22 Eylül 2014 Pazartesi

Kurt Seyit Kimdir, Kurt Seyit Kerimov'un Gerçek Hayatı ve Aşkı Şura

Kurt Seyit ve Şura gündemin belli başlı konularından biri oldu, Peki kimdir Kurt Seyit Kerimov, Nermiz Bezman Kurt Seyit ve Şura'yı, Kurt Seyit Kerimov'u anlatıyor, İşte Kurt Seyit'in gerçek hayat hikayesi

06 Mart 2014 Perşembe 16:03
Kurt Seyit Kimdir, Kurt Seyit Kerimov'un Gerçek Hayatı ve Aşkı Şura
Ünlü yazar Nermin Bezmen, Kurt Seyit & Şura ve Kurt Seyt & Murka’nın ardından bu kez dedesi Kurt Seyit ile ilişkisini kaleme aldı. Kıvanç Tatlıtuğ ve Farah Zeynep Abdullah’ın başrolünde oynadığı diziye uyarlanan “Kurt Seyt ve Şura”nın ardından Nermin Bezmen bu kez “Dedem Kurt Seyit & Ben” ile kitapseverlerle buluştu. Destek Yayınları’ndan çıkan kitabıyla Bezmen, okurunu yine Kırım’a, sürgüne, ihtilale ve yine aşka götürüyor. Bezmen, Kurt Seyit’in destanlaşan yaşam öyküsü hakkında, “Hayal gücümü yanıma alarak yaşanmışları yakaladığım serüven dolu bir yolculuktur. 1877’nin Çarlık Rusyasında, polkaların, troykaların karlı dünyasına, St. Petersburg’un Çar II. Nikola devrinin saltanatlı dünyasına, Birinci Dünya Harbi’nin Karpatlar Cephesi’ne, Bolşevik İhtilali’nin kanlı günlerine ve nihayet işgal altındaki Osmanlı’nın son payitahtı olan İstanbul’a, Pera’nın kışkırtıcı, baştan çıkartıcı dünyasına ve Atatürk’ün modern Türkiye’sinde 1944’e kadar uzanan yolculuğun gerçek öyküsüdür destanlaşan bu romanlar…Çılgınca yaşanan bir aşkın, bir daha buluşulmamak üzere geride bırakılan hayatların, ailelerin, toprakların, sevilenlerin anısına duyulan çaresiz hüzünlerin ve bu hüzünlerin birleştirdiği ruhların serüvenidir. Kaybedilen ve tekrar sahiplenilemeyecek her şeylerini bir diğerinin aşkında bulan, bedenlerinin ve ruhlarının kaynaşmasında teselli arayarak yalnızlıklarını unutmaya çalışan gerçek âşıkların, Kurt Seyit ve Şura’nın, severken acıtan, kıskançlığıyla aşkını yoran Murka’nın eşliğinde yaptığım aşk, hasret, coşku, tutku ve hüzün dolu bir yolculuktur bu” dedi.

Bezmen, Kurt Seyit & SŞura, Kurt Seyit & Murka ve onların kardeşi olan Mengene Göçmenleri’nin sadece köklerini aramak ve anlamak için yaptığı bir yolculuk olmadığını belirterek, “Onlar, kendimi de keşfettiğim, içsel yolculuğun dünyaları da oldular. Büyüklerimi anlamak için sorarak, sorgulayarak, cevaplar arayarak yazdım bu öyküleri. Onların nesiller boyu seçimlerinin, tavırlarının, özellikle sevgi, aşk, nefret, kıskançlık, hüzün, coşku, tutku dolu duygularının sebeplerini çözmeye çalışarak, adeta her biriyle tek tek konuşup cevapları kâğıda döker gibi yazdım cetlerimi ve hüzün dolu tarihimizi. Onların ruhlarının adeta arzuhalcisi oldum. Bu beni geçmişime ve geçmişimi temsil edenlere daha da yaklaştırdı. Yazdığımdan çok daha fazlasını anlattı ve çok daha fazlasını öğretti bütün bu yakınlaşmalar” ifadelerini kullandı.

Ünlü yazar, Kurt Seyit’in kendisi için anlamını da şöyle anlattı: “En büyük sırdaşlığı ve bütünleşmeyi dedem Kurt Seyit’le yaşadım! Zira her şeyin başlangıcıydı o. Bu serüven Kurt Seyit’le başlamıştı. Kurt Seyit’i yazdığım iki roman boyunca geçen bin dokuz sayfanın ardından, onun ölümüyle ayrılmış gibi görünsek de, aslında hiç ama hiç ayrılmadık biz. Kurt Seyit’e yeniden hayat verdiğim satırlar, her yeni okuyucuyla buluştuğunda yeniden canlanarak onun ölmesine hiçbir zaman izin vermiyorlar. Kurt Seyit artık ölümsüz. Kurt Seyit’in ardından, beni yazar Nermin olarak da, en çok yaşatacak olan şey yine bu çok özel bağ olacak”.
İşte Kurt Seyit Kerimov'un Gerçek Hayat Hikayesi 
Nermin Bezmen, dedesini hiç görmemiş, tanıyamamıştı. Çünkü dedesi o doğmadan önce vefat etmişti. Dede hayatını kaybetmişti ama aile içinde öyküleri, hatıraları sürekli anlatılmaya devam ediyordu. Çok renkli bir kişiliği vardı. Ancak dedenin dilden dile aktarılan en önemli hatırası Shura adlı meçhul bir genç kadınla yaşadığı büyük aşktı.
Shura hakkında ailenin bilgisi, aristokrat bir Rus ailesine mensup olduğu ve Bolşevik İhtilali'nden sonra bir süre İstanbul'da yaşadığıyla sınırlıydı. Şura, daha sonra Paris'e gitmek için İstanbul'a veda edecekti.

Nermin Bezmen, Shura'nın ve dedesinin hikayesini yazabilmek için uzun yıllar süren bir araştırmanın içine girmişti. Ne dedeyi çok iyi tanıyanlar ne de olayı çok iyi bildiğini iddia edenlerin verdikleri bilgiler yeterliydi. Nermin Bezmen, romanını yazmak için gereken bilgiye bir türlü ulaşamıyordu. Yıllarca süren araştırmalarında bir arpa boyu bile yol alamamıştı. Ta ki kader karşısına ünlü yazar ve araştırmacı Jack Deleon'u çıkartana kadar. Jack Deleon, Beyaz Ruslar'la ilgili bir kitap hazırlamıştı. Nermin Bezmen bu kitabı Shura'yla ilgili bir bilgiye ulaşabilirim düşüncesiyle hemen alıp okumuştu.

Bezmen aradığı bilgiyi Jack Deleon'un kitabında bulamamıştı. Ancak içindeki bir his yazarla mutlaka tanışması gerektiğini fısıldıyordu. Nitekim bir cumartesi günü iki ünlü isim, eşleriyle birlikte bir araya geldi. Bezmen, Jack Deleon'a Shura'dan, dedesinden, yaptığı araştırma-lardan bahsetti. Deleon'un elinde konuyla ilgili bir bilgi yoktu ama Nermin Bezmen'i, Beyaz Ruslar'ın Türkiye'deki son temsilcilerinden Barones Valentine Clodt von Jurgenzburg'la tanıştırmaya söz verdi. Deleon'un bunun için tek şartı vardı: Ketum olmak. Deleon, Bezmen'den, Barones'e Shura'dan bahsetmemesini istemişti. Beyaz Ruslar aradan on yıllar geçmesine rağmen bildiklerini, tanıdıklarını anlatmak istemeyen kişilerdi. Ancak güvendikten sonra sırlarını açıyorlardı.

 

MÜTEVAZI BİR HAYAT SÜRMÜŞTÜ

Jack Deleon ve Nermin Bezmen eşleriyle birlikte 1991 Eylül'ünde bir cumartesi günü, İstanbul-Aynalıçeşme'de Barones'e misafir olmuşlar, tanışmışlardı. Bu tanışıklık Nermin Bezmen'in zihninde derin izler bırakmıştı. Bezmen o izleri Zihnimin Kanatları başlıklı seri yazılarının birisinde şu sözlerle anlatıyordu: “Kapı açıldığında, adeta, perdesi kalkmış bir tiyatro sahnesini izliyor hissine kapıldım. Kapının hemen dibinden başlayan uzun masa, girişteki odayı tamamen kaplamıştı. Sağ tarafta yanan kömür sobası ile arasında bir bedenlik geçiş yeri dışında, masanın tüm çevresi dip dibe iskemle ile dolmuş, bize ayrılan dördü dışında hepsine diğer misafirler yerleşmişti. Jak'ın onlarla eski hukuku olduğu, karşılamalarından belliydi. Misafirden daha ziyade, kalabalık bir aile görüntüsündeydiler.”

 

DOSTLARIYLA YAŞADI

Barones doksanlı yaşlarındaydı. Evinde farklı milletlerden dostları, sevdikleri ve hizmetlisiyle yaşıyordu. Bir zenginliği yoktu ama tığı teber bir yoksul da değildi. Kimi gönüllü, kimi ücretli kendisine hizmet edenler vardı. Barones çevresindekilerden müthiş saygı görüyordu. Nermin Bezmen, Barones'i, “Barones, masanın tam karşı köşesindeki özel koltuğunda oturmaktaydı. Bigudisinden yeni kurtulmuş, dalgalı, kısa, bembeyaz saçları, beyaz pudra ile saydamlaştırılmış teni, pembe allık dokunuşu ile renklenen yanakları, doksana merdiven dayamış yaşına inat pembe ruju, aynı renk ojeleri ile, zaman yolculuğunu aşıp da gelmiş bir yolcu gibiydi” sözleriyle anlatmıştı.

 

ALUŞTA'DAN KAÇMIŞ

Bezmen, tanıştıkları gün Barones'e anneannesinin hatıralarını yazmaya başladığını anlatmıştı. Anneannesinin hatıralarında Shura adında bir kadına rastladığını, bu kadını aradığını söylemişti. Shura, İhtilâlde, Rusya'dan, Aluşta kıyılarından ayrılıp kaçmış. Önce Sinop'a bir sene sonra İstanbul'a gelip Pera'ya yerleşmiş. Kalyoncu Kolluk Sokak'ta bir çamaşırhanede, sonra Zezemski Eczanesi'nde çalışmış. 1924'te de Paris'e gitmek üzere, İstanbul'dan vapurla ayrılmıştı. Barones, Bezmen'i pürdikkat dinliyordu. Sonra Nermin Bezmen'in sözünü kesme ihtiyacını hissetmiş ve onu şoke eden söz dudaklarından dökülmüştü: “Benim kız kardeş bu.” Barones bu sözlerin ardından Shura'nın çok genç yaşta vefat ettiği bilgisini de vermişti.

 

SEN BENİM YEĞENİMSİN

Nermin Bezmen, Barones'i sevmiş, Barones de Bezmen'i benimsemişti. İkilinin arasındaki ilişki artık tanışıklığın ötesine taşınmıştı. Her salı günü Barones'in evinde buluşuluyor, dost meclisi saatler boyunca devam ediyordu. Nermin Bezmen'le Barones'in arasındaki konuşmalar hep Shura etrafında dönüp duruyordu.

Bu dost meclislerinden birinde Nermin Bezmen, sırrını ifşa etmeye, Barones'e Shura'yı niye araştırdığını açıklamaya karar vermişti. Bezmen o gün, Barones'e dedesinin fotoğrafını götürmüş, “Sevgili Tinoçka, bu benim dedem… O da devrimden sonra İstanbul'a kaçmış. Kendisini tanımış mıydınız acaba” diye sormuştu.

Barones resmi eline alıp baktıktan sonra sessizleşmiş, hiçbir şey söylemeden yatak odasına geçmişti. Bezmen için zaman geçmek bilmiyordu. Ancak 15 dakika sonra odasından çıktığında ağladığı çok belliydi. Makyajını tazelemiş, nemli gözlerle Nermin Bezmen'e sarılmıştı:

“Sen benim yeğenimsin.” Sonra da Bezmen'in elinden tutup bir odaya çekmişti. Bezmen sonunda aradığını bulmuş, yapbozun eksik parçası yerini bulmuştu. Odada albümler, evraklar, fotoğraflar, eski nota defterleri Bezmen'in çevresini sarmıştı. Nermin Bezmen o gün Kurt Seyt ve Shura romanının kahramanlarının bütün bilgilerine ulaşmıştı. Romanı artık ete kemiğe bürünmüştü. Barones ve Nermin Bezmen o günden sonra bir daha ne Kurt Seyt'ten ne Shura'dan bahsetti. İkilinin dostlukları Barones vefat edene kadar kesintisiz devam etmişti.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?

    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV