Yazar Elif Şafak, son araştırmasında 'muhafazakâr insanların kendileri gibi olmayanları dışladığı' tezini savunan Prof. Dr. Binnaz Toprak'ı eleştirdi. Toprak'ın, "Sünni ve Türk değilseniz, Anadolu'da hâlâ yaşama şansınız yok." sözlerine tepki gösteren Şafak, "Muhafazakârlık buzdan bir kalıp olmadığı gibi muhafazakâr insanlar da homojen, tek tipte insanlar değil." dedi.
Türkiye Kadın Girişimciler Derneği'nin İstanbul'da düzenlediği toplantıda Prof. Toprak'ın 'Türkiye'de Farklı Olmak-Din ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler' araştırması tartışıldı. Binnaz Toprak, birçok bilim adamı tarafından yöntem, örneklem (ankete katılan kişiler) ve sonuçları öznel bulunan çalışmasını özetledi. Programa konuşmacı olarak katılan Elif Şafak, araştırmada bahsedilen farklı kesimlerdeki insanlara karşı oluşturulan önyargıların, bir döneme ya da kesime mal edilemeyeceğini vurguladı. Şafak, "Toprak'ın bahsettiği önyargılar yeni değil. Çok eski zamanlara dayanıyor. Ama şimdi birbirimizi keşfediyor olmamız çok önemli bir açılım. Birbirimize değmeye başlıyoruz. Bu elbette bir çatışmaya yol açabilir. Ama bu tür araştırmaların farklı öznelere de açılması lazım." önerisinde bulundu.
Türkiye, hatta Avrupa ve ABD'de muhafazakârlığın değiştiğini söyleyen Şafak, araştırmadaki genellemelere şu örnekle karşı çıktı: "Uludağ Kamu Yönetimi'nde okuyan türbanlı bir okurumdan 'Pinhan' adlı kitabıma yönelik mektup aldım. Hayatımda okuduğum en iyi edebiyat eleştirilerinden biriydi. Kendisine çok benzeyen, en yakın arkadaşını anlatıyordu. Kitabı ona da vermiş, ama arkadaşı ancak 50. sayfaya kadar okuyabilmiş. Kitapta kullandığım tasavvuf öğelerini beğenmediği için geri vermiş. İlk kez bir kitap nedeniyle birbirlerine düşmüşler. Hangimiz haklı, diye soruyordu. O yüzden muhafazakârlık buzdan bir kalıp olmadığı gibi muhafazakâr insanlar da homojen, tek tipte insanlar değil. Birbirlerinden çok farklı insanlar."
"Anadolu'da küçük bir kasabada yaşayan Kemalist kadar, türbanıyla üniversite kapısında bekleyen kızın, Kürt veya Alevi bir öğrencinin de hikâyesini yazmak isterdim." diyen ünlü yazar, insanların birbirine karşı çok fazla önyargılı olduğuna dikkat çekti. Bu önyargının özellikle başörtüsü ve din alanında belirdiğini ifade etti. Edebiyatçı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türbanı tartışmayı bırakıp, onun ötesine geçsek, kadınsal ortak noktalarımızı görebilsek, ortaya çıkan sinerjiyle çok şey yapabiliriz. Türban konusunda karşılıklı ötekileştirmeyi bırakmalıyız. Din konusunda çok önyargılıyız. Dinler tarihi ve din felsefesi okumuyoruz. Dinle ilgilenen her insan, dindar olmak zorunda değil. Solun din konusundaki önyargılarını aşması gerektiğine inanıyorum."
Elif Şafak, sunumun ardından Leyla Alaton'un, "Zaman'da değil de başka bir yerde yazmayı düşünmüyor musunuz? Orada bir misyonunuz mu var?" sorusuna şu cevabı verdi: "Belki de korkuları sonlandırmak için. Bende 'öteki medya' diye bir kavram yok. Kimlik ve aidiyet tartışmaları arasında kimlik bana cazip gelmiyor. Aidiyet daha cazip. Zaman'da hiçbir sansür yaşamadım. Zaman Gazetesi, benim için Kaf Dağı'nın arkasındaki bir yer değil."
Fatih Vural
Zaman