gibi.

Ne görse çeken sahibem gibi öyle her an fotoğraf çekmekneredeeskilerde… O,çiçeğinden böceğine, kuşuna, eski evine, penceresinden kapısına çeker de çeker. Hiç düşünmez fotoğraf makinesini;çok yorar. Rutubetli yerlerde objektifigıcırdayarak açılıyor yine de bana mısın demiyor. Zalim;makineye karşı çok zalim. Ama ne yalan söyleyeyim ortaya çıkan sonuçlara bakınca ona hak vermiyor değilim. Öyle seviniyor ki çektiği kareler haftanın, gününkareleri arasına girince. Sevincini görünce kızamıyorum o acımasıza!

Doğa, mimari, kuş, ağaç, çiçek  filan çeker de nedense tek kendini çekmeyen sahibimin çekmek istemediği bir konu var,  biliyorum.Çünkü artık onu iyi tanıyorum. Deklanşöre dokunuşundan tanırım. O yüzden neyden hoşlanmadığını iyi biliyorum. 

Hani sınıf arkadaşları, iş arkadaşlarıyla topluca verilen pozlar vardır. Aynı okulda okumuş da şimdi mezun olanlarla. Akrabalarla filan. O pozları çok sever sevmesine deee…

Tek birkaç kişinin gülümsediği kareler vardır ya.  Onlar ağzı kulaklarında gülerken etrafındakiler nedense sırıtmaz bile hani. Suratları asıktırsanki. İşte sahibem az kişinin gülümsediği karelerden hiç haz etmiyor…  Çünkü onca somurtmuş insan içinde pişkince yılışan birileri,karelerde pek sırıtır. Sahibime göre o gülümseyiş, muhtemelen öbürlerinin somurtmasının sebebidir. 

Turlarda hep gerilerde kalır ne görse fotoğraflamaktan. Onun çiçeği böceği, ağacı, doğayı, eski evleri, kapıları çektiğini görenler ilk fırsatta yanına gelip “Siz mimar mısınız?”, “Ziraat mühendisi misiniz?”, “Zoolog musunuz?” filan diye sorarlar. Hiçbiri değildir oysa.Ama nasıl oluyorsa çektiği her şey hakkında eni konubilgi sahibidir. 

Ben bir fotoğraf karesiyim. Sadece hoş bir resim içermem. Bir öykü anlatırım. Çekildiğim yerdeki doğayı, bitki örtüsünü, canlı dokusunu, geçmişten bugüne mimarisini, günlük hayatı, havasını, kurumuşundan akarına suyunu, insanların yüzlerindeki ifadeyi anlatırım. 

Ben, dijital bir kareyim. Sayfalarca anlatılacakları tek bir karede anlatan.Soğan suyuyla yazıldığından ilkten bakıldığında hiçbir şey görülmeyip de kâğıt gün ışığına tutulduğunda ne yazıldığı okunabilen, bugüne ve geleceğe yazılmış mektuplar gibi. 
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 31.07.2017
Acemi.demirci@yahoo.com.tr; @AcemiDemirci

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    ARŞİV