04 Aralık 2020 Cuma

Evli Bir Adam Bir Kadına Aşık Olursa?

İşte, hayattaki en sıkıntılı dıurumlardan biri de bu...

20 Ağustos 2020 Perşembe 11:50
Evli Bir Adam Bir Kadına Aşık Olursa?

 


İşyerinin otoparkında  rastlamıştı Arzu’ya. Öyle derin bakışları vardı ki. Daha sonra aynı departmanda çalıştıklarını öğrendi. En azından uzaktan görebilecekti onu. Garip bir çekiciliği vardı Arzu’nun. Garip ve bir o kadar da… Kelime bulabilse, ifade edebilecekti hissettiklerini ama bulamıyordu. Canı sıkılıyor, aklını işine veremiyor, kafası karışıyordu. Kafasının karışıklığı arttıkça, yaptığı yanlışlarda artmaya başlamıştı. İşte tam o sırada bir şey oldu. Arzu’yu yanındaki masaya yerleştirdiler. Artık birebir çalışma arkadaşı da olmuşlardı. “Allahtan başka bir şey istesem olacakmış diye düşünmeye başladı Hamdi. Arzu yanı başındaydı, onun kokusu bile yanındaydı artık. İlk gün otoparkta hissettiklerinin daha şiddetlisini hissediyordu. Arzu’yu tanıdıkça daha baş edilmez bir hal alıyordu bu şey… Şey diyordu çünkü Hamdi’nin yaşadığı neydi bilmiyordu.

O gün konuşurlarken yanlışlıkla eline dokunduğunda, bu kadının hayatının aşkı olduğuna karar vermişti artık. Hayatının aşkı Arzu. Bulduğu her yere Arzu yazıyordu artık, yanına da Hamdi yazıyordu. İkisinin baş harflerini yan yana koyduğunda AH ! edesi geliyordu herkese. Kısa bir sürede dost oldular Arzuyla, her şey iyi hoştu ama  Arzu ona “Abi” deyip duruyordu. Ama Hamdi Onun abisi olmak istemiyordu ki… Hamdi Arzu’nun sevdiği olmak istiyordu. Hayatı boyunca ondan başka hiç kimseyi sevmek istemiyordu. Arzu’da onu sevsin istiyordu. Bir dağ kulübesinde yaşasınlar, çevrelerinde hiç kimse olmasın, bütün gün birbirlerinden başka kimseyi görmesinler istiyordu.

Hamdi dalmış bunları düşünürken, Arzu’nun ağlayarak masasına oturduğunu gördü. İçi acıdı, kolu koptu, ciğeri dalandı sanki. Yarabbim ! ağlaması bile güzeldi. Kocaman iri gözlerinden, yaşlar boşalıyordu. Yanına gitmek istedi. Ne olduğunu öğrenmeliydi. Belki yardım edebileceği bir şeydi belki… Bu duygularla yanına yaklaşıp :

- Ne oldu Arzu ? dedi.
Arzu başını kaldırır, kaldırmaz Hamdi’nin gözleriyle karşılaştı.
- Yaptığım iş geri döndü Hamdi abi, dedi.
İyi hoş, tamamdı da, şu “abi” kelimesi nasıl da yakıyordu içini.
- “Üzülme Arzu, ben sana yardım ederim, bitiririz birlikte” 
dediğinde, Arzu’nun gözleri ışıldadı adeta. Boynuna atlayacaktı neredeyse ama yapmadı. O gün Arzu’nun da kendisine karşı boş olmadığına karar verdi Hamdi. Akşam geç saate kadar çalıştılar birlikte, iş bittiğinde Hamdi’nin içi kararmaya başladı. Ayrılık saati gelmişti ve Arzu ile  yarın sabaha kadar ayrılıyorlardı.
- Sen çok iyi bir dostsun Hamdi abi, dedi Arzu.
İyi ama o iyi bir dost olmak istemiyordu ki, o çok iyi bir sevgili olmak istiyordu, o Arzu’nun kendisine aşık olmasını istiyordu işte. Hamdi bunları düşünürken, Arzu paltosunu giydi. Çıkmak için hazırdı.Hamdi hemen yerinden doğruldu.
- Geç oldu. Nasıl gideceksin ? Dedi.
- Otobüsle Hamdi abi.
- Ne tarafta oturuyordun sen ?
- Beykoz’da.
- Öyle mi ? Ben de Beykoz da oturuyorum. Bekle ben seni bırakayım.
- Zahmet olmasın Hamdi abi. Hem benim için saatlerdir bekledin, hem de evime bırakacaksın. Sen beni Beykoz merkez’de bırak ben giderim.
Hamdi’nin arayıp da bulamadığı şey, ayaklarına gelmişti işte. Paltosunu giydi. Asansöre bindiler, oradan da otoparktaki arabaya kadar geldiler. Arzu ön kapıyı açtı ve oturdu. Onun kokusu arabaya doldu sanki bir anda. Hamdi arabasının da Arzu kokacağından mutluluk duydu. Hayatı Arzu kokuyordu artık. Yolda trafik sıkışsın diye dua etti hep, ne kadar trafik varsa, o kadar daha birlikte kalabileceklerdi işte. Yol çok uzundu sahiden de trafikte oldukça sıkışıktı. Hamdi bir an için, yolların hiç açılmamasını diledi. Yollar açılmasa,Arzu hep onun yanında kalsaydı ne olurdu.

Bir saat kadar sonra Arzu’yu kapısının önüne bıraktı. Artık evinin nerede olduğunu da biliyordu. Hayallerini süsleyecek ev burasıydı demek. Arzu ile bu evde yaşayabilseydi, şimdi arabadan inip onunla birlikte eve gidebilseydi. Arzu ona abi demekten vazgeçseydi de, Hamdi diyebilseydi…

Sabah evden getirdiği poğaçaları masasının üstüne koydu, çayını yudumlarken, bir lokma ısırdı. Geç kalmıştı Arzu. Keşke sabah onu da alıp getirmeyi teklif etseydi. Dünyanın yolunu geliyordu. Evet, evet sabah gelirken alıp getirmeli, akşamda evine götürmeliydi. Hem böylece otobüslerde rahatsız edilmesini de engellemiş olurdu. Biraz sonra Arzu kapıda belirdi. Hamdi derin bir nefes aldı. Gelmişti işte, hayatının aşkı gelmişti. Acele ediyordu:

-Çok geç aldım, di mi Hamdi abi?
Diye sordu telaşla.
- Kimse aramadı şu ana kadar, belli etme dedi Hamdi. Arzu paltosunu çıkarıp oturdu yerine. Gözü ev yapımı poğaçalara takıldı. Hamdi hemen uzattı poğaçaları.
- Yemez misin ?
- Yemez olur muyum ?  Bayılırım evde yapılmış yiyeceklere. Eşin mi yaptı Hamdi abi ?
Hamdi’nin başından kaynar sular döküldü sanki. Evli olduğunu öğrenmişti demek. Artık onu sevmezdi kesin. Evli bir adamı niye sevsin ki, diye düşündü. 3 çocuğu olduğunu da biliyor muydu acaba? her şeyden vazgeçebilirdi onun için, çocuklarından bile. Anneleri baksındı çocuklara… O hep Arzu’nun yanında olmalıydı. O sırada kuşlar gibi şen sesiyle konuşamaya başladı Arzu:
- Yollar bir felaketti valla. Kaza mı olmuş ne ? Adım adım geldik.
- Ya ben akşam söylemeyi düşünemedim ama aynı yerden geliyoruz, istersen sabahları seni alayım, akşam da bırakayım evine.
- Zahmet olmaz mı ? Dedi Arzu.
Hiç olur muydu ? Zahmet  ne demekti. Onun için bir mutluluktu aynı arabada gelip gitmek. Ona yakın olmak için bir çarede buydu işte. O günden sonra hep birlikte gelip gittiler işe. Hamdi’nin aşkı günden güne artıyor ama Arzu hiçbir şey anlamıyordu. Bu kız ya çok saftı ya da…

Öğle yemeğine çıkarken Arzu’ya baktı. Dosyaların içine gömülmüş bir şeyler yapıyordu. Onun çok yorulmasına dayanamıyordu. Acaba yemeğe davet etse gelir miydi ? Ne kaybederdi. Yanına yaklaşıp söyledi. Arzu “olur” dedi. Dışarı çıkmazsa, kafayı üşütecekmiş, bu işler bir türlü bitmiyormuş. Bölgenin en lüks lokantasına götürmeliydi onu. Prensesler öyle her yerde yemek yememeliydiler. Karısı olsa şimdi mızıldanır dururdu, bir sürü para gidecek, evde yemek var, ne gereği vardı diye. Ağız tadıyla bir yemek bile yedirmiyordu Hamdi’ye. Arzu öyle miydi ya ! Nasıl da yakışıyordu masaya, ne güzel kullanıyordu çatalı kaşığı, Ne güzel bir kızdı şu Arzu.

Hamdi bunları düşünüp dururken, Arzu’nun telefonu çaldı. Açtı ve konuşmaya başladı. Kiminle konuşuyorsa, canım diyordu, bir tanem diyordu. Hamdi gerilmeye başlamıştı. Telefon kapandığında, kıpkırmızıydı Hamdi. Bu kızın bir sevgilisi vardı kesin, onun aşkından daha büyük bir aşkı kim verebilirdi ki ? Onu aldatıyor muydu Arzu ? neler oluyordu ? O bunları düşünüp dururken  Arzu: 
- Annem aradı. Dedi.
Ne tatlı bir kızdı. Annesiyle , canım, bir tanem, tatlım diye konuşuyordu. Büyüklerinde saygılıydı, sevgi doluydu. Gülümsedi Hamdi, Onu senelerce önce bulmadığı için o kadar üzüldü ki… Acısı yüreğine düştü… Hamdi bunları düşünürken, Arzu konuşmasına devam etti. “Bugün Hasan’ın doğum günü de…
Hasan… Kardeşiydi demek ki, annesiyle kardeşine sürpriz yapacaklardı herhalde. Ne inceydi bu kızın duyguları. 
- Annem damadının doğum gününü hiç unutmaz ! Dedi Arzu.
Damat! Kimin kocası ? Kimin damadı ? Kim di bu damat ? Arzu şaşkınlıkla ona bakan Hamdi’ye gülümsedi. “Benim eşim Hasan’dan bahsediyorum Hamdi abi, onun doğum günü bugün” …

Hasan, Arzu , anneleri, doğum günü kelimeleri başının içinde uğuldadı durdu. Arzu evliymiş ! Arzu evliymiş! Aşkından ölmek üzere olduğu Arzu evliymiş demek…
Hamdi’nin rengi sarardı bir anda. Çok canı yanıyordu. Kendisinin evli olması çok problem değildi, biliyordu bunu. Ayrılırdı, olup biterdi ama Arzu’da evliymiş…

Lokantadan çıkarlarken, kafasında ileriye dönük planlar kuruyordu Hamdi. Ne olursa olsun aşıktı Ona. Kendisi ayrılırdı, Arzu’da ayrılırdı kocasından. Daha olmadı yasak bir aşkı sürdürürlerdi birlikte. Bütün bu olup bitenlerden haberi yoktu Arzu’nun ama bir gün onunda haberi olurdu nasıl olsa… Birlikte geçirdikleri zaman arttıkça, o da ona aşık olacaktı nasıl olsa, şeytan bir gün Arzu’nundu aklını çelecekti. Hem bir erkekle, bir kadın yalnız kaldıklarında üçüncü kişi şeytan olur” diye bir hadis yok muydu?

Onlarca kez birlikte yemeğe çıktılar, onlarca kez çay içtiler birlikte. Arzu hala “abi diyordu hHasan’a. Hasan o gün öğlende hasan her şeyi anlatmaya, içindekileri dökmeye karar vermişti. Yemeğe davet etti Arzu’yu. “Bugün yemeğe çıkmayacağım “Dedi Arzu.  Hamdi yemeğe çıktıktan sonra kendi başına çıktı Arzu. Yakınlarda bir yerde bir lokantaya oturdu tam yemeğini yerken, Hamdi yanı başında beliriverdi. “Hani yemeğe çıkmayacaktın?” Dedi. Arzu bir an ne yalan uyduracağını şaşırdı. Hamdi tam karşısına oturdu:
- Benimle yemek istemiyor musun ? Dedi
Arzu:
- Bak abi bu iş pek olumlu bir yana gitmiyor sanki… Yanlış yapıyorsun.
Hamdi olduğu yerden kalkıp, onca insanın ortasında yere diz çöktü ve “Seni sevdiğimi anlamıyor musun ? Seni seviyorum.” Diye ağlamaya başladı. İş yerinin yakınlarında, herkesin kendini tanıdığı bu lokanta başına yıkıldı sanki Arzu’nun. Bu adam elini tutmuş, salya sümük ağlıyordu, bu garip şeye  ortak olmak istemiyordu Arzu. Elini, Hamdi’nin elleri arasından çekip, tokadı yapıştırdı suratına. Neye uğradığını şaşıran  Hamdi yere attı, halının üstüne boylu boyunca uzanıp, hıçkıra hıçkıra ağladı uzun süre. 

Arzu o günden sonra işe gelmedi bir daha. Kendisine sonuna kadar güvenen eşine yanlış yapamazdı. Zaten onu o kadar çok seviyordu ki...





“Evlenme uzun bir pazarlıktır.”
                          Macar atasözü

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    ARŞİV