 |
ANKET |
|
|
|
|
|
 |
TARİHTE BUGÜN |
|
|
|
 |
Almanya\'da Hurafecilik!!! |
Ritüellerin gerçek veya hurafe olduğunu ispat etme peşinde değilim
Halk inançları, o halkın davranış kalıplarının altında yatan psikolojik motivasyonları toplumsal şuuraltındaki korkuların, sevinçlerin, dileklerin önemli kaynaklarından biridir. Hepimizin bildiği gibi, sözlü kültür halk felsefesini yansıtan en önemli araçtır. Bunun yanısıra objelerle somutlaştırılan daha çok halk ritüeli olarak tanımlanan bazı törenler, inanışlar vardır. Televizyonların abartılı sunumlarıyla daha çok haberdar olduğumuz türbelere çaput bağlama, mum yakma en sık rastlanan ritüeller. Her toplumun kendi karakterini kendisinin kaderi ve inançlarıyla ortaya çıkardığı, yoğurduğu geliştirdiği bilinen bir gerçektir. Aydınlanma felsefesi ile birlikte batı dünyası öncelikle dinin baskıcı unsurlarından ve batıl inançlardan arınmıştır. Ya da biz böyle biliriz. Yukarıda da bahsettim, özel televizyonlarla birlikte halk inançları daha bir tenkid edilir, küçümsenir hale gelmiştir. Muhabir ve kameraman halk inancı uygulamasını çeker, hurafenin zararlarını vurgular ve mikrofonu önce din bilginine uzatır (sanki oradaki uygulama sadece dinidir-arasındaki sınırı ayırmak zor olsa bile halk dini ile halk inancı farklı alanlardır) ardından sosyoloğa uzatır ve genelde toplum bilimci şu mealde sözler söyler: "gelişmiş toplumlarda böyle uygulamalar yoktur, aklın ve bilimin ışığındaki toplumlar böyle şeylere inanmazlar, itibar etmezler." Üsten bakan bilim adamı halkı küçümser ve bu tavırları islamiyete ya da şarklı olmaya bağlar!!! Halk bilimcileri ise( bizim için yeni bir alan) halkın inandığı, sosyo-kültürel olarak kabul ettiği bazen olağanüstü bazen olağan durumlar üzerinden halkın algılayışını, mantık yürütmelerinin nasıl şekillendiğini ve dünden bugüne nasıl değiştiğini anlamaya çalışır. Sözü nereye getireceğim, hatırlarsınız geçtiğimiz aylarda bir Almanya-Belçika-Fransa seyahati yaptık. Genel gözlemlerin yanı sıra halk inançlarının da izini sürmeye çalıştım. Ancak Almanca ve Fransızca bilmediğim için sözlü anlatımlarından pek istifade edemedim, çeviri yoluyla bazı inançları öğrensem de pek bir kısır kaldı. Ancak özellikle Köln'de kentin ortasındaki tren yolu köprüsününde öyle bir ize rastladım ki bizim hurafelere rahmet okutacak cinstendi. Resimde gördüğünüz gibi tren yolunun tellerine insanlar kilitleri asmakta ve bu kilitleyip üstüne tarihlerini yazmaktalar. 2. Dünya savaşından önce kapatılmış kilitler bile vardı ve 500 metrelik köprünün tellerinin tamamı bu kilitlerle kaplıydı. Bu kilitlerin buraya asılış nedeni çiftlerin evliliklerini sonsuza kadar sürdürmek istemeleri. İsimlerini ve evlilik tarihlerini kilidin üzerine kazıyan çiftler, dilekleriyle beraber kilidi kapatıp anahtarını nehre atıyorlar... O pazar günü Dom Kilisesi'ni ziyarete gelenler içinden de kilit alıp üstüne yazıp asanları gördüm. Kuralların katı sayılabileceği ve kamu düzenine çok dikkat eden Almanya, bu uygulamaya izin vermekte idi. Yoksa Almanya'da mı hurafeci? Halk bilimine ve edebiyatına gönül vermiş biri olarak, bu uygulamaların gerçek veya hurafe olduğunu ispat etme peşinde değilim. Ancak halk inançlarının ve uygulamaların bir kültürel fenomen olduğunun ve evrensel yönünün bulunduğunun önemine dikkat çekmek için bu yazıyı kaleme aldım. Halkbilimi normatif bir bilim değildir. Dolasıyla bu inanç ve uygulamaları, doğru-yanlış-iyi-güzel diye araştıramayız. Bir ülkeyi veya toplumu, oranın müzeleri ve eğlence merkezleri gezilerek anlamanın çok mümkün olmadığını düşünüyorum. Tabiki normal bir vatandaş iyi vakit geçirme kaygısıyla seyahat edecek ancak gazeteciler, aydınlar, araştırmacıların inceleme yaptıkları alanlara mümkün olabildiğince halk kültürünü de eklemeleri tamamlayıcı olur.
Gülenay Pınarbaşı
gulenaypinarbasi@kadinhaberleri.net
2010-02-02 14:52:34 |
|
|
|
|
 |
YAZARLAR |
Ülkü Selvi Uslu
GİT BAŞIMDAN BAKLAVA! Bir tarafım masa başı çalışanıyken, ruhum ev kadını annem.
|
Şebnem Güler Karacan
Kedi gibi mırıldanan kadınlar ve onlara koşan erkekler... Son zamanlarda sıklıkla gördüğüm aldatma aldatılma vs olaylarında gördüm ki...Ke
|
Betül AŞIK
Sana Yürüyorum Karanlıkta... Cırcır böceklerinin sesleriyle şenlenmiş karanlık bir yolda yürüyorum sana ulaşa
|
Gülenay Pınarbaşı
Şeyh Galib'e Saygı Kendine hoşca bak; sen dünyanın özüsün. Bütün yaratıkların gözbebeği olan insans
|
Havva Türe
EYVAH! İFTARA MİSAFİR VAR Birkaç gün üst üste iftara davetli olup, orucun da rehavetiyle bütün işleri seri
|
Av.Alev Sezen
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI GÖREVDEN ALINMALIDIR! AKP döneminde başlayan kilise restore etme ve ibadete açma furyası son sürat dev
|
Elif Kavakçı
Veda Teksas'ta, güneyin sıcağını, rahatlığını, yavaşlığını ve huzurunu bırakıp, kuz
|
Deniz Arcak
Kadın olmak, Aaaa Evet Şöyle ki;
|
| Tüm Yazarlar |
|
|
 |
KONUK YAZARLAR |
Sema Karabıyık
Öğrencisiz Öğretmenler! Atamasını bekleyen, her güne hayalindeki mesleği insanca koşullarda yapabilmek i
|
Abbas Güçlü
SINAV İMPARATORLUĞU SARSILDI TUS ve KPPS ne olacak?
|
Amberin Zaman
Emine Erdoğan'ın öğrettikleri Pakistan Ziyareti
|
BEJAN MATUR
İndus Vadisi'nde merhamet yolculuğu İndus Vadisi sular altında kaldığı için midir bilmiyorum, bana bitmez tükenmez g
|
| Tüm Konuk Yazarlar |
|
|
|