 |
RÖPORTAJ |
SES VER HAYAT!
Ne gariptir dirilerin âlemi! Birbirlerine deli tutkularla bağlanırlar.
|
|
|
 |
ANKET |
|
|
|
|
|
 |
TARİHTE BUGÜN |
|
|
|
 |
Gözü bağlı Tanrıça |
Bilindiği üzere mitolojide bu tanrıça adalet adını taşır ve onun dağıtımındaki hakikat ve doğruluk gibi mantıkî değerlerin gözetilmesini deyimler.
Aslında adalet ahlâki bir değer olarak kişilerin erdemi ile ilgilidir. Romanın büyük hukukçularından ULPIANUSun tanımı ile Adalet herkese kendisine düşeni vermek yolunda sağlam ve sürekli bir irade, bireyin hak ve adalet severliğidir.
Modern etikte(ahlâkta) adalet daha başka değerlerin gerçekleşmesinin de ön koşulu olarak kabul edilir; o, diğer herkesin varlığını onamak, haklarını tanımakla birlikte, onların kültür değerlerinin yaratılması ve korunmasına yönelik özgürlük alanlarına girilmemesini gerektirir. Buna göre, yaşamda haksızlığa uğramamak bir talih işidir ama, kimseye haksızlık etmemek kişilerin ahlâki düzeyini gösterir. Ancak, adalet hukukî anlam ve boyutu ile bir toplum düzeninin kurulmasını buyurur; böylece insanın dışında yaşayamayacağı toplumun varlığını güvence altına alır. “Adalet mülkün temelidir”(Türk Atasözü) Adaletin bu istemi, hukuk aracılığı ile, uygulamada gerçekleşir. Yürürlükteki hukuk mahkeme kararlarında ortaya çıkan hukuktur; çünkü, düzen işlevini hukuk, ancak bu yolla yerine getirebilir. İşte tanrıçanın gözünün bağlı olması, anlamını burada kazanır. Adaletin hizmetinde olan uygulayıcı, onun özünü oluşturan eşitlik düşüncesi gereği herhangi bir davada taraflara duygusal olarak yaklaşamaz, böylece bir kayırma yapamaz, taraf tutamaz. Buna tarafsızlık ilkesi denir. Bu ilkeye sadık kalınmaksızın, çözülmesi gereken çıkar çatışmalarının gerçeğine (realitesine) ulaşılamaz, gerçeğin hakikatine(bilgisine) varılamaz. Kimin haklı olduğu bu hakikate göre saptanacağından, buna da hak ve hakikatin birliği denir. Şimdi, hakikatin temsil ettiği gerçeğe uygun düşecek hakkın ne olduğu, onun kapsamı ve kime ait olacağı yasa tarafından belirleneceğinden, davada verilecek kararın bir bilgi işlemi ile mantığa uygun olarak doğru bir biçimde bu yasadan çıkarılması gerekir. Böyle bir işlem hukukî kararların doğruluğunun tek güvencesidir. Buna yasaya bağlılık ilkesi de denilebilir. Diğer yandan yasa ve bütünüyle hukukun adaletten çıktığı, hukuku hukuk yapanın adalet değeri olduğu bilinince, doğruluk ilkesinin gerçekleşmesinde adalete uygunluk en önemli bir ilke olacaktır. Yargı kararlarının adalete uygun olmalarıdır ki, hukukun asıl ve sağlam yürürlüğünü güvence altına alır. Çünkü, ancak böyle bir karar vicdanları bağlayabilir. Bu nedenle yargı, temelde adalete bağlılığını unutmamalıdır; mevcut hukuk düzenin dayalı bulunduğu değerler çerçevesinde ve olanak ölçüsünde adalete yönelmelidir. Yargı bağımsızlığı düşüncesi anlamını bu noktada bulur. Bu nokta bilimsel açıdan dikkate alındığında büyük hukuk filozofu G. RADBRUCH’un dediği gibi “Mahkemelerin bağımsızlığı pratik hukuk bilimine aktarılmış olan bilim özgürlüğünden başka bir şey değildir”. Gerçekten her türlü mantıkî çıkarsama ve bu arada adaletten yapılacak çıkarsama da mantığın kurallarına uygun olmak zorundadır ve bu yüzden bilimseldir, bilimsel zihniyetin koşullarına tabidir. Bilim özgürlüğü de, hakikate varma çabasının ön koşul olarak felsefî, dinî ya da siyasî bir dünya görüşü içersinde yürütülemeyeceğini deyimler. Öyleyse çağdaş hukukçu yalnızca çağdaş adalet anlayışının, insan haklarının hizmetindedir, öyle olmalıdır. Nedir ki, mülkün, dünyanın, insanoğlunun varlık nedeni olarak kabul ettiğimiz adalet ve hukukun, düşlediğimiz ve umut ettiğimiz, doğanın vahşî acımasızlığına karşıt insanî bir dünyayı kurabileceği sanılmasın. Bu konuda filozof ARISTO’nun sözü unutulmamalıdır: “Bütün insanlar dost olsaydı, adalete ihtiyaç kalmazdı….herkes adaletli olsaydı bile, buna rağmen sevgiye muhtaç olacaklardı”. Çünkü adalet en çok değil, en az ahlâktır; o, düşmanca duyguların, kin ve nefretin bile bürünüp örtüşebileceği bir kalıptan ibarettir. Bu açıdan bakıldıkta el-HAMMEL’in “Sonuçta zarar verecek şeye sevinen insan, ne zaman aklını başına alacak?” biçimindeki sözüne hak vermemek olanaksızdır. İşte dünyada sevginin egemen olduğu zamandadır ki, tanrıçamızın gözünü kapatmasına gerek kalmayacaktır. Gözünü açmakla adaletin soğuk ve karanlık dünyasından kurtulup, cenneti andıran aydınlık, herkesin, her şeyin birleştiği, bir bütün oluşturduğu dünyayı görmenin mutluluğunu yaşayacaktır.
Prof. Dr. VECDİ ARAL
2010-01-18 13:55:52 |
|
|
|
|
 |
YAZARLAR |
Havva Türe
EYVAH! İFTARA MİSAFİR VAR Birkaç gün üst üste iftara davetli olup, orucun da rehavetiyle bütün işleri seri
|
Şebnem Güler Karacan
Kedi gibi mırıldanan kadınlar ve onlara koşan erkekler... Son zamanlarda sıklıkla gördüğüm aldatma aldatılma vs olaylarında gördüm ki...Ke
|
Betül AŞIK
Sana Yürüyorum Karanlıkta... Cırcır böceklerinin sesleriyle şenlenmiş karanlık bir yolda yürüyorum sana ulaşa
|
Gülenay Pınarbaşı
Şeyh Galib'e Saygı Kendine hoşca bak; sen dünyanın özüsün. Bütün yaratıkların gözbebeği olan insans
|
Ülkü Selvi Uslu
HAZIR RAMAZANKEN Bu yazdan geçtim; çalayım göle mayayı da belki seneye kurtarırım memleketi.
|
Av.Alev Sezen
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI GÖREVDEN ALINMALIDIR! AKP döneminde başlayan kilise restore etme ve ibadete açma furyası son sürat dev
|
Elif Kavakçı
Veda Teksas'ta, güneyin sıcağını, rahatlığını, yavaşlığını ve huzurunu bırakıp, kuz
|
Deniz Arcak
Kadın olmak, Aaaa Evet Şöyle ki;
|
| Tüm Yazarlar |
|
|
 |
KONUK YAZARLAR |
Sema Karabıyık
Öğrencisiz Öğretmenler! Atamasını bekleyen, her güne hayalindeki mesleği insanca koşullarda yapabilmek i
|
Amberin Zaman
Emine Erdoğan'ın öğrettikleri Pakistan Ziyareti
|
Doğan Hızlan
100 Temel Eser'in okutulmasının sonuçları AŞAĞIDA, 100 Temel Eser uygulamasının, seçilen eserlerin okutulmasının nasıl son
|
Cihan Aktaş
Gecede 'hayır' aramak Cihan Aktaş, Medya-Sofa sahurunu yazdı
|
| Tüm Konuk Yazarlar |
|
|
|