22 Ekim 2018 Pazartesi

Erkekler Nafaka vermekten bıktı, sonunda isyan ettiler!

Nafaka, evlilikten sonra erkek tarafından kadına verilen para. Ya da bizim toplumuzda böyle algılanıyor. Aslında, kadınların, erkeklere nafaka ödedikleri durumlarda var. Ancak, son yıllarda, erkekler bu konu ile ilgili dernekleştiler ve tabiri caizse, başkaldırdılar. Erkeklerin "biz neden ömrümüz boyunca nafaka ödüyoruz? " isyanı haklı mı ? Yoksa, kadınların,"e peki ben ne yapayım?" isyanına kulak mı vermek lazım?

12 Ekim 2018 Cuma 16:28
Erkekler Nafaka vermekten bıktı, sonunda isyan ettiler!
 
KADINHABERLERİ-ÖZEL- Hiç kimse, ayrılmak için evlenmiyor sonuç olarak. Herkesin dedi, güzel bitr yuva kurmak, mutlu olmak ve çoluk çocuğa karışmak.Ancak, hayat her zaman da  böyle sürüp gitmiyor ve insanlar, ayrılmak zorunda kalabiliyorlar. Buraya kadar her şey tamam.Kısmet de diyebiliriz.Ancak, asıl sorun ayrılıktan sonra başlıyor.Kadınlar,özellikle bizim toplumuzda, para kazanamadıklarını, işleri olmadığını iddia ederek, nafaka istiyorlar. Yıllarını verip,mutsuz olmuş, belki de çocukları ile ortada kalmış kadınlar, zaten psikolojik olarak kötü durumda oluyorlar. O saatten sonra, yaralarına merhem olacak bir şeyler bekliyorlar ve bu da nafaka oluyor. Buraya kafdar tamam. 

Olaya, erkek tarafından baktığımızda ise, onlarında yuvaları dağılıyor, düzenleri bozuluyor ve  belki de asgari ücretten olan maaşlarının bir kısmını da, ömür boyu ayrıldıkları eşlerine veriyorlar.Ya da vermek zorunda kalıyorlar. Olaya bakıldığında, özellikle çalışmayan ve çocukları ile yaşayan bir kadının ve düzeni bozulmuş bir erkeğin maduriyeti söz konusu.

Olaya iki taraftan da bakmak lazım.

Olayın patladığı ve erkeklerin itirazlarının yükseldiği yer ise şurada başlıyor.

- Üzerinden yıllar geçiyor, çocuklar okuyor, evleniyorlar ama erkek hala kadına nafaka ödüyor.
- Kadın bir işe girip, nafakası kesilmesin diye kendini sigorta yaptırmıyor...
- Erkek evleniyor ama yeni evlendiği bir kadın, yeni bir yuvası olduğu halde, aylık kazancının bir kısmını kadına vermek zorunda kalıyor.
- Yeni evlendiği kadın ile arasında problemler çıkmaya başlıyor.
- Nafakayı ödeyemeyince de, hapis cezası alıyor vs...

Erkeklerin de, kadınların da isyanları haklı olabilir.
Peki yok mu bunun bir ortası ? Bunun ortasını bulmaki, özellikle aile bakanlığının görevi gibi görüğnse de, hukukçuların el atmaları gereken bir konu bu.
nafaka veren erkek ile ilgili görsel sonucu

İki tarafı da madur etmeyecek bir sonuca varılması gerekiyor. Bir adamın isyan cümlesini sizinle paylaşmak istiyoruz," Ev bocu olsa o bile 10 senede biterdi, benim borcumun ne zaman biteceği belli değil. Sonu yok !"

İşte Bilka Kadın Derneği'nin yayınlamış olduğu rapor...




Nafaka Raporu  
 
  - Ömür boyu nafaka kaldırılmalıdır. Nafakanın bir süresi olmalı veya toplu nafaka uygulaması genişletilmelidir. Nafakanın tutarı ve süresi hakkaniyete uygun olarak; yaş, evlilik süresi, çocuk sayısı, gelir durumu, şiddetin süresi ve ağırlığı, kusur oranı gibi kriterlere göre belirlenmelidir. 


- Tazminat ve nafaka mahiyetleri itibariyle farklıdır. Tazminat uğranılan zararı gidermeye yönelikken nafaka hayatı idame ettirmeye yöneliktir. Ortak bir uygulamaya tabi tutulmaları doğru değildir. Tazminata ağır kusurda, nafakaya eşit kusurda hükmedilmesi doğru olup bu uygulamaya devam edilmelidir. 


- Kadının kocaya nafaka ödemesi için eski kanunda yer alan hal-i refah şartı tekrar getirilmelidir. 


- Nafaka bir insanın hayatını sürdürebilmesi için gereken ihtiyaçlarının karşılanmasını ifade etmektedir. Buna rağmen nafaka alacaklarında maaş haczi yapılmışsa % 4,55 tahsil harcı, %2 cezaevi harcı olmak üzere toplam %6,55 harç kesintisi yapılmaktadır. Maaş dışında başka haciz yapılırsa bu oranlar ikiye katlanmaktadır. 

İlk 100 TL harçtan muaf tutulmasına rağmen uygulamada yine de %2 cezaevi harcı kesilmektedir. Çok uzun yıllardır uygulama bu şekildedir ve aynı şekilde 100 TL de sabit kalmıştır. 

Nafakalardan tutarı ne olursa olsun hiçbir isim altında, hiçbir şekilde, hiçbir kesinti yapılmamalıdır. 


- İİK hükümlerine göre bir alacağın takip ve tahsili zor, uzun ve pahalıdır bu sebeple nafaka alacaklarının takip ve tahsilinde amme alacaklarına uygulanan usul (6183 s.lı Kanun) uygulanmalıdır. 


- İstanbul’da her bir icra dairesinde 140-150 bin civarında dosya bulunmaktadır. Bunların yaklaşık 200-300 tanesi nafaka dosyasıdır. İcra daireleri daireye gelenleri vatandaşlar ve nafakacılar olarak 2 gruba ayırmaktadırlar. Nafakacılar genelde mağdur olan insanlardır. 

Nafaka dosyaları uzun yıllar işlem gördüğü için icra dairelerinin daha da hantallaşmasına sebep olmaktadır. 

Nafaka dosyaları tek bir icra dairesinde toplanmalıdır. 


- Yargıtay icra işlemi başlatılmadan önceki nafaka alacaklarını nafaka alacağı saymayıp, adi alacak hükmünde görmektedir. Bu nedenle bu nafakalar ödenmediği takdirde açılan nafaka ceza davalarını reddetmektedir. Bir alacağın vasfını, mahiyetini icraya konulup konulmaması belirlemez, alacağın vasfı ve mahiyeti mahkeme hükmüne göre belirlenir. Mahkemenin nafaka olarak vasıflandırdığı alacak nafaka alacağıdır. Nafakaya icraya koyma şartına bağlı olmaksızın ödenmemesi halinde hapis cezası maddesi uygulanmalıdır. 


- Her devrin sorunları o devrin şart ve gereklerine uygun olarak çözülmelidir. Yaklaşık bir asır önceki şartlara göre (nüfus, dosya sayısı, sosyo-kültürel yapı, teknoloji…) düzenlenen nafaka, çocuk teslimi, vesayet, adli müzaheret gibi konularda ortaya çıkan sorunlar bu sebeple ya çok zor çözülmekte ya da kangrene dönüşüp çözülememektedir. Bu nedenle bu konularda çağın ihtiyaçlarına uygun, vatandaşın işini tek bir noktada görebileceği, bünyesinde ilgili uzmanlarında görev yapacağı, kurum ve kuruluşlar ihdas edilmelidir. Bu konular “Denetimli Serbestlik Büroları” gibi Bakanlığa bağlı birer daire tarafından (Nafaka Bürosu, Çocuk Teslimi Bürosu, Vesayet Bürosu, Adli Yardım Bürosu) takip ve idare edilmelidir. 
   
Bu yeni daireler Adalet Bakanlığı veya Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde yer alabilir. İdare ve kontrolleri Denetimli Serbestlik Bürolarında olduğu gibi hâkim ve savcılara bırakılabilir. Bu suretle adli-hukuki bir kontrol (yargı denetimi) imkânı da elde edilmiş olur. Böylece adliyeler işleyişlerini hantallaştıran, asli yargılama görevinin dışında kalan bir kısım ağır yüklerden de kurtulmuş olurlar. 


- Nafaka hapis cezaları şu anda en fazla geriye yönelik 3 aylık nafakalar için uygulanmaktadır. Uzun süreler hatta yıllarca nafaka borcunu ödemeyen borçlu aleyhinde ceza davası açıldığında mahkûmiyet halinde borçlunun son 3 aylık nafaka borcunu ödemesi halinde mahkemenin ceza kararı ortadan kalkmaktadır. Kalan nafaka tutarı için cezai yollar kapanmakta alacak adi alacak hükmüne girmektedir. 

Nafaka ceza davalarında süre sınırlaması ya tümden kaldırılmalı veyahut da en az son iki yılı kapsayacak şekilde genişletilmelidir. 


- Nafaka ödememek veya daha düşük nafaka ödemek için geliri hakkında gerçeği gizleyen, mahkemeye yalan beyanda bulunan nafaka borçluları hakkında TCK m. 206 hükmü -tecil veya HAGB uygulanmaksızın- hapis cezası olarak tereddütsüz üst sınırlardan uygulanmalıdır. 
   

- Nafaka alacaklısı süre sonunda yoksulluğa düşecek olursa M.K. hükümlerine göre zaten her zaman için akrabalarına karşı yardım nafakası davası açabilecektir (M.K. 364 vd.). Dava açabileceği akrabasının olmaması durumunda ise sosyal devlet ilkesi gereği devlet her zaman için muhtaç vatandaşlarına sahip çıkmakla mükelleftir. 




Av. Alev Sezen 
BİLKA Başkanı 

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    seks hikaye sex izle porno izle
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    ARŞİV