25 Temmuz 2017 Salı

Kod Adı E

23 Ekim 2016, 17:41
Kod Adı E
Nurgül Şabahat
Yemek seçmeden, tabağında ne varsa silip,süpüren insanlara gıpta etmişimdir hep.Keşke ben de öyle olabilseydim. O zaman bütün bunlar başıma gelmezdi.
Televizyonda kadın programlarından biri açık.( Niye kadın programı diyorlar onu da anlamış değilim ya. ) Eski bir şarkıcının  sunduğu programın konuğu bir gıda uzmanı. Sahi uzmanlar ne iş yapar bileniniz  var mı? Aklımızı karıştırmaktan başka bir işe yaramazlar dediğinizi duyar gibiyim. Bu konuda ben de sizinle hemfikirim.Uzaktan kumandayı ellerine geçirmiş, vücut kimyamızı zappingleyip duruyorlar.Konuğumuz, hatırlı bir üniversitenin yardımcı doçent sıfatıyla arz-ı endam ediyor ekranlarda.Kadınlar ağzı açık dinliyorlar. Adını andığı her ot, anında meşhur oluyor, baharatçılar, aktarlar yok satıyor.Daha  program başlamadan,kağıt kalem hazır,birinci sınıf talebesi gibi sessizce bekleniyor. Biri konuşacak olsa, koro halinde azarlanıyor kalabalık tarafından.Konuşmacı dudaklarını aralamadan, sunucu “az sonra” diyor.Reyting canavarı  salyalar akıtarak, şapırdatıyor ağzını. Dört dakikalık “az sonra”yı ganimet bilip, mutfağa koşuyorum. Çorbanın altını kısıp, tavuğun sosunu döküyorum.. Artık hazırdım. 
             Sunucu kadın,sesinin tonunu iyice düşürüp sordu.
“_Efendim, bugün bize çok önemli bilgiler vereceğinizi duyurduk. Yetmiş milyon sizi dikkatle dinliyor. Buyrun, söz sizde.”Uzman konuk, parmaklarını birbirine geçirmiş, baş parmaklarıyla daireler çizerek anlatmaya başladı.
_”Biliyorsunuz, birçok önemli meseleyi ilk olarak sizin programda açıkladım.Sizin gibi değerli bir hanfendinin konuğu olmaktan......”Uzunca süren yağlamalardan sonra esas konuya gelebilmişti nihayet.
_”Cennet ülkemizi çöle çevirdiler. Dünyanın hiçbir ülkesinde dört mevsim  yaşanmıyor. Her yöremizde envai çeşit sebze ve meyve yetişmekte. En fakiri bile dağdan topladığı otlarla sağlıklı beslenebilmektedir. Bütün bu nimetlerin ortasında hasta ve aç yaşamaktayız.Yediklerimiz şifa olacak yerde , hastalık olup, süründürüyor bizi. En masum görünen yiyeceklerde bile  birçok katkı maddesi var. Raf ömrünü uzatmak isteyen firmalar, koruyucu maddelerin oranını arttırıyor, bu da yetmezmiş gibi, iade ürünleri  uyguladıkları bir yöntemle tekrar piyasaya sürüyorlar.” Transa geçmiş seyirciye baktı konuşmacı. Beklediği an gelmişti. Aniden sesinin tonunu yükselterek:
_Çocuğunuz çikolata ya da bisküvi isteyince ne yapıyorsunuz. Alıyorsunuz değil mi? Niye çünkü onu seviyorsunuz. Ama biliyor musunuz ki, içinde neler var? “ Elindeki çikolatayı havaya kaldırarak:
“-Okuyorum, lütfen dikkatle dinleyin! E  koduyla yazılan bu maddeler sırasıyla;100 ile başlayanlar;renklendiriciler. 200 ile başlayanlar;koruyucular. 300 ile başlayanlar; antioksidanlar.400 ile başlayanlar; kıvam arttırıcılar. 500 ile başlayanlar;incelticiler.600 ile başlayanlar; aroma ve tatlandırıcılar. 900 ve sonrası; tatlandırıcılar, parlatıcılar. Sevgiyle sunduğunuz bu zehirin çocuğunuza neler yapabileceğini duymak ister misiniz? Kemik erimesi, alzaymır, zeka geriliği, kısırlık” Liste devam ettikçe, konuşmacı  bir lider edasıyla elini kolunu sallıyor, dinleyenlerin yüreğini ağzına getiriyordu.Bir an sakinleşerek, tane tane konuşmaya başladı.
“Sadece bu kadar mı sanıyorsunuz? En kötüsünü şimdi anlatacağım. GDO’lu tohumlar, yani genetiği bozulmuş tohumlardan  üretilen sebze ve meyveleri tüketiyoruz.Mesela şu gördüğünüz mercimek, ne kadar da masum duruyor değil mi? Oysa  içinde zararlı haşaratı bir lokmada yutan bir böceğin geni var.” Mercimekler bana , sinsi sinsi bakıyorlardı. Bu sefer bir tavuğu baş aşağı tutup:
_” Bu tavuk yediği akrep geni aşılanmış mısır yüzünden kara listeye alındı. Domatesler vahşi bir okyanus balığı geni taşıyor. Tarlalara hiçbir normal haşarat yaklaşamıyor. Domates hepsini ”hüüüp”  diye yutuveriyor.”Uzman konuk anlattıkça , içim kalkıyor, kusmamak için kendimi zor tutuyordum. Program bitmiş, ben de bitmiştim.Mutfağa gidecek cesaretim kalmamıştı. Ayaklarımın ucuna basarak, ocağa yaklaştım. Tencerenin kapağını açmamla , mercimeklerin etrafa dağılması bir oldu Koluma, bacağıma yayılıyor, kulaklarımın içine kaçıyorlardı.Çığlık çığlığa banyoya koştum. Aynada  korkudan fırlamış gözlerimle karşılaşınca,”kızım, deli misin sen?”dedim, “korkulacak ne var? “ Bütün cesaretimi toplayıp, tekrar döndüm mutfağa. Niyetim tavuğu kontrol etmekti .O da ne tavuk tüyleriyle oturuyordu tencerede. Tahta kaşığı kafasına kafasına vurduysam da fayda etmedi. Boynunu uzatmış, mercimekleri yemeye çalışıyordu. Mercimekler durur mu? Birlik olup, koca tavuğa saldırmaya başlamışlardı.Onları başbaşa bırakıp, kaçmıştım.
       Akşam olmuş, çoluk çocuk eve dönmüştü. 
“_Kurt gibi açım anne “ dedi büyük oğlum. Masayı çevreleyen sabırsız gözlere verecek bir cevap arıyordum. 
“-Biliyor musunuz?” diyerek başladım söze. Mercimeklerden, tavuktan, Gdo’ lu  ürünlerden, katkı maddelerinden... sözüm bitmeden atıldı kocam “Eeeee, sonuç?” Ağzından çıkan “E’ler” devleşip, üzerime, üzerime  geliyorlardı.
                                                                                                 Nurgül Şabahat

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    ARŞİV