12.AĞUSTOS…
AYŞE
RÜYA MI GÖRDÜM ?
Sabaha kadar gözüme uyku girmedi. Ya ben rüya mı gördüm? Yoksa sahiden aradı mı beni? İşte bunu tam olarak hatırlayamıyorum. Rüyayla gerçek arası bir şeydi sanki. Ama rüyamıydı? Yoksa gerçek miydi onu bilmiyorum işte. Sahi ya ! Acaba rüyamda gördüm de gerçek mi sanıyorum ? Mehmet seninle evlenmeye evet diyorum diye ararsam, bir de o beni aramamışsa, rüyaysa olup bitenler… O zaman Ne evlenmesi ? derse. Ben ne yaparım… Önce sakin olup düşünmeliyim. Mehmet beni arayıp evlenme teklif etti mi etmedi mi ?
En iyisi telefon kayıtlarına bakmak. Gece yarısı Mehmet beni aramış mı aramamış mı ? Annem niye bana öyle garip garip baktı öyle… Yüzümden mi anladı evlenme teklifi aldığımı acaba? Yanıma yaklaşıyor, bir şey söyleyecek sanırım:
- Akşam ki telefon konuşmasını duymadığımı sanma. Bak hazır birini bulmuşsan, iyi çocuksa evlen. Daha ne bekliyorsun “ Dedi. Mehmet aramış beni demek ki… Gördüklerim rüya değil anlaşılan.
Şimdi aramak lazım da… Ay ne desem acaba? Yani annemle babamla konuşmadan birinin evlenme teklifini kabul etmem akıl işi mi ? Onlara sorsam, bir sürü tantana olacak şimdi. Abim duysa, ayrı bir dert. Ya ne yapsam bilmiyorum ki…
Kahvaltımı edeyim de, aklım başıma gelsin önce. Sonrasını düşünürüz..
EYVAH ! GÖRDÜKLERİM RÜYA OLABİLİR Mİ DİYE DÜŞÜNDÜYSEM EĞER, AŞIK OLDUM DEMEKTİR…
12.AĞUSTOS…
AKŞAM ÜSTÜ
MEHMET
ARAMAYACAK GALİBA DERKEN…
Yahu akşamüzeri oldu hala aramadı beni Acaba ben mi arasam?
Ölüm yok ya ucunda. En fazla: “Seninle evlenemem” der olur biter. Ama yok aramamalıyım. Düşünüyordur belki de… Hem ben seni arayacağım dememiş miydi ? Arayacaktır mutlaka. Aramazsa da aramaz ya ne yapayım ?
Anaaaaa !Telefonum çalıyor. Arayan Ayşe… İşte aradı sonunda aradı. Sesim gidecek gibi sanki. İnşallah telefonu açınca sesim filan kısılmaz heyecandan. Kalp sektesinden gitmesem bari…
Nasılsın dedi önce.. Sonra da konuşmaya başladı. Dün akşam konuşmuştuk ya, onunla ilgili görüşmek için iş çıkışında bir yerde buluşabilir miyiz diyor. Neden telefonda söylemiyor sanki. Ben ona telefonda sormuştum, o da bana cevap verseydi… Galiba olumsuz bir şey söyleyecek. Sesi kötü gibi geldi… Sanki bir şey söyleyecek de söyleyemiyor gibi…
Akşam çay bahçesinde buluşalım dedi. Yemeğe çıkalım dedim. Olmaz dedi. Evdekilerin haberi yokmuş. O yüzden çok kalamayacakmış.
Çay bahçesine geldiğimde, henüz o gelmemişti. Hayatta hiçbir şeyi kaybetmekten bu kadar korkmadım ben. Neler oluyor bana anlamıyorum? Hah geliyor işte. Kırmızı elbisede ona ne kadar yakışmış! Lütfen kötü bir şey söylemesin bana. Lütfen ! Hiçbir şey yokmuş gibi davranıyor. Çay içerim dedi. Çaylarımız da geldi. Konuşmuyor. Neden konuşmadığını anlayamadım ama konuşmuyor işte…
Belki o da nereden başlayacağını bilemiyordur. “ Bak Mehmet” Dedi. Başlıyoruz sanırım. “Akşam söylediklerini sabaha kadar düşündüm. Bugün bu saate keder da düşündüm. Hiçbir problem olmadığına karar verdim. Ya neden olmasın ? Yani evlenebiliriz sanırım…”
Ne ? neler söyledi böyle ? Bu olur demek oluyor di mi ? Olur. Yani olur mu ? Evleniyor musun benimle ? Diye öyle bir bağırmışım ki, bütün çay bahçesi bize dönüp baktılar. Sonra da ayağa kalkıp alkışladılar bizi. Ayşe kıpkırmızı oldu. Yani şimdi Ayşe benimle evlenecekti öyle mi ?
Mükemmel, kusursuz ve eksiksiz bir evlilik kararı aldık… Her şey çok iyiydi…
AŞK HER ŞEYİ KUSURSUZ KILACAK BİLİYORUM…