Yalnızlığın en koyu halidir başka dilde yalnız olmak.Başka dilde hüzünlenmek…İnsan sadece kendi dilinde ağlar ve sadece kendi dili dindirir acısını.İnsan nerenin yerlisi olursa olsun,sadece kendi dilinde söyler türkülerini.Çünkü o şarkılar,o şiirler, o müzik o dilde yazılmıştır. Evet belki müziğin dili yoktur ama ana dilinde söylenmeyen her şarkı çeviri bir şiir gibi yavan kalır,tat vermez.Bir yanı hep eksiktir,bir yanı hüzünlü…
Bazen yasaklanır diller,isimleriniz değişir,dualarınız,sesleriniz değişir ve elbette ki şarkılarınız da değişir.O şarkılar sizin olmaktan çıkar ,öteki olmaya ,yarım ve yanlış kalmaya mahkum olur…Ama gün gelir biri çıkar,en zor zamanda şarkıları yeniden alır ve herkesin unuttuğu haliyle söyler…

Mezzo-soprano Ilda Simonian’da Ermeni halk şarkılarına hayat veriyor ,yeniden,hem de unutulduğu, artık söylenmediği dilde,kendi dili olan Ermenice’yle…”İzler” albümü Ermenice olarak Kalan Müzik etiketiyle yayınlandı.
Bildiğimiz,hatırladığımız,hatta bazılarını hani elimize bir müzik aleti alsak çalacağımız şarkıları,bize gerçekte oldukları haliyle hatırlattı İzler…Sadece müziğin değil bir dilin de izini sürmeye başladı.Ilda Simonian,ailesinden kimse konuşmasa da kendi dilinin peşine düştü ve bambaşka bir serüvene ilk adımını attı…
“Ailem ben doğmadan İstanbul’a taşınmış…12 yaşında Sayat Nova Korosu’nun o zamanki en genç üyesi olarak ,kilise müziği dışında şarkılarımızla tanışma olanağı buldum.Daha sonra ekonomi tahsili yapmama rağmen koro çalışmalarım sürdü.TRT İstanbul Gençlik Korosu sınavlarını kazanmam ,daha sonra ise MSÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Devlet Konservatuarı Opera sınavlarını kazanmamla birlikte ekonominin değil müziğin hayatımda olacağını anladım.Hollanda’ya geldikten sonra ise Ermeni müziği arşivimi genişletme imkanım oldu.Âşık olduğum, dilimden düşürmediğim şarkılarımı profesyonel olarak sahnelerde tanıtabiliyorum artık…”
Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda opera-şan eğitimi aldıktan sonra 1991 yılında Hollanda’ya yerleşiyor Simonian…Hollanda’da hem ses sanatçısı hem de eğitmen olarak çalışıyor ve Ermeni halk şarkılarını şan tekniğiyle yorumluyor.
“1991 yılının yaz aylarında Ruhi Su Dostlar Korosu’nu Almanya turnesine hazırlayan hocam Cenan Akın’ın koroya davet etmesiyle Ruhi Su Dostlar Korosu elemanı olarak Almanya turnesine çıktım.Bu turne hazırlığı sürecinde son yıllarda yaşadığım olaylar beni rahatsız etmeye başlamıştı.Artık derimin içinde rahat değildim…”
Ve bu rahatsızlık bir yolculuğun başlangıcı oldu…Yıllar sonra “İzler” adıyla karşımıza çıkacak albümün…
“Bir albüm yapma fikri 2003’te Her Yerde Sanat – 3 Diyarbakır Kültür ve Sanat Festivali’ne katıldığımda ,dinleyicilerin ‘kasetinizi nereden bulabiliriz?’ diye sorması ve bu soruların giderek fazlalaşması üzerine oldu.”
Dinleyicilerin merakla bekledikleri albümün yayınlanması da elbette her fırsatta birbirine düşman edilmeye çalışılan iki halkı bir araya getiriyor."İzler” ile bu topraklarda konuşulan,söylenen ve yazılan bir dilin farkına varacak çoğu kimse ve belki de bu albümden sonra kimse başkasının dilinden korkmayacak…
“Ben hep şu örneği veriyorum:Birlikte oturup birbirimizin pişirdiği yemekleri yiyoruz.Ama 'hadi bir türkü söyle!’ dediğinizde aynı yemekleri birlikte yiyen insanlar,kendi ana dillerinde veya ana dili gibi kendilerini ifade edebildikleri dilde şarkı söylüyor.Bu esnada evine giden biri melodisi hoşuna giden bir şarkıya kendi dilinde kendi duygularını ifade edebileceği bir metin yazıyor.İnsanlar duygularını ifade etmek için şarkı söylüyor. Müzikleriyle, yaşadıklarının doğru orantılı olduğunu düşünüyorum.”
Ferhat Uludere/Taraf