20 Şubat 2018 Salı

Yazar Gülenay Pınarbaşı, bir klişeler bütünü olan 14 Şubat’a ilişkin şunları söylüyor:

Yazar Gülenay Pınarbaşı, bir klişeler bütünü olan 14 Şubat’a ilişkin şunları söylüyor: Anlam arayışında yozlaşan ritüeller

14 Şubat 2018 Çarşamba 20:08
Yazar Gülenay Pınarbaşı, bir klişeler bütünü olan 14 Şubat’a ilişkin şunları söylüyor:
 KADINHABERLERİ.COM-  
Yazar Gülenay Pınarbaşı, bir klişeler bütünü olan 14 Şubat’a ilişkin şunları söylüyor: Bir zamanlar anlatının gücü vardı. Söz, ritüeli gizemli hatta kutsanmış yapardı. “An”lar da değerliydi. Bir sanatçının uzmanlık eseri gibi bazı anlar da bir kere yaşanabilirdi. O kişilere özeldi. Tabii toplumların doğasında değişim var. Bugün tartışmamız gereken kendi geleneksel düşüncesine yabancı olan kitlenin yozlaşmasıdır. Ve bu yozlaşma bize zeitgeist/zamanın ruhu olarak sunulmaktadır. Ama biz biliyoruz ki popüler olan, ne olağanüstü bir buluştur ne de tamamen değersizdir. Açık söylemeliyiz, bugün kitlenin bu klişeleri benimsemesinin nedeni, batılı insanın tatminsizliğidir. Ve geçmişe duyduğu özlemin etkisi kuşkusuzdur. Sartre’ın fazlalık addettiği insan varoluşuna belki de bir anlam arayışının sonucunu konuşuyoruz bugün. Bu bahsettiğim pek tabi ki bilinçdışı bir anlam, yenilenme hatta arınma umudu. Walter Benjamin, teknolojinin özgürleştirici olanaklarından bahsederken sanat yapıtını tek kılan aurasının çözüldüğünü söyler o bağlamda özel anların aurası yok olmuştur. Fotoğrafın resmin kült değerini altüst ettiği gibi hem aşkın hem özel anların büyüsü bozulmuştur. Özel anın replikasıdır yaşanan, hem de batılı toplumların tüketip attıkları bir ekonomik metadır.

RİTÜEL HAYALİNİ SATIYORLAR

Bu klişelerin arka planı ile ilgili çarpıcı diğer bir durum ise 14 Şubat olarak bize pazarlanan günlerin Roma gibi yerlerde, gelişmekte olan ülkeler kadar rağbet görmemesidir. Dünya turizm hareketinden en ciddi payı, ekonomik bakımdan gelişmiş ülkeler, ritüel hayali satarak alıyorlar. David Gitlitz’e göre; “Çağdaş toplumlar, insanların kutsallıkla birleştikleri noktalarda dualarının daha büyük bir anlam kazanacağını hissettikleri yerleri arıyor.” Kabe’de evlenme teklifi gibi dinin özüne aykırı klişelerin alt metninde böyle bir anlam arayışı mevcuttur. Sevgililer Günü’nde gidip para atmanın uğurlu sayıldığı çeşme Trevi çeşmesi, yani Aşıklar Çeşmesi ile ilgili bir deneyimimi anlatmak istiyorum. Geçtiğimiz yıllarda 13 Şubat’ta Roma’da bir toplantıdaydım. Türkiye’de evden havaalanına kadar her yerde Sevgililer Günü kutlamaları, reklamları varken Roma’da havaalanından otele kadar hiçbir yerde ne Aziz Valentine ne de bir kalp resmi kutlaması göremedik. 14 Şubat’ta Trevi’ye gittik. “Herhalde kutlamalar burada” dedim. Fena halde yanılmışım. Trevi meydanındaki hiçbir işletmede ufacık bir süsleme, belediye başkanı kutlaması yoktu. Trevi çeşmesinin şaha kalkmış atlarına baktım. Orada da bir şey göremedim. Üstelik Trevi’de öyle olağanüstü bir kalabalık da yoktu. Hıncal Uluç, ‘Sevgililer Günü’nü bu ülkeye ben getirdim’ diye övünüyor. Merak ettim sevgililer günü, Aziz Valentine’nin kutsal kabul edildiği memlekette kutlanmıyorsa nerede kutlanıyor?

Popüler olan, ne olağanüstü bir buluştur ne de tamamen değersizdir. Bu klişelerin benimsenmesinin nedeni ise tatminsizliktir.

http://www.star.com.tr/…/romantizm-kliseleri-ve-tuketim-as…/

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    ARŞİV