24 Ekim 2018 Çarşamba

Aşık Veysel ve eşi Esma Hanım'ın evlilik hikayesi

ünlü ve evli yazı dizisi başlıyor.Kadınhaberleri.com sitesinin okuyucularına bir sürprizi var.Tarihten ve günümüzden ünlü ve evli olan kişilerin hayat hikayelerini artık bizde okuyacaksınız

20 Şubat 2017 Pazartesi 14:06
Aşık Veysel ve  eşi Esma Hanım'ın evlilik hikayesi

 AŞIK VEYSEL VE ESMA HANIM

Veysel her genç gibi evlenmek istiyordu. Gönlünün içinde akıp duran sözleri başkalarına söyleme zamanı gelmişti artık… Aşkın ne derin bir şey olduğunu bilir, bütün sözlerini aşk üzerine söylerdi. Bir gün ;

“ Güzelliğin beş para etmez, bu bendeki aşk olmasa” 

sözleri dökülüverdi dudaklarından…  Kimbilir kimin için söyledi bu sözleri ? Bu derin, bu anlamlı sözü dünyada kaç kişi söyleyebilirdi. Böyle sözler söyleyen adamın aşkı ve evliliği de nasıl olurdu kimbilir ?
aşık veyselin eşi esma hanım ile ilgili görsel sonucu

………………………….
Küçük yaşta gözlerini kaybettiği için, etrafındaki güzellikleri gördüğü kadarıyla hatırlıyordu. Mavi göğü, akan dereleri, gökyüzüne uzanan ağaçları görmüşlüğü vardı da, hatırladıklarını bunca güzel anlatması nasıl oluyordu ? Günler günleri kovalarken, belki aşık oldu birine, belki de gönlünden geçirdi. Kimselere söylemedi ama onun evlilik saatinin geldiğini düşünen babası Veysel’i yanına çağırıp:

-Oğul evlenme zamanın geldi. Dileriz ki, evlenip bir yuva kurasın dedi.

Veysel, ailesinin söylediklerini onaylıyordu. Onaylıyordu da, gözleri görmeyen bir adamın evliliği nasıl olacaktı ? Sıkıntılı günler yaşadı, belki de derdinin üstüne dert kattı. Onu isteyecek kız, bir ömür boyu onun gözleri de olacaktı. Gözlerini gözlerine dikip, derin derin bakamayacak, evleneceği kızın nasıl olduğunu bilemeyecek, sadece anlatılanlardan yola çıkarak, kafasının içinde canlandıracaktı belki ama bu evlilik onun hayatının akışını değiştirecekti…

Veysel evlilik kararına tamam deyince, ailesi onun için kız aramaya başladı. Günlerce süren gidip gelmeler, Veysel’in içini daha çok sıkmaya başlamıştı. Gözleri görmeyen biriyle evlenmek hemen kabul edilecek bir şey değildi. Ona söylemiyorlardı belki ama o biliyordu ki, gittikleri bir çok kapıdan geri dönüyordu anne ve babası.

Günler sonra bir gün müjdeli haberle geldiler eve. Akrabalarından birinin kızı olan Esma ile evlendireceklerdi onu. Esma güzel kızdı, çalışkandı, köy yerinde koşturup duracak, işe güce bakacak kadar da hamarattı. Veysel sevincinden uyuyamadı o gece. Sabahı sabah etti. Sanki sabah olduğunda güneşin ışıdığını görecek gibi keyifliydi. Artık onun kaderi belli olmuştu: “Esma”…

Esma ise ağladı, karaları bağladı. Belki gönlünde biri vardı, belki de gözleri görmeyen birinin karısı olmak fikri zor gelmişti. Ailesine, istemediğini söylediyse de, onu dinleyen olmadı. Esma’nın kaderi Veysel’di ve Veysel’le bir ömür geçirecekti… 

Veysel ile Esma evlendiler… Her köy düğünü gibi adetler, gelenekler, yemeklerle başladı hikâyeleri. Çok uzun zaman beklemediler de evlenmek için, evlilik kararı alınmışsa, bir an önce olup bitmeliydi. Buralar köy yeriydi, sonra dedikodusu, sıkıntısı bitmezdi. Sivrialan köyünde bir yuva daha kurulmuş, Veysel ile Esma hayatlarında yeni bir adım daha atmışlardı…

Dışarıda sazıyla, sözüyle insanları mutlu eden, herkesin ilgisini çekip, güzel sözler söyleyen Veysel, evlilikle birlikte huysuz, kıskanç biri haline geldi. Karısının yaptığı her şeyden kuşkulanıyor, kıskançlıklarıyla onu canından bezdiriyordu. Köy yerinde baba evine dönmek olmazdı. Esma zaten istemeyerek gelin geldiği bu evde, hiç mutlu değildi… Evliliklerinin en başından beri mutlu olamamışlardı ikisi de. Bu arada garip bir şey oldu. Komşularından biri olan Hüseyin ile Esma’nın arasında bir aşk başladı. Hüseyin’i uzaktan görür severdi Esma. Belki de, eskiden beri duyduğu bir sevda yeni yeni açığa çıkıyordu. Bunu anlayan Veysel, daha bir sıkmaya başladı Esma’yı. Gözüyle gördüğü bir şey yoktu ama karısının başka birini çok ama çok sevdiğini anlıyordu. Gönül gözü açıktı  Veysel’in. Kendisinde de hata olduğunu biliyordu. Uzun zamandır çok sıkmıştı Esma’yı ama gönlü dayanmıyordu olup bitenlerede… Çok seviyordu Esma’yı, onun kılına bir zarar gelsin istemiyordu. Onunda gönlü yanıyordu. Birkaç kez uyardı Esma’yı:

- Bu böyle olmaz,aklını başına al, dedi ama Esma hep bir şey olmadığını söyledi durdu. 8 senelik evliydiler. 8 senedir kıskançlık, huysuzluk ve anlaşmazlıkla geçen dönemi bitirmek istiyordu Esma. Daha çok gençti ve Veysel ile en başından beri yapamıyordu. Bundan sonra da olacağı yoktu . Bir gün Hüseyin’le göz göze geldi Esma, uzun zamandır bakıştıkları, uzaktan uzaktan gönüldaş oldukları Hüseyin’le, el ele tutuşup kaçıverdiler oralardan… Gönüldü bu, sevmişti Hüseyin’i bir kere. Hüseyin de Esmaya gönül  vermişti. Onların kaçacaklarını çoktan anlamıştı Veysel, gözleri görmüyordu ama gönlü söylüyordu ona bunu. Kaçacaklarını anladığı gece, Esma’nın çorabının içine bir miktar para koydu Veysel. “ Buralardan gidecekler, perişan olmasınlar “ diye..

Esma ve Hüseyin, o gece sessizce kaçtılar. Ortalıktan el etek çekilince, el ele tutuşup gittiler oralardan. Sivrialan’a bir daha dönmemek üzere gittiler. Yolun başından beri çorabının içinde bir şey Esma’yı çok rahatsız ediyordu. Bir su kenarında çorabını çıkardığında, veysel’in her şeyi bildiğini anladı. Veysel  perişan olmasınlar diye bir ay yetecek kadar para koymuştu çorabının içine…

Veysel, perişan oldu Esma’dan sonra. Yemeden içmeden kesildi, evden dışarı çıkmaz oldu. Esma’nın arkasından durmadan söylediği bir şey vardı artık. Bağlamasını eline aldığında, dudaklarından dökülen hep aynı sözlerdi:





“Bir vefasız zalim yare bağlandım
Tarih üç yüz otuz beşte evlendim
Sekiz sene bir arada eğlendim
Zalim kafir yetim koydu kuzumu”

Veysel, Esma’nın onu bırakıp gitmesinden sonra iyice yalnız kaldı. Elinde sazı, sabahtan akşama kadar çalıp söyler, içindekileri dökerdi. Bir zaman sonra Gülizar anayla evlendirdiler onu. İçindeki yangını söndürmek, yaşadıklarını unutmasını sağlamak, yeni bir evlilikle mümkün olacaktı belki de.Gülizar ana’da onu sevdi. Gönüldaş,eş,arkadaş oldular, 7 çocuk doğurdu Gülizar ana Veysel’e ölünceye kadar da başından ayrılmadı… Aşık Veysel, ömrünün son günlerinde, huzurlu, mutlu bir evlilik geçirdi…

AŞIK VEYSEL(BİYOGRAFİ)
Veysel Şatıroğlu, 1894’te Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Babası “Karaca” lakaplı, Ahmet adında bir çiftçidir. 1901’de yedi yaşına girdiği sıralarda Sivas’ta çiçek salgını yeniden yaygınlaştı ve o da yakalandı bu hastalığa. Sağ gözünün görme şansı vardı ve ışığı seçebiliyordu bu gözüyle o sıralar. Ne var ki, yakasını bırakmayan olumsuzluklar Veysel’in diğer gözünün de kör olmasına sebep oldu. 
Aşık Veysel’in hayatında ikinci önemli değişiklik seferberlikte başladı. Kardeşi Ali ve arkadaşları harp için cephelere gidince, arkadaşsızlık ve kardeş acısı, sefalet, onu umutsuzluğa sürükledi ve yalnızlığı daha derinden hissetmeye başladı. 
1933’e kadar usta ozanlarından şiirlerinden çalıp söyledi. Cumhuriyet’in 10. yıldönümünde Ahmet Kutsi Tecer’in direktifleriyle bütün halk ozanları Cumhuriyet ve Mustafa Kemal Atatürk üzerine şiirler yazdılar. Bunlar arasında Veysel’in de vardı şiirleri. Veysel’in gün ışığına çıkan ilk şiiri böylece “Atatürk’tür Türkiye’nin ihyası”... dizesiyle başlayan şiir oldu. Bu şiirin gün yüzüne çıkışı, Veysel’in de köyünden dışarıya çıkması anlamına geliyordu. Köy Enstitüleri’nin kurulmasıyla birlikte, yine Ahmet Kutsi Tecer’in katkılarıyla, sırasıyla Arifiye, Hasanoğlan, Çifteler, Kastamonu, Yıldızeli ve Akpınar Köy Enstitüleri’nde saz öğretmenliği yaptı. Öğretmenlik yaptığı bu okullarda Türkiye’nin kültür yaşamına damgasını vurmuş birçok aydın sanatçıyla tanışma olanağı buldu. 1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, özel bir kanunla Âşık Veysel’e, “Anadilimize ve milli birliğimize yaptığı hizmetlerden ötürü” 500 lira aylık bağlandı. 21 Mart 1973 günü, sabaha karşı saat 3.30’da doğduğu köy olan Sivrialan’da, şimdi adına müze olarak düzenlenen evde yaşama gözlerini yumdu. 
KARA TOPRAK…
Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sadık yarim kara topraktır.
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sadık yarim kara topraktır. 
Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne faydalandım
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sadık yarim kara topraktır. 
Herkim olursa bu sırra mazhar
Dünyaya bırakır ölmez bir eser
Gün gelir Veysel'i bağrına basar
Benim sadık yarim kara topraktır.






YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 2 yorum mevcut

    • fatma filiz 6 gün önce yorumlandı

      Tesekkur ederim ufkum genisledi

    • E 12 ay önce yorumlandı

      Cook iyi bence

    seks hikaye sex izle porno izle
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    ARŞİV