15 Kasım 2018 Perşembe

Tolstoy ölürken 'Karımı yanıma sokmayın' dedi mi?

Tolstoy'u bilmeyeniniz var mı? Peki onun evliLiğini? Ünlü ve Evli Yazı dizisi-9

19 Ocak 2017 Perşembe 21:13
Tolstoy ölürken 'Karımı yanıma sokmayın' dedi mi?

 Tolstoy  Sofya ile nişanlandığında, ona olan sevgi ve sadakatini  göstermek için, daha önceki ilişkilerinde yaşadıklarını anlatmak istemişti. Tuttuğu günlüğü Sofya’ya gösterdiğinde, kızılca kıyamet koptu. Nişanlısı, aşklarla dolu geçmişini öğrenmekten hiç de memnun olmamıştı. Tolstoy, bir yandan Sofya’yı seviyor ama bir yandan da ona yalan söylemek istemiyordu. Daha sonra başkalarından duyduğunda, daha kötü olacağını düşünüyordu. Bu yüzden bütün gerçekleri bilmesinde fayda olduğunu düşünüyordu. Geçmişte olan her şey geçmişte kalmıştı ve Sofya onun geleceğiydi...“Hiç böyle aşık olacağımı düşünmemiştim. Ben bir deliyim, böyle devam ederse intihar edeceğim” Diyordu...


Nişanlısının daha en başından kendisini kıskandırmaya çalıştığını düşünan Sofya, Tolstoy’a çok  sıkıntılı günler yaşattı.Ona göre aşk hayatını anlatarak, başka mesajlar vermeye çalışıyordu. Nişanı atmaya ve ondan ayrılmaya karar verdiğinde, Tolstoy’un ona gelerek özür dilemesi, ortalığı biraz yumuşattı. Özür dileyen Tolstoy, yine de herşeyin doğru olduğunu ama bundan sonra haayatında kendisinden başka kimse olmayacağını anlattı ona... Duygulu dakikalar yaşadılar ve Sofya ona bütün kalbiyle inandı. Artık biliyordu ki, Tolstoyûn hayatında başka bir kadın olmayacaktı...

Sofya, Tolstoy’dan 16 yaş küçüktü ama kültürlü, bilgili bir kadındı. Kendini yetiştirmişti.1862 yılında evlendiler.Tolstoy  düğün öncesinde Sofya’ya bir günlük hediye etti.

-Bu bizim aşkımızın günlüğü olsun. İlişkimizle ilgili bütün olayları bu günlüğe yaz... 

Dedi. Bu Sofya’nın daha önce okuduğu günlüğüde aklından çıkarmış oldu. Ona verilen bu defter; İkisinin ilişkilerine adanmış bir günlük oldu. Sofya, düzenli olarak bir şeyler karaladığı günlüğe ve günlük onların aşklarının bir göstergesi gibi evin en mahrem yarinde saklandı yıllarca...

Tolstoy, bir kont çocuğu olarak doğmuş ve hayattaki ekonomik sıkıntılardan hiçbir zaman haberdar olmamıştı. Yaptığı bazı kişisel yanlışlıklardan dolayı dönem dönem sıkıntılar yaşamış ama  bunlar hep kendi  kişiliğinden kaynaklanan şeylerdi. Dünyadaki insanların neler çektiklerini, ekonomik sıkıntılarını anladığında ise  suçluluk duymaya başlamıştı. Kensdisi, karısı ve çocukları için her şeyin en iyisini yapabilecek durumdaydı ve bunu yapıyordu da. Ama duyduğu suçluluk, onun ruhsal durumuna hiç iyi gelmiyordu.
tolstoy ve sofia ile ilgili görsel sonucu

Eşi Sofya ise onun kadar  zengin bir hayat yaşamamış olmasından dolayı para , mal , mülk hırsından kurtulamıyordu bir türlü. Tolstoy edebiyatı lanetlerken, kitaplarının telif ücretlerini alan Sofya, fildişi kulelerden aşağı inmek istemiyordu. 13 çocukları vardı ve onlara gelecek hazırlamak zorundaydılar. Sofya’ya göre onları ortada bırakmaya hakları yoktu ve bu çocuklar, onların istekleriyle dünyaya gelmişlerdi. Kendileri istememişlerdi bunu.

Tolstoy hayatının bir bölümünde, elindeki mal, mülk ve paradan utandığı bir dönem yaşıyordu. Konuştuğu, ders verdiği öğrenciler onun malikanesinin kapısına dayandılar bir gün :”Fakir edebiyatı yapmakla olmaz, Konuştuklarını , yaşamalısın” . Dediler ona. Konuşuyordu, fakir edebiyatı yapıyordu ama şatafatlı bir hayatın içinden de çıkamıyordu.Onu Allah’tan uzaklaştıran bütün varlığından kurtulmak isterken, Sofya’nın engellemeleriyle karşı karşıya geliyordu. Sofya, parasız bir hayat yaşamak istemiyordu ve Tolstoy’un fakir olmak istemesine de inanamıyordu.Tolstoy sade bir hayata doğru yelken açmaya çalışırken, Sofya mallarına mal ekliyor, orada burada eğlencelere katılıyor, Tolstoy’un söylediklerinede “maval” deyip, gülüp geçiyordu. 

Evlilikleri hiç de iyi gitmiyordu. Çocukları bile bu evlilik için kurtarıcı olamıyorlardı. Sofya, sabahtan akşama kadar gezip,tozmak, para harcamak derdindeyken,Tolstoy, elindekilere fakirlere dağıtmaya başladı. Bu aralarının daha çok açılmasına sebep oldu...

Evlilikleri çatırdıyor, Tolstoy evlilik direklerini elleriyle tutmaya çalışırken, Sofya adeta elindeki bir baltayla bu direklere vuruyor, vuruyordu. Kocasının yapmaya çalıştığı şey, ahmaklıktan başka  bir şey değildi ve o asla az parayla, fakir bir hayatı sürecek biri değildi... 

Tolstoy’un hayatta yapmak istediği tek şey, uzaklara gitmekti... Boşluk bulduğu zamanlarda,atına atlıyor, koşuyor, koşuyor, içindeki duyguları akıtmak, ağlamak istiyordu... “ Bana inanç ver Allah’ım ve başkalarının da onu bulmasını yardımcı  olmamı sağla” Diye dua ediyordu.

Sofya onun delirdiğini düşünmeye başlamıştı. Ne yapacaklardı yani, ellerindeki avuçlarındaki her şeyi ona buna verip de ne olacaktı? Taş mı yiyeceklerdi ?Yalnız kalma isteğiyle  yanıp tutuşan kocasını da anlayamıyordu. On üç çocuğu  ve eşi olan bir adam, nasıl yalnız kalmak isteyebilirdi ki ? Sofya bu çocukları, kendi başına doğurmamıştı ki ? Görevlerini yapmak istemiyordu ve bu sorumsuz adam! Onu deli ediyordu...

Aralarındaki gerginlik, evliliklerinin çatırdamasına sebep oluyor  ama yinede eski günlerin hatrına ayakta durmaya çalışıyorlardı. Sofya bir gün Tolstoy’un günlüğünü okudu  ve kocasının içinde bulunduğu travma onu korkuttu :”Söyle Leon Tolstoy,doktirininin ilkelerine göre mi yaşıyorsun ? Hayır, utançtan ölüyorum ve hor görülmeyi hak ettim.”
Sofya bunun da geçeceğini düşünüyordu, şu zamana kadar yaşadıkları bir çok gerginlik geçmemiş miydi ? Bu da geçecekti...

Sofya olup bitenlerin üzerine sünger çakip Tolstoy’u anlamaktan uzakken o kararını verdi:”Malını mülkünü dağıtma ve Allah yolunda hacca giden bir gezgin gibi yolllara düşme zamanı gelmişti. Kusursuzluğa uşlaşmak için, karısını ve çocuklarını bırakıp gitmesi gerekiyordu. 1884 yılında çıktığı yolun yarısından geri döndü. Çünkü eşi doğum sancıları çekiyordu ve onu bu halde bırakmak Tolstoy’un içine sinmemişti...
Kaçma isteği ona iyi geliyordu. Bunun düşüncesi bile kendisini mutlu etmesine yetiyordu.1887 yılında tekrar kaçtı evinden. Ayrılırken bir mektup bıraktı eşine:

Ayrılmaya karar verdim, çünkü ilk olarak, yaşım ilerledikçe bu hayat bana daha ağır geliyor ve yalnızlığı gittikçe artan bir kuvvetle özlüyorum. Önemli olan şey, altmış yaşına gelen her dindar insan gibi ben de son yılarımı Allah’a ayırmak istiyorum. Ben şimdi yetmiş yaşındayım ve hayatımla inancım arasındaki acı ve keskin uyumsuzluktan kurtulabilmek için, ruhumun olanca gücüyle, huzurun ve yalnızlığın özlemini çekiyorum.”

Eşi:” Nasıl olsa geri gelecek “ Dedi Hiç üzülmedi mektubu gördüğünde. Sahiden de Tolstoy geri döndü birkaç gün sonra. Ne olduğunu bilemediği bir şeyler vardı ve uzaklaşmak istedikçe, tekrar geliyordu evine... Onun kaçıp geri gelmeleri bir oyun gibi olmuştu artık. İşin kötüsü kimse inanmıyordu artık onun kaçacağına. Sofya ise gülüp geçiyordu her seferinde. Hatta bazen hakaret ediyordu ona.

Tolstoy, yıllar geçtikçe kaçma isteğini daha çok derinleştirdi içinde. Son kaçışının üzerinden 13 yıl geçmişti.1910 tarihinde bir daha dönmemek üzere çıktı evinden. Onun her zamanki kaçışlarından biri olarak düşündü Sofya. Gelecekti nasıl olsa. Ama bu sefer, hayattan da kaçtı Tolstoy. 11 Gün sonra bir tren istasyonunda zatürreden ölmek üzereyken buldular onu. Son sözleri” Karımı yanıma sokmayın” oldu. Yıllarca süren evlilikleri  buz gibi bir tren  istasyonunda son buldu.
        Leo Tolstay’un karısı ölmeden önce kızlarına bir itirafta bulundu:”Babanızın ölümüne ben sebep oldum!”..

İşte onların hikayeleri böyle bitti...tolstoy ve sofia ile ilgili görsel sonucu



TOLSTOY(BİYOGRAFİ)
“Evliliğe kutsallık veren aşktır…” Tolstoy 
Büyük bir Rus yazarı, fikir, eğitim, sanat dünyasının en ünlü kişilerinden biridir. Zengin bir ailenin çocuğu olarak Yasnaya-Polyana'da doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova'ya gitti. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire'i ve J. J. Rousseau'yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetle etkisinde kalmıştı. Yasnaya-Polyana'ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan "Çocukluk'u" bu sıralarda yazdı.
Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya'ya gitti. Kafkas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını ele aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikayelerini yazdı. 1854'te Kırım savaşı'na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg'a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Gene de içinde aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre'de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasnaya-Polyana'ya yerleşti. Asalet ünvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862'de evlendi.Eserlerinin en kuvvetli olan iki romanı "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina'yı", bu sıralarda yazdı. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özelikle Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı bıkıp usanmadan yazmasıydı. "Kruetzer Sonat", "Efendi ile Uşak", "Karanlıkların Gücü", "İman nedir", "İnciler", "Kilise ve Devlet", "İtiraflarım" hep bu yılların ürünleridir.tolstoy ve sofia ile ilgili görsel sonucu
Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy'un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını gerçekten büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. 82 yaşında vefat eden Tolstoy birçok kez büyük sıkıntılar yaşamıştır.Tolstoy ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, evini bırakıp yollara düştü. Bir gün küçük bir kasaba istasyonunda, hayata gözlerini yumdu.
“Güzel olan sevgili değil, sevgili olan güzeldir…” Tolstoy 


tolstoy ve sofia ile ilgili görsel sonucu








YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 1 yorum mevcut

    • Ruken eren 10 ay önce yorumlandı

      Offfff

    seks hikaye sex izle porno izle
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    ARŞİV