28 Mayıs 2017 Pazar

Nazım Hikmet'in sevgilisi Dr. Galina kimdir?

Bugün 16 ocak 2017, Nazım Hikmet'in 115. yaş günü ... Peki Nazım Hikmet'in sevgilisi Dr. Galina kim?

26 Nisan 2017 Çarşamba 21:18
Nazım Hikmet'in sevgilisi Dr. Galina kimdir?
 “EY ROMANTİK TÜRK ŞAİRİ, SENDE NAZIM KOKUSU VAR. AL SANA NAZIM’IN İPEK KIRAVATI, KALEMİ, KALEM KUTUSU VE ÖZEL NOTLARI. ARMAĞANIM OLSUN…” Ben YOLERİ gezgin derviş. Suyun izini sürmek, bilinmeyeni merak etmek, farklı kültürleri ve coğrafyaları keşfetmek, farkın farkını araştırmak için yollardayım yine… Transsibir Treni ile 10 günde 10 bin kilometre. 13bEvliya

Çelebi’nin sözünü ettiği Rus samur kürklerinin anavatanı Sibirya’ya samur için değil ama sabrımı denemek, 1953-1960 arasında, Nazım’ı 4 kez ölümden kurtaran doktoru ve sevgilisi Galina’yı evinde ziyaret etmek ve Nazım’ın bilinmeyen yönlerini keşfetmek için; azığımı,  kitaplarımı, fotoğraf makinamı ve sırt çantamı alıp düştüm yollara… Aynı yollardan 1953′de Nazım da geçmişti. Hem okuyor, hem de geziyorum… Gözlemliyor, araştırıyor, belgeliyor, konuşuyor ve yazıyorum…                                                                                                                                                                 galina

 it was ten feet from pendik to beijing

by train on her purple lip mark

siberia’s pants were down, kham

forbidden dream, captive mind

milked the sun on the wet rails eye fountains gurgled

the red moon under which wind passes

the red moon on which there are hands awoke

on the bridgehead and floodgate

the mountain on which I sat down was a wild mare

the sky neighed; its mane was a wind

nazım was river running to sea

irina was volga; tatiana was baikal 

 galine had ice blue looks

you were that scream inside of me

my heart turned to a mountain


I fell in love with a poem

                                                crying as she was kissed.
Yol ve dil bilmeden, 21 gün süren tren yolculuğun tüm serüven dolu zorlukların önündeki engelleri, Sibirya’da 40 yaşın üzerindeki insanlarda hala bir ütopya, umut ve yükselen değer olan Leninizm, Kemalizm ve Türk Kültürü sayesinde aşıyorum… Düşlerimin ardına düştüm yeniden… Ne mutlu bana… Yirminci yüzyılın başında Mustafa Kemal – İlyiç Lenin arasında yapılan tarihi mektuplaşmalarla filizlenen Türkiye-Sovyet Rusya ilişkileri, bu gün Rusya Federasyonu ile Türkiye İş ve Dostluk Derneği’nin öncülüğünde; iki komşu ülke resmi ve sivil insiyatiflerin başarılı iş ve dost ilişkileri sonucu giderek artıyor ve stratejik bir önem kazanıyor. Avrasya kültürü güçleniyor… Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un dediği gibi: “Omuz omuzayız ve aynı yöne bakıyoruz…”

Rus şair ve gezgin Tyutçev: “Rusya akılla anlaşılmaz / arşınla da ölçülmez / Rusya’nın yapısı başkadır/ Rusya’ya sadece iman edilir…” derken, uçsuz bucaksız Sibirya’nın gizemli ve bereketli topraklarını görünce bu dizelerin anlamı daha iyi açıklanabilir.

XIX. yüzyılın sonunda – XX. yüzyılın başında inşa edilmiş olan toplam uzunluğu 9332 kilometrelik Transsibirya Demiryolu Hattı’nın büyük bir kısmı, Sibirya üzerinden geçmektedir. Bu günkü toplam uzunluğu ise 10 bin kilometreyi bulmaktadır.

Bu uzun, zor, yorucu, serüven dolu ama bir o kadar da insana ayrıcalık ve keyf veren; farklı kültürleri, yeni insanları ve coğrafyaları keşfetme ve öğrenme heyecanı, beni yeniden yollarlı düşürdü… Farkı fark etmek için, Turnalar zamanı  “Yoleri” olmak kolay mı?

Yol haritamda 66. ülke olarak Rusya Federasyonu ve özellikle Sibirya’yı işaretlemiştim. Koşullar bu güneymiş… Tüm hazırlıklarımı tamamladım ve kış bastırmadan Sibirya’nın yolunu tuttum… Üç hafta süren bir yolculuk bu… Tek başıma, az bir parayla ve sırtımda ağır bir çanta ile düştüm yollara, yeniden…

İstanbul’a dönüşü uçakla Tataristan’ın Başkenti Kazan’dan yapmak üzere planladım bu geziyi… Önce İstanbul-Petersburg arası bir uçak yolculuğunun ardından trenle yolculuğa başladım… Atlas Okyanusu kıyısında bulunan St. Petersburg’dan başlayıp, Moskova, N. Novgrod, Kazan, İshevsk, Perm, Yekaterinburg, Omsk, Novasibirsk, Kızıl, Irkutsk, Khabarovsk gibi ana istasyonların bulunduğu tüm Sibirya’yı batıdan doğuya trenle geçerek 6 saat zaman farkı sonunda Pasivik Okyanusu kıyısında bulunan Vladivostok’a gidilen zaman, yaklaşık 8 günü bulmaktadır. Elbette yataklı bu uzun tren yolculuğunun da kendine özgü keyf veren yanları vardır. Sıcak, candan, konuksever ve paylaşma kültürü olan Sibirya insanlarıyla yolculuk daha bir zevkli oluyor.

Yolcu vagonu içinde kapısı bulunmayan 6 kişilik kompartmanlardaki yol arkadaşlarınızla aynı sofrayı paylaşmak ve soğuk gevelerde ağız dolusu gülerek votka içmek, bir başka güzel… Rusça bilmiyorsanız sorun değil, Sibirya’da mutlaka Türkçe bilen birine denk geliyorsunuz. Sibirya’da İngilizce bilmek bir işe yaramıyor. Sibirya’da İngilizce “Out”, Türkçe “In” Burada geçerli dil Rusça ve Türkçedir…  Uçsuz bucaksız verimli ova ve steplerde çok hızlı yol alan elektrikli Transit Sibirya Treni, dünya standartlarından 8 cm. geniş olarak 2. Dünya Savaşı’nda yapılan demiryolu, kışın buzlanmasın diye rezistans sistemiyle ısıtılmaktadır. Tarihi özellikleri korunarak restora edilen tren istasyonlarında beklerken, Türkçe konuşarak yanınıza yaklaşan Azeri cepçilere aman dikkat!… Bunun dışında yol boyunca endişesiz yolculuk edebilirsiniz… Asya’da yaşayan Türk kültürünün binlerce yıllık izi ile kucaklaşmak için her şeye katlanmaya razıydım… Baykal Gölü çevresindeki Şaman (Kam) dansı ile alevlere kapılıp sonsuz ve zamansız evrende yitip gitmek için, Kutsal Şaman Ana’nın gırtlaktan söylediği şarkılarla moral bulmak ayrıcalığı, bir başka kültürel zengin mirasın yaşatılması için bir kıvılcımdı benimkisi. Tataristan’da Kazan kentinde bin yıldan beri ve Volga Nehri kıyısında İdil Bulgar Türkleri’nin ve Rusların XIV. yy’dan beri birlikte yaşama kültürü sergilediklerine tanık olmak ve  Altay, Hakas ve Tuva bölgesinde yaşayan Şaman Türkler’den selam ve sıcaklık getirmek için yollarla düştüm… Sibirya’nın pek çok kentini, kasabasını yeniden imar eden ve Kazan kentini baştan aşağı Milenyum’a hazırlayan Çılgın Türk yatırıcılardan Kristal İnşaat’ın sahibi Metin Yıldırım’ın dediği gibi: “Sibirya’da Leninizm ve Kemalizm, yükselen değer…” Bir güzel ütopya olan bu yükselen değerlerin izlerini yerinde görmek için yollardayım…

Böylesi üç hafta süren bir yolculuk için yaklaşık en az 3 bin dolar ayırmanız gerekli. Önceden bir miktar (500 dolar kadar) paranızı Rubleye çevirip, kalan miktarı ise üzerinizdeki sota çeplerde bulundurunuz.  Mümkünse bozuk para ile alış veriş yapınız… Boydan boya gidilen bu uzun tren yolculuğu elbette tasvip edilecek türden değildir. Yol haritanıza mutlaka mola verip çalışacağınız, fotoğraf çekeceğiniz ve röportaj yapacağınız yerleri önceden işaretlemeyi unutmayın. Bu yerler hakkında mutlaka bilgili olun. Geziden önce ya da gezi sırasında gideceğiniz yerlerle ilgili kitap ya da başka kaynakları okuyunuz ve harita üzerinde çalışma yapınız. Yola çıkmadan önce her zaman olduğu gibi; aşılarınız, sağlık yolculuk için ilk yardım malzemeniz, vize süreniz, seyahat belgeniz, ülke giriş beyannameniz, mevsime uygun giysi ve temizlik gereçleriniz. Konserve türü yiyecekler, ekmek, votka, kuru yemiş, sıvı sabun, havlu gibi gereçlerin olduğu yol azığınız ve çantanızı başucunuzdan ya da yatak altından ayırmayınız. Fotoğraf makinanızı, filmlerinizi, şarz araçlarınızı ve telefonunuzu açıkta bırakmayınız.

Siz bana uyup bir delilik yapmadan, mutlaka böylesi bir uzun ve zor yolculuğa en az iki kişi çıkınız…  Gezi sırasında mutlak not tutun ve her akşam günlük yazmayı unutmayın… Ertesi günün planını gözden geçirmeden önce, yarın için her türlü hazırlığı yaptığınızdan emin olun…  Boş geçen ve unutulan zaman ve iş, bir daha geri gelmeyeceği için affedilmez… Böyle durumlarda kendi kendinize ceza verebilirsiniz… Sizi çalışmanızdan alıkoyacak alkol, kadın ve başka şeylerden uzak durun ve her koşulda korunmayı unutmayınız… Daha çok iş, daha çok gezi için sağlıklı olmak gerek…

Çünkü sizin keşfedeceğiniz daha dünyalar var… Dünyanın renkleri ve kültürleri sizi bekliyor… Yaşama dokunun ve uçuk, aykırı mutluluğun dayanılmaz hafifliğini yaşayın… Dünyanın 66 halini gören bir gezgin derviş olarak, tüm farklılıklarımıza karşın birlikte yaşama kültürünün farkına varabileceğimizin deneyimlerini paylaşıyorum sizlerle… Çünkü; sevgim sebil…

SİBİRYA, BEREKETLİ VE RENGARENK BİR DÜNYA CENNETİ

Sibirya coğrafik anlamdan çok, bir şekildir. Sibirya bir dünya cennetidir. Birçok kişi, özellikle turisler, Ural Dağlarının arkasında doğuya doğru bulunan her şeyin, Asya kıtasının tüm kuzey kısmının Sibirya olduğunu düşünmektedir. Orada bulunmayan kimseler için tüm bu kocaman şehirlerden, taygadan, denizlerden, nehirlerden, göllerden ve bataklıklardan oluşan alan kar, dondurucu soğuklar, devasa mesafeler ve yabanilik gibi sıfatlar ile özdeşleştirmektedirler.

Gerçekte ise, Sibirya çok çeşitliliğe ve çok değişken bir yüze sahiptir. Sibirya’yı ancak meşrut bir şekilde bölgelere ayırmak mümkündür. Batı ve Doğu Sibirya, Altay, Tuva ve Hakasya, Savanlar ve Zabaykalye, Yakutistan. Krayniy Sever’i (Uç Kuzey Bölgesini) de aynen meşrut bir şekilde Sibirya’ya eklemek mümkündür. Batıdan doğuya 7 bin kilometre, kuzeyden güneye 3,5 bin kilometre, 10 bin metrekare, yüzölçümü bakımından neredeyse 20 adet Fransa eder.  Sibirya işte budur!

Sibirya’ya ilk giren Avrupalılar, Rus Kuzeylileri olan Pomorlar’dı. Sibirya’nın ilk Rus şehirleri, Kazak Ataman Ermak’ın XVI. yüzyılın ikinci yarısında yaptığı seferlerden sonra inşa edilen kalelerden büyüyerek oluşan Obdorsk, Tümen ve Tobolsk şehirleridir.

Bu bölge çok zengin ve büyük bir kısmı halen insan tarafından keşfedilmemiş olan bir bölgedir. Daha üç yüzyıl öncesinden bile Büyük Aydın Rus Bilim Adamı Mikhail Lomonosov, “Rusya gücünün Sibirya sayesinde artacağı” kehanetinde bulunmuştur. Buradaki gaz ve petrol, altın ve elmas yatakları, kürk, hayvan, balık ve tertemiz içme suyu rezervleri, muhteşem büyüklüktedir, nehirler üzerinde dünyanın en büyük elektrik santralleri inşa edilmiştir. Genel olarak Sibirya’daki her şey devasa büyüklüktedir: Ob, İrtış, Yenisey, Angara ve Lena nehirleri, Altay ve Sayan dağları, Baykal ve Teletskoye gölleri. Baykal gölü Doğu Sibirya’nın incisidir. Bu göl en derin ve muhtemelen dünyadaki en eski göl olup, yaşı 25 milyon yıl civarındadır. Bu gölde, tertemiz ve olağanüstü şeffaflıkta olarak dünya tatlı su rezervlerinin yaklaşık dörtte biri toplanmıştır. 30 santim çapındaki beyaz bir halkayı göle attığınız takdirde bu halka Baykal suyunun 40 metre derinlik altında bile görülebilir. Göl, deniz seviyesinden yaklaşık 500 metre yükseklikte bulunmaktadır. Baykal’da 1850 çeşit hayvan ve 850 tür bitki yaşamakta olup, bunların birçoğuna sadece burada rastlamak mümkündür.

http://www.dursunozden.com.tr/

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    ARŞİV