25 Eylül 2018 Salı

BENİM AŞKIMDA YAZMAK

Yazarlarımızdan Betül Âşık’ın yeni romanı Aşkın Dört Mevsimi “ilkbahar” geçtiğimiz günlerde piyasaya çıktı. Seçkin kitap evleri ve internet satış sitelerinde görmeye başladığımız yeni kitabı üzerine konuştuk.

15 Haziran 2017 Perşembe 12:02
BENİM AŞKIMDA YAZMAK


Betül Âşık: Aşkı, yaşadığımız süreyle irdeledim ve ortaya mevsimler çıktı. Tabi burada aşk diyorsak bunu sadece ikili ilişki bazında değerlendirmemiz hem kendimize hem de hayata haksızlık olur. Aşk dediğimiz şey hayatımıza renk katan bir olgudur. Ve içinde çok şeyi barındırabilir. Mesela bana “nasıl yazıyorsun” diyorlar “aşkla” diyorum. Aşk her an bizimle. 

Soru: Kitapta karşımıza çıkan aşk ne şekilde?

Betül Âşık: Kitap, umutsuzluktan umuda doğru yükselen duygularla harmanlandı. Otuz yedi yaşında, içine kapanmış genç bir kadın. Aşkı hiçbir şekilde yaşamamış. Hiçbir ilişkisi olmamış. Ve hiç tatmadığı bir duygunun peşinde sürüklenen birinin yaşantısıyla yola çıktım. Ve bu yol boyunca karşıma çok şey çıktı.

Soru: Ne gibi?

Betül Âşık: Ben normalde tasarlayarak yazmam. Mesela şu bölümde şu karakterler olacak, şunun görevi şu, bunun görevi bu demem. Oturduğum an yazmaya başlarım. Ve yol boyunca kimle rastlayacağımı Allah bilir. Mesela bir akşam yazarken durup dururken karşıma Yakup Abi diyebiri çıktı. Yazmaya devam ettim. Devam ettikçe Yakup Abi iyice şekillendi kafamda. Bölüm sonunda inanın ben bile şaşırdım kendime. “Resim yapan ben değilim, elimi başka biri tutuyor” diyor Henri Rousseau. O kadar doğru ki… Sanat gerçekten ilâhi bir şey. Sanki O fısıldıyor kulağıma ve ben yazıyorum. Bir çeşit oyun gibi. 

Soru: Yeni kitabınızdaki mevsimlerde neler yaşanıyor?

Betül Âşık:  Aşkın Dört Mevsimi dört kitaplık bir seri. Serinin ilki olan “İlkbahar” geçen hafta çıktı. Ardından Yaz, Sonbahar ve Kış gelecek inşallah. Dört ya da beş ay arayla çıkacaklar. İlkbaharda umutsuzluk var ilk başlarda. Yalnız bir kadın. Aslında kızlıktan kadınlığa geçmiş ve bunun farkına varamamış. Bilmediği bir duygunun arayışı içinde. Tıpkı bir avcı gibi. Evlenmek istiyor. Fakat olmuyor. Ve bir gün…

Soru: Bir gün?

Betül Âşık: İşte o bir gün kitapta saklı. Özellikle de evlenmek isteyip bir türlü yuva kuramayan insanların duygularına tercüman oluyorum. 

Soru: İlginç bir konu. Nereden aklınıza geldi bunu yazmak?

Betül Âşık: Çevremde çok sayıda var bunu yaşayan insanlar. Gerçekten azımsanmayacak kadar çok. Ve herkes problemli, yalnız ve farkında olmasalar da depresyondalar. Artık ümitsizler ve içlerindeki boşluğu başka şeylerle doldurma çabasındalar. Mevsimler ilişkinin süreci ve yaşamsal rutinlerimizle ilgili. Mesela yaşlanmak da bir rutindir. İnsan altmışına doğru giderken yaşlanıyor demektir ve bu olağan bir şeydir. Kitap da bu şekilde devam edecek. 

Soru: Peki bu arayışın sonunda mutluluk var mı?

Betül Âşık: Şöyle söyleyebilirim: Herkes mutluluğun peşinde. Fakat günümüzde her şey çok çabuk tükeniyor. Birçok şey somutlaşmadan bitiyor. 

Soru: Somutlaşmadan derken neyi kastediyorsunuz?

Betül Âşık: Günümüzde ilişkilerin birçoğu cihazlar üzerinden sağlanıyor. Ve buna çok şahit oluyorum, birbirini görmeyen insanlar kavga ediyorlar, ayrılıyorlar, barışıyorlar ve üst üste duygusal travmalar yaşıyorlar. İşin kötüsü bunun da farkında değiller. Buda değerlerimizi, inançlarımı dejenere etmekten öteye gitmiyor. Bu kısır döngünün son bulması gerek.

Soru: Peki kitabınız bu yozlaşmayı durdurabilir mi?

Betül Âşık: Tabi ki öyle bir iddiam yok. Bir sosyolog gibi çalışmadım. Ben bir edebiyatçıyım, romancıyım. Çok fazla gözlem yapıyorum. Ve gördüğüm insan karakterlerine gerçekçi bir üslupla eserlerimde “can veriyorum”… 

Soru:kitabınızın konusu nerede geçiyor?

Betül Âşık: Ankara ve İstanbul… Bunun için Ankara’ya gidip kitabın bir kısmını orada yazdım. Seri bitene kadar da sık sık gideceğim. Ankara’yı da çok severim. 

Soru: Gitmeden yazılmaz mı?

Betül Âşık: O yazarın tercihi. Ben gerçekçi bir yazarım. Ve gördüğüm şeyler bana ilham verir. Gördüklerimi olduğu gibi de aktarırım değiştirerek de. Havalimanında uçak beklerken de yazdım.  Aslında romancıya sorulmayacak sorular vardır. Mesela eserinde yaşadığı sokaktan bahsetmiştir fakat gerçekle alakası yoktur. Bu yazarın kararıdır. Ankara beni çok besledi. İstanbul’da da Cihangir’e gittim sık sık mesela. Karakterin biri orada yaşıyor. Gidip o sokaklarda dolaşmak, oranın havasını solumak ve ardından bunu esere yansıtmak inanılmaz bir şey. Mesela ben Cihangir’de bir sokağı tasvir ettim. Birkaç gün sonra gittiğimde neredeyse romanda bahsettiğim apartmanın ve sokağın aynısıyla karşılaştım. Mutlaka daha önce geçmişimdir, gitmişimdir. Kim bilir bilinçaltımda yaşatmıştım orayı… Yazmanın gizemi burada… 

Soru: Bu kaçıncı romanınız?

Betül Âşık: Bu üçüncü romanım. Bir de 2007’de çıkan denemelerim var. Onunla birlikte dört kitap. Bu yıl onu da revize ederek tekrar yayınlayacağız. 

Soru: Yeni dönemde seminer - söyleşi etkinliklerinizin olacağını biliyoruz. Bu konudaki çalışmalarınız nelerdir?

Betül Âşık: Özellikle gençlere yönelik seminerler olacak. Ve edebiyatseverlere yönelik. Özellikle son kitabımın üzerinden gideceğim. Aslında burada büyük bir dram var. Ve sanırım hiç kimse bunun farkında değil. Her alanda yozlaşma yoluna gidiyoruz. Bundan kurtulmamız lazım. İnsanlar da artık göz teması bile yok. Ellerindeki telefonun ekranına bakarak cevap veriyor herkes birbirine. İşte bu küçük var saydığımız şey büyüyerek koca bir çığa dönüşürse o zaman da geri dönüş olmaz. Gençlerle çok daha fazla zaman geçirmemiz lazım. Aile ilişkilerinden, yaşam tarzımıza kadar pek çok konu var aslında irdelenmesi gereken. Biz de bunu yapacağız. Gençlerimizle diyalog ve iletişim halinde olmamız demek onların ellerinden tutmamız demektir. Onlarla sohbet edeceğiz, konuşacağız, dertleşeceğiz…  

Soru: Kitabınız arka kapağında: “Mucizelere inanıyorsan aramıza hoş geldin” yazıyor. Bunun anlamı nedir? Neden böyle bir şey yazıyor?

Betül Âşık: Aslında hayat mucizelerle dolu. Hiçbir zaman inancımızı yitirmemeliyiz. Bu sadece aşk ya da ikili ilişkilerde değil her şeyde böyle. Ama tabi kitapta güzel bir ilişki başlıyor. Ve gerçekten de mucize dedirtecek bir şekilde. Kitabı okuyanlar okudukları şeyleri yadırgamayacaklar çünkü hemen hepimizin endişeleri aynı, sevinçleri aynı, beklentileri aynı… Birçoğumuzun mucizeye ihtiyacı var. Bunu görmemek ya da hissetmemek mümkün değil. Ve ben de yazdıkça daha da içselleştirdim görmezden geldiğimiz dramı. 

Soru: Serinin ardından projeleriniz olacak mı? 

Betül Âşık: Yazmak bitmez… Hep derim: bunu yazayım artık son, bu bitsin artık son. Ama Aşkın Dört Mevsimi “İlkbahar” ı bitirince henüz yeni başladığımı ve hayatımın sonuna kadar yazacağımı hissettim. Ve yazacağım da inşallah. Serinin ardından iki kitap planım hazır bile, tabi kafamda… Sonrası Allah Kerim. Ama yazmaya devam. Benim aşkımda yazmak. 

Soru: Son olarak kitaptan bir cümle aktarmak istesek?

Betül Âşık: “Dört mevsim de senin ve sen her mevsim mutlu olabilirsin…”


Betül Âşık 

Aşkın Dört Mevsimi “İlkbahar” (Çınaraltı Yayıncılık)



 

 

 

 

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    ARŞİV