22 Kasım 2017 Çarşamba

HAYAT VE MEMAT

28 Nisan 2017, 09:37
HAYAT VE MEMAT
Nurhayat ÖRENCİK


Memat kelimesi her ne kadar “hayat memat meselesi” şeklinde deyim içindeki bir ikileme olarak bilinse de, Kurtlar Vadisi isimli televizyon dizisindeki “Memati” ismiyle toplum hafızasında kalıcı bir yer edindi kendine. 
Hayat mı? Canım onu bilmeyen mi var? Soluduğumuz hava, iştahla yediğimiz yemek, bir bardak soğuk suyla serinlemek, sevmek, nefret etmek, mutlu olmak, mutsuzluk, huzursuzluk, kavga, muhabbet, başarı, hayal kırıklığı, hâsılı sevdiğimiz ya da sevmediğimiz ne varsa hayatın bir cüzü. 
Acaba sadece bu kadar mı? 
Hayat deyince sadece duygular ve istekler, memat denince sadece aktör mü gelmeli aklımıza? İnsanca, şerefli, gururlu, başarılı bir hayat için çalışmak, kimseye muhtaç olmadan yaşamak, fikrinden dönmemek, aklını ve beynini ipotek etmemek, kimsenin önünde hele de dünya nimetleri için eğilip bükülmeden yaşamak hayatımızı daha anlamlı kılmaz mı? Kelime anlamı “ölüm” olan memat kelimesi, bu haysiyetli hayatı yaşayanlara düğün bayram gibi gelmez mi?
Yaradılanı hoşgör
Yaradandan ötürü, diyen şair bize hayat ve memat hakkında ipuçları vermez mi?
“Nasıl yaşarsan öyle ölürsün; nasıl ölürsen öyle dirilirsin.” Hadisi bir nevi dönüşümü ifade etmez mi? İnsanlarla iyi geçinmek, dürüst olmak, güler yüzlü muamelede bulunmak bize bumerang gibi dönmez mi?
Soruları daha da arttırabiliriz; ama gerek yok!
Sadece şunu bilelim: Dünyaya gelmek ne kadar doğalsa, dünyadan gitmek de o kadar doğal. Dünyadan gitmekle ilgili korkularımızın ana sebebi, bana göre hesapsız bir hayat yaşadığımızdır. Yaptığımız usulsüzlüklerin, söylediğimiz yalanların, hakkı ve hukuku tanımadan muamele edişlerimizin, gerek insan olarak gerekse evlat ve vatandaş olarak vazifelerimizi ihmal edişlerimizin hesabını vereceğimiz an gelecek diyedir. Aklımıza getirmesek de DNA’mızda kodları bulunan, hesap gününün geleceği endişesidir. 
Bu endişeyi duymadan ölümü bekleyenler, ona “düğün gecesi” benzetmesini yaparak hasretle yolunu gözleyenler, her anlarının farkında olarak yaşayanlardır. 
Allah onlara “Dostum” der. 
Dostun yolu gözlenir. 
Geleceği şerefine gök ehli hazırlıklar yapar. Ziyafet sofraları kurulur. Türlü içecekler, türlü libaslar hazırlanır. Evler, köşkler tahsis edilir. 
Karşılamak için bir heyet kurulur.
Karşılama heyetinde kimler yoktur ki? Dostun derecesine göre erenler, evliyalar, şehitler, melekler, sıdıklar, peygamberler… 
Yolu gözlenen gelince kavuşmanın sevinci bir başka olur.
Kavuşma bayram mutluluğu ile geçer. Orada zaman durur, mutluluk baki olur.
Tersi?
Korku ve hayal kırıklığı…
Bize emanet edilen nefse eziyet…
Utanç ve boyun büküklüğü…
Asla düşünmediğimiz, istemediğimiz haller…
Öyleyse, düşünelim. 
“Siz akletmez misiniz?” diye soran yaratıcımıza karşı akledip düşünelim. 
Kendimiz için, başka hiç kimse için değil!
Düşünelim…

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 2 yorum mevcut

    • Hayriye Kosluoglu 7 ay önce yorumlandı

      Kalemine sağlık sevgili arkadaşım.Rabbim bizi MEMAT'ın bilincine varanlardan eylesin

    • E.klmn 7 ay önce yorumlandı

      ne güzel yazmışsın aslolan asıl vatana hazırlıklı gidebilmek

    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK OKUNANLAR
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    ARŞİV