18 Ağustos 2017 Cuma

Okul Fobisi Olan Çocuğunuzu Sakın suçlamayın

Çocuğunda okul fobisi gözlemlenen aileler öncelikle bu durumu kabullenmeli ve okula gitmediğinden dolayı çocuğu suçlamaktan kaçınmalıdır.. Okul Fobisi Olan Çocuğu Sakın suçlamayın

30 Ocak 2017 Pazartesi 23:21
Okul Fobisi Olan Çocuğunuzu Sakın suçlamayın

Anne ve babalara seslenen Girgin, şöyle devam etti: “Kendilerini ve çocuklarını nasıl gördükleri, eğitim dünyasını nasıl algıladıkları, hem çocuktan, hem okuldan neler beklediklerini bilmeleri gerektiğidir. Bu görüş ve beklentiler yaşam sürecini etkiler. Okul aile işbirliği, uyum döneminde de son derece değerlidir. Aile, okul ile işbirliğinde aktif rol aldığında çocuğun okula karşı tutumu, olgunlaşması, benlik kavramı, olumlu davranışları, duygusal ve sosyal gelişimi daha hızlı gerçekleşmektedir. Aileler öncelikle çocuklarını tanımalı, onları ilgi ve yetenekleri doğrultusunda yönlendirmelidir. Her çocuğun kendine özgü niteliklerle donanmış, ayrı bir birey olduğunu düşünerek, diğer çocuklarla ve kardeşleriyle kıyaslamamalıdır. En önemli besinin sevgi ve sevecenlik olduğunu unutmamalı, ancak aşırıya kaçmamalıdır. Kendisinden hiçbir şey beklenmeyen, sadece mutlu olması istenen çocuklara, farkında olmadan ‘hiçbir şey başaramadıkları’ hissinin verildiği unutulmamalıdır.”
Okula başladıktan sonra bazı çocuklarda çeşitli korkular ortaya çıktığını ifade eden Girgin, “Okul fobisi adı verilen bu korkuların kaynağı aileden geçen kalıtımsal etkenlerden çok yaşantılarında biriktirdikleridir. Okul fobisi olan çocuklar nedensiz olarak okula gitmekten korkmaktadır. Bu korkuyu oluşturan temel etmenlerin başında baskıcı aile yapısı gelir. Bu tip çocuklar genellikle aile içinde özen içinde büyümüş, sevgilerini kazanmak adına devamlı memnun edilmiş ve tüm gereksinimleri karşılanmış çocuklardır. Bu aileler çocukların bedensel rahatsızlıklarıyla yakından ilgilidirler ve bu durum çocukların okula gitmemek için bedensel rahatsızlıklarını sebep göstermelerine teşvik eder. Çocuğunda okul fobisi gözlemlenen aileler öncelikle bu durumu kabullenmeli ve Okula gitmediğinden dolayı çocuğu suçlamaktan kaçınmalıdır. Bu sürecin geçici olduğu, bir çık arkadaşının aynı duyguları paylaştığı, derslerden ve birçok güzel etkinlikten geri kalma ihtimalinin olacağı çocuğa anlatılmadır. Bir yandan da zaman geçirmeden çocuğun tedavisi için okul ile işbirliği sağlanmalıdır” ifadelerini kullandı.
Çocukların sağlıklı beslenmesi, büyümesi ve gelişmesinin okul başarısı için çok önemli olduğunu vurgulayan Girgin, "Okul çağı döneminde, öğrencilerin bedensel ve zihinsel gelişimlerini en iyi şekilde tamamlamalarına ve ileri ki yaşlarda sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmalarına da destek olmak gerekir. Bunun için her okulda okul idaresi doğru ve dengeli beslenme konusunda aileyi ve öğrencileri bilgilendirmeli, okulda bir öğün yemek veriliyorsa yiyeceklerin uygunluğu ve okul kantinleri kontrol edilmeli ve çocuğun seçeceği yiyecekler varsa uygun yiyeceği seçmesi konusunda yardımcı olmalıdır. Okul çağı öğrencilerinde karşımıza çıkan bir diğer problem de öğün atlanmasıdır. Okula yetişme telaşı, yetersiz zaman, kız öğrencilerde şişmanlama korkusu gibi mazeretler ile en çok sabah kahvaltısı atlanmaktadır. Aile kahvaltının önemini çocuğa anlatırken; kahvaltının ileriki yılları da olumlu veya olumsuz etkileyecek bir öğün olduğunu vurgulamalıdır. Sağlıklı ve dengeli beslenmenin beden ve zihin gelişimdeki yeri çok büyüktür. Ayrıca aileler hazır yiyecekler yerine besin değeri yüksek yiyeceklerin tercih edildiği beslenme çantaları hazırlamalıdır" diyerek anne babalara mesaj verdi.
Ailelerin dikkat etmesi gereken konulara değinen Girgin sözlerini şöyle tamamladı: "Yeni bir eğitim öğretim yılına başlarken çocuklarımızın eğitimine en büyük katkıyı, en iyi desteği yaptığımızı zannederek, yine onları tepeden-tırnağa donatmaya çalışırız. Oysa ki bu bir toplumsal zaaftır. Geçen yıla ait Sadece 10-15 sayfası kullanılmış, büyük bölümü boş defterler, boyalar, kalemler, çantalar eski kabul edilip bir kenara atılır. Çünkü tüketim toplumunda insanların değeri sahip olduğu nesnelerle ölçülür ve İnsanlar tükettikleri kadar mutlu olabileceklerini zannederler.30-40 yıl öncesinin aynı çantayla 3-5 yıl okula giden ana-babaları, bugün çocuklarına kendi sahip olamadıklarını sağlayarak tatmin olmaya çalışmaktadır. Ve tüm bunların vebalini ‘zaman’a yükleyerek. ‘İnsanlar ne yapsın? Zaman bunu gerektiriyor.’ diye düşünmektedirler. Halbuki bu düşünce, anlık mutluluk getiren çocuklarımıza doyumsuzluğu, sorumsuzluğu ve hazırcılığı getirirken tüketim toplumu olmanın temellerini de atmaktadır. Unutulmamalı ki bizler okul öncesi eğitimden başlayarak öğrencilerimize tutumlu olmanın gerekliliğini ve davranışını kazandırmaya çalışırken bu dönemlerde ailelerin harcamaları iyi örnek oluşturmamaktadır. Çocuklarımıza milli, manevi, ahlaki, kültürel ve evrensel değerleri kazandıran, öz güveni yüksek ve donanımlı nesil yetiştiren, güzel geleceğin mimarları saygı değer öğretmenlerimize, okul yöneticilerimize, tüm çalışanlarımıza, sayın velilerimize ve sevgili çocuklarımıza iyi bir eğitim-öğretim yılı dileyerek saygılar sunarım."

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    ARŞİV