08 Nisan 2020 Çarşamba

PASLAŞMA

28 Mart 2019, 10:40
PASLAŞMA
Ayşei Yasemin Yüksel (Acemi Demirci)

Hayat, paslaşmaların sonuçları aslında. Paslaşma, futbol oyunundaki gibi topun bir ayaktan ötekine geçmesince değil, oyundan öte şey. Yani karşılanmak üzere bakışlardan,  elden, vurgudan çıkmış gönderiler bütünü. Bir tür iletişim. An olur ki pası pas geçeriz, an olur ki paslar paslanır; karşılanamamaktan. 

Bu tabir, her ne kadar futbolu çağrıştırsa da yaşamın pasları topla verilmez. Bilinçaltlarına gönderilen mesajlardan, kaşla gözle anlatımdan, çağrıştırıcı her şeyden gözün ışıltısına karşıdakilere birer gönderi olabilir. Sanki başka dilde, farklı sözcükler ile konuşmak bir bakıma.  Paslaşma, leb demeden leblebiyi anlamak. Paslaşma, tek söz etmeden çok şey anlatanla, onu anlayabilen arasındaki iletişim. Daha karmaşık ve bilgi de yetmez yapmaya meyilli olabilmeyi gerektiren bilinçaltına gönderilen mesajları yani pasları vermek, herkesin harcı değildir. Reklamlar, bilinçaltımıza neler neler göndermiyor mesela.

Hakkıyla paslaşma bir tür elbirliği, işbirliği iken  kimileri pas gönderebilir kimileri de bu oyunlardan habersiz olduğundan kendisine atılan pasın farkına bile varmaz. Kimileyin paslar, pas geçilir yani. Futbol oyunu değil ki hayat, topa bakarak pas verilip verilmediği anlaşılabilsin. Sesli paslar da var; üstü kapalı anlatımlarla. Kilitli kapılara anahtar sözcükler bulunarak. Hatırladığım bir tanesindeki nesneleri biraz değiştirerek anlatayım. 

Daha çocuğuz. En fazla liseliyiz. Bir tanıdıklara gittik. Nasıl kalabalık. Hanımlar koltuklara, kanepelere dizilmişler, tek bir yer kalmamış. Biz çocuklar,  arada boşalan bardakları toplayıp, çayları tazeliyoruz. Ev sahibi hanım öyle akıllı ki. Kimseler onun aklı ile, kurnazlığı ile yarışamaz. Bir şeye, ortama, kişiye bir kez bakması, onun niteliklerinin röntgenini çekmesi anlamına geliyor. Her zaman, her konunun halledicisi. Ölüsü olan evden düğünü olan eve her şeyin tek kotarıcısı. Nasıl bir koordinasyon, planlama ondaki. İstesen öyle olamazsın. Ama o, nefes almak gibi doğalmışçasına kolayca yoluna koyuyor her şeyi, hem de hiç sezdirmeden. Aynı anda kaç konuyu yönetiyor. Birbirini hiç sevmeyip ilk fırsatta birbirini yiyenler, kotarıcı hanımın yanında sus pus kesilip buyurduğu işlere koştururken  anlaşmazlıklarını unutuveriyor.

Meğer o toplantıdaki kimi anneler, oğullarına kız bakmaktaymışlar.  Kotarıcı hanımın evlilik yaşı gelmiş iki yeğeni de o an orada. Belli ki bilerek gelmişler. Annelerin ilgisini çekecek kadar güzel değiller. Güzellik kavramına küs, sürekli çekişme içindeki bu kızların evlenebilmeleri için kotarıcı teyzeleri elinden geleni yapıyor.

Yeğenleri, kız bakan onca annenin önünde tam birbirleri ile didişmeye başlayacakken kotarıcı teyze hemen “nerede benim tansiyon ilaçlarım? Müfide, Gülşen hemen bulun. Başım dönüyor” deyiveriyor. Pası atıyor ortaya. Kızlar, her odada teyzelerinin ilaçlarını arıyor,  aspirinden başka bir şey bulamıyorlar. Bu arada yan komşuları “sizin tansiyonunuz filan yoktu. Ne zaman teşhis konuldu?” diyorlar. Kotarıcı teyze hiç cevap vermiyor.

Aslında yeğenlerinin açıklarını saklamaya çalışan teyzenin tansiyonu filan yoktu. Tek bir hastalığı  yoktu hatta. Ama o an evinde ağırladığı, baş göz etmek istediği yeğenleri sayesinde akrabalık bağı kurmak istediği  çok beğendiği ailelerin annelerinin gözü önünde yeğenleri sevimsiz durumlara düşmesin diye kızlar arasındaki konuyu daha açılmadan kapatmış,  durduk yerde ortaya bir pas atıp ortamın tansiyonunu düşürmüştü. 

Böyle kurtarıcı ve akıllıca paslarda, pası atan ne yaptığını bilir, bilinçlidir. Karşılayan çoğu kez bilinçsizce karşılar. Bir pas atıldığında ortalarda gözükmeyen topu her delikte arama çabası,  aslında bilinçsizce bir karşılamadır yeğenlerde olduğu gibi.  Ama öyle paslaşmalar vardır ki… Atan da, karşılayan da ne yaptığının farkındadır. Hatta paslaşmalarına tanık olunduğunda bu insanların kendi aralarında  çeşitli senaryolar hazırlayıp nasıl paslaşacaklarını inceden inceye hesaplayıp hesaplamadıkları merak bile edilir. 

Çok sıkı ve küçük bir iş yeri düşünün. En fazla yirmi, otuz çalışanlı. Patron, kimse kaytarmasın diye çalışanları sürekli gözünün önünde olsunlar istiyor. O yirmi otuz kişiden üçü, beşi aralarında öyle  bir paslaşıyor ki. Patronun gözü tam da üzerlerinde iken hem de. O, üç beş kişiden biri bu konuda  hayli önde de. Taktiklerin belirleyicisi çoğu kez o.

Patron, duvarları kaldırıldığından koca bir salona dönüşmüş bir apartman katı genişliğindeki işyerinde, gözü önündeki çalışanlarının birbirleri ile tek söz edemediğini düşünürken paslaşmaktaki dış ticaret sorumluları sanki gelen iletilere cevap yazarmış gibi yazışıyorlar aralarında. Daha da olmadı lavabo sırası beklermiş gibi yaparken ya da sanki çay ocağından çay almış da ikram ediyormuş gibisinden uzatırken fısıldaşmalar var.

O üç beş paslaşmacı, sonunda patronu işinden gücünden ediyor. İşyeri de onlara kalıyor.  Ancak olan da oluyor sonunda. Vaktinde patrona karşı kenetlenen; ama iş kendilerine geçince birbirlerini çok iyi tanıdıklarından birbirlerine  hiç güvenmeyenler yavaş yavaş çözülüyor kendi içlerinde. Günün birinde eski patronlarına yaptıklarının birilerince kendilerine de yapılacağı kaygısı içlerini kemirdiğinden  tek bir yeni kişi almak istemiyorlar işe. 

 Paslar kimileyin sağ ayak gösterilip sol ile vurularak verilebilir. Kimileyin pas diye bir şey beklenmezken bir bakılır kucakta bulunur. Yanlışlıkla gönderilmiş olduğu düşünülürken bir yenisi daha düşüverir kucağa. Ardından bir başkası, bir diğeri… Ne içindir bu paslar, ne beklenmektedir pası gönderenler tarafından! Ayrıca bunca pas kucakta olsa da, paslar sanki yanlış adrese gönderilmişçesine kaçamak kaçamaksa. Tıpkı bazı sanatçıların magazin programlarında öznesiz; ama imalı konuşmaları gibi.

Paslar için yankılar da diyebiliriz. Öyle dağlar vardır ki nice bağırırsanız bağırın karşısında, sesiniz size geri dönmez. Öyle de dağlar vardır ki fısıldasanız çığ düşer. Pas veren kadar pası alabilen, anlayabilen ve karşılayabilen olmak, pası paspas yapmamak, bu iletişim biçimindeki incelik sanırım.
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 07.10.2018

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    ARŞİV