logo
ok ok ok ok ok ok ok ok
ÇOK OKUNANLAR
HER GECEYE KADİR, HER GELENİ HIZIR (AS) BİLMEK
Öğrencisiz Öğretmenler!
AKP'den aday olamadım
Kedi gibi mırıldanan kadınlar ve onlara koşan erkekler...
100 Temel Eser'in okutulmasının sonuçları

YORUMLAR
yav kadın kocanın iş yerinde ne arıyorsun. çalışan
ASLI ERDOĞAN'da radikalden ayrıldı mı peki
aminn inşallah rabbim herkezin gönlüne göre versin
Siz yazdıklarınıza sahiden inanıyor musunuz?
100 Temel Eserin okutulması kısmen DEĞİL BENCE ÇOK

06-09-2010
  ok Ana Sayfa
  ok Gündem
  ok Bilge Kadın
  ok Edebiyat
  ok Eğitim
  ok Foto Galeri
  ok Kadın Haberleri
  ok Görmeden Geçme
  ok Sağlık
  ok Kadınlar Pazarı
  ok Medya
  ok Bugün ne pişirsem
  ok Gülümse
  ok Çocuk
  ok 5 M
  ok Düşünce
  ok Ev Hali
  ok Araştırmalar
  ok Müzik
  ok Kültür-Sanat
  ok Pratik Bilgiler
  ok Özel Dosyalar
  ok Röportaj

KADINHABER ÖZEL
SBS,LGS, VS Sınavlarının soruları da çalınmış olabilir mi ?
Günlerdir süren KPSS artık herkesin kafasını karıştırıyor. Boşa emek harcanıp, k

VİDEOLAR
Cem Karaca- Allah Yar
2010 Ramazan TRT
Hüseyin Turan
Alaydım Elin Elime
Ömür Dedigin-Emel Taşçıoğlu
İsmail Cartılı-Dudu Hakkı
Tüm Videolar

RÖPORTAJ
SES VER HAYAT!
Ne gariptir dirilerin âlemi! Birbirlerine deli tutkularla bağlanırlar.

ANKET
12 Eylül Referandumunda ne diyeceksiniz ?
Evet
Hayır


Anket Sonuçları

TARİHTE BUGÜN

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin    
Allah Allah deyip geçtik mi sahiden?
Başbuğ Paşa\'nın sözünü ettiği mevcut talimatname ile uygulamalar arasında mı fark var acaba?

Başbakan Erdoğan'ın eşinin GATA'ya alınmayışıyla ilgili hatırasında "Anlatacak çok şey olduğunu" söylemesi basında hayli merak uyandırdı.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un "Keşke olmasaydı" dediği bu hadise, hâlâ her gün yaşanıyor. Başörtülü kadınlar ne Orduevi'ndeki yakınlarının düğünlerine gidebiliyor ne de asker hastalarını ziyaret edebiliyor. Hadiseyi sadece "çok özel durum" olarak Başbakan'ın eşiyle sınırlandırarak "Keşke olmasaydı" demek pek fazla anlam ifade etmiyor.

"Anlatacak çok şey var aslında." dedi ya Başbakan. Ben aksini düşünüyorum. Anlatacak çok şey kalmadı aslında. Defalarca anlatıldı, yazıldı, çizildi. Sadece işitecek kulak, düşünecek akıl, uygulayacak cesaret lazımdı. Şimdi yeni yeni "Keşke olmasaydı" noktasına gelebildik hiç değilse...

Bu hadise ve öncesinde ortaya atılan Balyoz Harekât Planı hakkında konuşan Orgeneral Başbuğ'un masayı yumruklayarak "Allah Allah" nidalarına dair sözleri, 16 Ekim 1997'de Akşam Gazetesi'nde yazdığım bir yazıyı hatırlattı bana.

" Allah Allah yerine yeah ve hurra!" başlıklı yazıda, Orgeneral Başbuğ'a "Keşke olmasaydı!" dedirtecek hikâyeler de mevcut..

İşte o yazı.

***

"Şanlıurfalı Topçu Yüzbaşı Abdulmuttalip Yıldırım'ın YAŞ kararıyla ordudan atılmasından sonra bunalıma girip intihar etmesi beni de bunalıma soktu. İntiharın inkâra yakın bir suç olduğunu bilecek kadar inançlı bir insan olmasına rağmen, onu bu eyleme sürükleyen çaresizliği ve zulmü düşündükçe isyan ediyorum.

Yüzbaşı Yıldırım'ın eski silah arkadaşlarından biri ile karşılaştım tesadüfen. İntiharını benden öğrendi ve perişan oldu. Yıldırım'ı çok yakından tanıyor ve seviyordu:

"Anadan doğma dört dörtlük bir askerdi" dedi. "Deli dolu bir insandı, her hareketinden hayat fışkırıyordu. Çok sağlam bir karakteri vardı."

Bu nitelikler onu kurtaramamıştı ne yazık ki. Eski silah arkadaşının söylediğine göre, namazla niyazla tanışması da çok eski değilmiş Yüzbaşı Yıldırım'ın.

Ben re'sen emekli edilenlerin ne kadar maaş alabildiklerini sordum:

"Çok az" dedi. "Bizde emekli olurken alınacak kıdem tazminatı önemlidir. Fakat re'sen emekli edilenlerin bu hakkı yanar. Emekli maaşları da düşüktür. O maaşla geçinmek, hele Abdulmuttalip Yüzbaşı gibi 3 çocuk babası bir subay için mümkün değildir."

Dindar oldukları için ordudan atılan subaylarla ilgili birkaç anekdot anlattı.

"Bir albay vardı. Adamcağızın dinle diyanetle hiç ilgisi yoktu. Her akşam çilingir sofrası kurar, içkiyi çok severdi. Albaylığına kadar hep böyleydi. Doğu'da görev yaparken, köyün birinde yaşlı bir adamla dost olmuş, onun sohbetlerinden etkilenmiş, içkiyi bırakmış, namaza başlamış. Çok geçmedi, namaz kıldığı tespit edildi ve albay ordudan atıldı."

Söz konusu albay, ordudan atıldıktan sonra bir perde fabrikasında iş bulup çalışmaya başlamış. Ancak fabrika yöneticileri bir kısım askerler tarafından, "Bu adam irticacıdır, ordudan atılmıştır, ona iş vermeniz yasaktır" diye ihtar edilmiş. Fabrika da bu baskılar karşısında albayın işine son vermek zorunda kalmış.

"Ne yapıyor şimdi o Albay?" diye sordum.

"Süpürge satıyor" dedi Yüzbaşı Yıldırım'ın eski silah arkadaşı.

Ve ordudan atıldıktan sonra sıkı takip altına alınan ve girdikleri özel şirketlerden bile çıkarttırılan eski subaylarla ilgili pek çok şey anlattı.

"Ne olacak, bu işin sonu nereye varacak bilmiyorum" dedi.

Merak ettiğim bir şey vardı. Bu baskılar, asker arasındaki maneviyatı nasıl etkiliyor? Dindarlığa eğilimi olanlar siniyor, azalıyor mu? Savaş anında tüfeğiyle birlikte dini inançlarına sarılarak "Allah Allah" nidasıyla düşman üstüne yürüyen askerler, şimdi inancını açıklamaktan ve yaşamaktan korkar bir halde mi?

Güldü:

"Eğitimde bir nevi savaş tatbikatı olan tüfekli hareketlerde eskiden düşmana son darbeyi indiren vuruşu yaparken Allah diye bağırılırdı. Şimdi Allah nidası değiştirildi, yerine Amerikalıların yeah nidası konuldu. Saldırı tatbikatında da Allah Allah yerine, hurra diye bağırılıyor. Fakat bu emir bir türlü tatbik edilemiyor, çünkü askerlerin çoğu içinden geldiği gibi Allah diye bağırmaya devam ediyor. Özellikle Güneydoğu'da görevlendirilen subaylar arasında ateist gidip dindar dönenleri çok gördüm. Aksine bir artıştan bile söz edilebilir."

Yıllar önce üniversitelerde başörtüsü zulmü başladığında dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren'e yazdığım açık mektuptan bir cümleyi hatırladım:

"Dini inançlara baskı yapmak, yün çırpmaya benzer. Vurdukça kabarır."

Türlü baskılarla Sistem'i koruduklarını zannedenler, tıpkı Yüzbaşı Abdulmuttalip Yıldırım gibi, onu da kaçınılmaz bir intihara sürüklediklerinin farkındalar mı acaba?

***

Bu yazı 1997'de yazılmıştı. Ben askerlik görevimi 1986-87 arasında yaptım, bize de talimde "Yeah" ve "Hurra" diye bağırmamızı söylemişlerdi. Ancak "Allah" diye bağıranlar hayli fazlaydı ve bu tercihi subayların çoğu duymazdan geliyor, ses çıkarmıyorlardı.

Genelkurmay Başkanı Başbuğ, konuşmasında askerin "Allah Allah" diye bağırarak talim yaptığını söylediğinde "Demek ki durum düzelmiş" diye düşünmüştüm.

Merakımı yenemedim, birkaç hafta önce tezkere alan genç bir akrabama sordum; "Biz de yeah ve hurra diye bağırdık." dedi.

Kafam karıştı yeniden.

Başbuğ Paşa'nın sözünü ettiği mevcut talimatname ile uygulamalar arasında mı fark var acaba?



Ahmet Tezcan
a.tezcan@zaman.com.tr

2010-02-07 17:23:16


Arkadaşına gönder

Yorum ekleyin
 Lütfen yorum, eleştiri ve beklentilerinizi bize iletin.
Adınız :
Emailiniz :
Yorumunuz :
  
Yorum sayısı : 0 Bütün yorumlar...

Son 10 yazı... Tüm yazılara ulaşmak için...
Share |
ARAMA

YAZARLAR
Havva Türe
EYVAH! İFTARA MİSAFİR VAR
Birkaç gün üst üste iftara davetli olup, orucun da rehavetiyle bütün işleri seri
Şebnem Güler Karacan
Kedi gibi mırıldanan kadınlar ve onlara koşan erkekler...
Son zamanlarda sıklıkla gördüğüm aldatma aldatılma vs olaylarında gördüm ki...Ke
Betül AŞIK
Sana Yürüyorum Karanlıkta...
Cırcır böceklerinin sesleriyle şenlenmiş karanlık bir yolda yürüyorum sana ulaşa
Gülenay Pınarbaşı
Şeyh Galib'e Saygı
Kendine hoşca bak; sen dünyanın özüsün. Bütün yaratıkların gözbebeği olan insans
Ülkü Selvi Uslu
HAZIR RAMAZANKEN
Bu yazdan geçtim; çalayım göle mayayı da belki seneye kurtarırım memleketi.
Av.Alev Sezen
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI GÖREVDEN ALINMALIDIR!
AKP döneminde başlayan kilise restore etme ve ibadete açma furyası son sürat dev
Elif Kavakçı
Veda
Teksas'ta, güneyin sıcağını, rahatlığını, yavaşlığını ve huzurunu bırakıp, kuz
Deniz Arcak
Kadın olmak, Aaaa Evet Şöyle ki;
Tüm Yazarlar

KONUK YAZARLAR
Sema Karabıyık
Öğrencisiz Öğretmenler!
Atamasını bekleyen, her güne hayalindeki mesleği insanca koşullarda yapabilmek i
Amberin Zaman
Emine Erdoğan'ın öğrettikleri
Pakistan Ziyareti
Doğan Hızlan
100 Temel Eser'in okutulmasının sonuçları
AŞAĞIDA, 100 Temel Eser uygulamasının, seçilen eserlerin okutulmasının nasıl son
Cihan Aktaş
Gecede 'hayır' aramak
Cihan Aktaş, Medya-Sofa sahurunu yazdı
Tüm Konuk Yazarlar

İLANLAR
Tüm İlanlar

LİNKLER
Tüm Linkler


E-mail
Ana Sayfa | Hakkımızda | Bize Yazın | İletişim | Gizlilik Şartları
www.kadinhaberleri.com'un her hakkı saklıdır.
Site Üretim-