22 Ekim 2017 Pazar

Dizi ve sinema oyuncusu Türkan Kılıç ile çok özel "BENİM HAYALİM TEK KİŞİLİK DEĞİL"

04 Ağustos 2016, 11:48
Dizi ve sinema oyuncusu Türkan Kılıç ile çok özel
Neslihan
Bir insan her daim gülebilir mi, içinin güzelliği böyle mi yansır dışına? Büyümeyen haşarı bir kız çocuğu bu kadar olgun mu sarmalar dünyayı. İçinde hep böyle ateş böcekleri mi ışıldar bir kadının! Bambaşka yönleriyle tanıyacaksınız onu. Dizilerinden filmlerinden, tiyatrolarından, masallarından, bitmeyen sevgi selinden, hasretlerinden bahsettik doyasıya. Ama yine de doyamadık Türkan Kılıç'la hasbihale. Bu röportajı kaçırmayın. Dünyanın daha yaşanılası bir yer olması için böyle insanlara ihtiyaç var. O yalnızca bir oyuncu değil ete kemiğe bürünmüş bir sevgi felsefesi... 

Röp. Neslihan Sultan PALA

BENİM HAYALİM TEK KİŞİLİK DEĞİL!

1. Türkan Kılıç bir kadın olarak hayal ettiği yerde mi? 
Kendime özel bir kariyer planım yok. Hiç bir olumsuz koşula aldırış etmeden yolumda yürüyorum. Gözüm yükseklerde olmadı hiç kendimle ilgili. Kimseye muhtaç olmadığım mütevazi bir hayat yeterlidir benim için. Sevdiğim işi yapıyorum,çevremde hep iyi insanlar var,daha ne olsun?Ayrıca mücadele etmeyi severim. Herkes mutlu olursa mutlu olurum. Ne zaman ki kimse çaresiz kalmayacak,aç ve yalnız olmayacak,kendini güvende hissedecek, o zaman hayal ettiğim yere kavuşurum. Benim hayalim tek kişilik değil.

2. Oyuncu olma fikri ilk ne zaman içinizde oluştu? Oyunculuk kariyerinizi oluşturma aşamasında size kimler destek oldu ve hayalinizi kimler besledi (ilham aldığınız insanlar oldu mu?)
Çocukluktan beri hep oyuncu olmak istedim, daha doğrusu tabiatım böyle sanırım. Çevremdeki tüm canlıları gözlemliyordum hep. Söylemedikleri şeyleri anlamaya gayretliydim hep. Çocukken bile tüm mesaim bunun üzerineydi. Kim nasıl davranıyor, nasıl konuşuyor, nasıl bakıyor, ben hangi durumda ne hissediyorum vb. meraklarım vardı. Bunu bir yerden öğrenmedim, zaten meraklıydım insana ve canlılara dair herşeye.

Oyunculuk konusuna dönecek olursak, oyuncu olmaya karar vermedim aslında kendinden oldu. Çocukluktan beri ya kapıların buzlu camlarında kağıt bebek oynatırdım ya dans ederdim ya şarkı söylerdim ya küçük oyunlar yazar mutfak tezgahlarında oynardım. Çocukları toplar uydurduğum masalları anlatırdım. Eski ve yıkık bir ev görsem üzerine hayali hikayeler yazar, çevremdeki çocuklara anlatırdım. Bir ağustos böceği gibiydim hep. Oyun oynamayı hep seviyordum. Ailem, çevrem, öğretmenlerim hep destek oldular. Hele ilkokul öğretmenim benim gösterilerim için kantini gösteri alanına çevirir velileri davet ederdi. Biraz da ilkokula çok küçük yaşta başladığım için olsa gerek, kollar ve severlerdi beni öğretmenlerim. Şanslıyım böyle bir aileye ve öğretmenlere sahip olduğum için. Hepsine minnettarım. Ben gördüğüm her insandan ilham alırım,hepsi çok kıymetlidir zira.

3. Türkiye’de kadın ve oyuncu olmak nasıl bir gerçeklik? 
Sadece Türkiye’de değil erkeğin egemen olduğu tüm kültürlerde ülkelerde  kadın olmak başlı başına bir sıkıntıdır. İki kat zordur yolunuzda yürümek. Bu yüzden hanım hanımcık bir kızdan adeta yaramaz erkek çocuğuna dönüştüm. Erkek egemen toplumların, kadına  bakış açıları belliyken, bir de meslek gereği daha rahat davranmak zorunda olan bir kadına,  sıcak bakmasını beklemek,çok iyimser bir yaklaşım olur. Belki size hiç benzemeyen roller oynuyorsunuz. Öyle giyinip,öyle davranıyorsunuz, fakat seyirci sizi o rol ile karıştırabiliyor..Çalışma koşullarımız ve saatlerimiz de hiç uygun değil. Düşünün gece yarısı setten eve geliyorsunuz..İşimizin içinde olmayanlar için çok tuhaf karşılanıyor. Oysaki işin gereği bu. Hele bir kadın gecenin bir yarısı eve geliyorsa vay halinize.

4. Tiyatro eğitimi aldığınızı biliyoruz. Peki tiyatro oyunculuğu yapıyor musunuz?  Tiyatro mu sinema mı, televizyon mu sizi daha çok mutlu ediyor?
Sadece Türkiye’de değil erkeğin egemen olduğu tüm kültürlerde ülkelerde  kadın olmak başlı başına bir sıkıntıdır. İki kat zordur yolunuzda yürümek. Bu yüzden hanım hanımcık bir kızdan adeta yaramaz erkek çocuğuna dönüştüm.Erkek egemen toplumların,kadına  bakış açıları belliyken, bir de meslek gereği daha rahat davranmak zorunda olan bir kadına,  sıcak bakmasını beklemek, çok iyimser bir yaklaşım olur..Belki size hiç benzemeyen roller oynuyorsunuz. Öyle giyinip,öyle davranıyorsunuz, fakat seyirci sizi o rol ile karıştırabiliyor. Çalışma koşullarımız ve saatlerimiz de hiç uygun değil. Düşünün gece yarısı setten eve geliyorsunuz. İşimizin içinde olmayanlar için çok tuhaf karşılanıyor…Oysaki işin gereği bu...Hele bir kadın gecenin bir yarısı eve geliyorsa vay halinize..

5. Ekranda kendinizi izlediğinizde neler hissedersiniz, kendinizi çok eleştirir misiniz?
Kendimi çok didiklerim,zaten benim en önemli özelliğim ki bunu çok insan söylemiştir,sadece kendimle yarışırım..Zira her insanın her oyuncunun malzemesi farklıdır..Hikayesi de,yetenekleri de..Bir de ekran çok farklı,siz ne yaparsanız yapın kurgu da hangi resim seçilirse osunuz..Bizde oyuncu sete geldiğinde çoğu kez tam nasıl çekileceğini ya da nasıl montajlanacağını bilmez..Yurt dışında kare kare çizerler ne çekileceğini ve nasıl montajlanacağını..Oyuncu da ona göre hazırlanır..Bizler çoğu kez yönetmene hocam yakın mı uzak mı çekiyorsunuz diye sorarız,ki ona göre oynayalım. İzledikçe didiklerim kendimi..Hiç bir zaman ben oldum demedim. Zira her gün yeni bir şey tecrübe ediyor ve öğreniyoruz. Öğreneceklerimizin sonu yok..

6. Işıltı saçan bir gülüşünüz ve muhteşem bir auranız var, oyunculuk alanında da sanki oynuyor değil yaşıyor gibisiniz, bu eğitimle mi sağlanıyor yoksa içgüdüsel bir yetenek mi?
Beni böyle görüyorsanız çok teşekkür ederim güzel bakan yüreğinize. Eğitimin elbette etkisi var ama ben hayata pozitif bakarım,belki de o yüzden dolu dolu gülümsüyorum. Kendimi ve her insanı ,her olayı olduğu gibi kabul ederim. Benim savaşım cehaletle, şiddetle vs.. İnsanların geri planında neler olabileceğine dikkat ederseniz, öfkelenmiyorsunuz zaten. Sadece düşündürmek ve bir ortak nokta bulmak için uğraşıyorsunuz. Kaldı ki bana yapılan haksızlık bile olsa görmezden gelebilir, sabırla bekleyebilirim. Bir ortak nokta bulmaya çalışırım. Ben güçsüze haksızlık edilince öfkeleniyorum -ki öfkem de hızla geçer benim- Direk çözüme odaklanırım,kırmadan dökmeden. Bir de içimde sürekli yaramazlık peşinde koşan huzurlu büyümüş bir çocuk var,enerjisi yüksek,o da beni gülümsetiyor sanırım. Hep söylerim biraz deli olmak candır. Ben de biraz deliyim.
7. Komedi mi yapmayı seviyorsunuz dram mı?
Ben her rol üzerine çalışmayı seviyorum..Komedi dram fark etmez. Komedi oynamak çok ciddi bir iştir. Dozunu tutturmak, oynadığınız tipi sahici kılmak zordur. Komedinin ben de yarattığı en güzel duygu insanları güldüre bilmiş olmak. Bu duyguyu çocuk tiyatrosu yaparken de çok hissediyorum. Bir çocuk gülümsemesine, dünyayı değişmem.

8. Hafızalara kazınan OŞKAN hanım karakterini başka bir projede daha geliştirmeyi ya da yeniden oynamayı düşünür müsünüz? 
Okşan hanımı oynarken çok keyif almıştım. Hem rol,hem senaryo,hem usta hocalarımızla çalışmak müthiş zevkti. Umarım yine öyle bir iş gelir. Okşan hanım olması değil,öyle bir kadro,senaryo ve komik bir kadın oynamaktan zevk duyarım.

9. Biraz da Masalcı Abla’dan bahsedelim. Kimsesiz çocuklara olan düşkünlüğünüz herkesçe malum. Ve sanırım toplumumuzda bizim en çok da ihtiyacımız olan şey çocuklara göstereceğimiz sevgi ve şefkat. Masalcı abla hikayesi nasıl oluştu, Halen Oyuncak Müzesi’nde masal anlatıyor musunuz, hangi günler oradasınız? 
Oyuncak müzesinde program yapmıyorum artık. Fakat orada da çok mutlu oldum. Orada hem masal anlatıyor hem de kukla oynatıyordum. Hem çok güzel bir mekan hem çocuklarla berabersiniz hem de çok güzel bir ekibimiz vardı.
Masalcı abla çocukluğumdan kalma. Çocukken kendimden küçük çocuklara masal anlatırdım hep. Bir gün çocuğuna masal anlattığım bir arkadaşım,Türkan lütfen daha çok çocuğa masal anlat dedi. Benim kafamda da bir proje vardı zaten, hem kimsesiz çocuklarla ilgili hem de daha çok çocuğa kitap okumayı ve tiyatroyu sevdirmekle ilgili. İlk olarak 4 günlük bayram hediyesi bir programla kimsesiz çocuklar yurdunda yaptım masal okumalarımı. Sonra o kadar çok istek oldu ki,kimsenin gitmediği semtlere, okullara, sünnet şenliklerine, belediyelerin etknliklerine, kitap evlerine her yere gittim ve masal anlattım. Ebeveynlere seminerler verdim çocuklara nasıl masal anlatmak gerekir diye. Büyüklere ve gazetecilere de masal anlattım. Program o kadar başarılı oldu ki, okullarda hiç kitap okumayan çocuklar, masallar yazmaya, kitap okumaya başladılar. Sloganım "Lütfen kitapları çocukların ulaşabileceği yerlere koyunuz." oldu. Sonra bu programın taklitleri çıktı ama başarılı olmadı. İki yayınevi sahip çıktı programlarıma ve onlarla da çalıştım. Çocukların gittiği her yere gittim,piknik yerleri dahil.

10. Televizyonda bir masal programı yapmayı düşünür müsünüz?
Televizyondan da teklifler aldım fakat benim istediğim masal ve formatı kabul ettiremedim. Düşünmez olur muyum elbette düşünürüm. Ben çocuklara aşığım,içimde bir büyümeyen çocuk var ve onlara nasıl ulaşırım, nasıl anlatmalıyım sorularına bile gerek kalmıyor. Ben de biraz çocuğum zira. Çocukların hoşlandığı şeyler ne yalan söyleyeyim benim de hoşuma gidiyor. O yüzden çocuklara oyun oynatıyormuş gibi yaparken ben de oyun oynayıp eğleniyorum. Benim bir sloganım daha var "Bütün çocuklar biraz da benimdir." Dünyanın en masum canlıları onlar. Nasıl sevmezsin ki?Hiç evirip çevirmeden direk ilişki kuruyorlar, samimiyetleri yeter. Keşke daha çok çocuğa ulaşsam daha ne isterim?

11. Masal Türkan Kılıç için ne ifade eder. Siz dizilerdeki hikayeler gerçek hayatta yok derken aslında neyi kast etmiştiniz?
Masal meselden gelir.Siz bir masal anlatırsınız, kulağına su kaçar çocuğun, dinlerken öğrenir, hayallere dalar. Masalların çocuk gelişiminde birçok önemli ve değerli katkıları vardır. Masal anlatımı esnasında bir yandan anlatan kişi ile çocuk arasında iletişim kurulurken diğer yandan da çocuğun bütün zihinsel faaliyetleri harekete geçer. Okuduğu veya dinlediği masallardaki karakterler hakkında hayaller kuran çocuk, olayların gelişimine göre iyiyi ve kötüyü, doğruyu ve yanlışı ayırt etmeyi öğrenir. Benim programım çocuklarla aynı seviyede göz göze bir pozisyonda farklı seslerle karakterleri canlandırarak ve masalın sonunu çocukların hayal dünyasına bırakarak yapılan bir programdı. Çocukların yaratıcılığına ve kendini ifade etmesine, düşünmesine ve eğlenmesine uygundu. Ben ne eğlenirse birlikte eğlenmeli diyen insanlardanım. Masallar da birlikte eylenmiş anonim hikayelerdir bu yüzden.
Evet dizilerde gördüğümüz hayatlar gerçek hayatla keşişmiyor. Gerçek hayatta insanlar mekanlar ve hayatlar bu denli kusursuz değil..Ya da dizilerde gördüğümüz herşey gerçeğin kendisi değil demek istedim. Dizilerde genelde DolceVita hayatlar sunuluyor fakat izleyenin yarın ne yiyeceği meçhul. Ne acı. Tabi ki bir genelleme yapamayız ama sokakta gördüklerimizle dizilerin bir kısmında gördüklerimiz hiç benzemiyor..Dizilerde yaratılan kaç kahraman var gerçek hayatta?Ya da bizlere kahraman olarak sunulan kaç karakter kahraman?Hayatın içinden ve halkı düşündüren,uyaran,diziler yapmak da mümkün..Ekran sade eğlence aracı olmamalı..Kafalarımızı boşalttığımız,bizi düşündürmekten uzaklaştıran,vaktimizi boşa harcadığımız değil, düşündüren, eğlendirirken öğreten, yeni bakış açıları sunan, şiddeti öven değil, şiddetten uzak kalmamızı salık veren diziler yapmak da mümkün. Masumiyetimize  samimiyetimize, insanlığımıza geri dönmek ve yeni nesli de daha barışçı, daha eğitimli, daha çok düşünen, incelikli, bilimle sanatla iç içe yaşayan evlatlar olarak yetiştirmek de mümkün.
12. Bir röportajınızda “Yorucu koşullarda çalışıyoruz. Bu mesleği yapmak için evlenmedim ve çocuk sahibi olmayı düşünmedim. Saatiniz ve çalışma temponuz belli değil. O zaman çocuğunuzun vaktinden çalacaksınız. Bu fedakarlığı kendi adıma yaparım ama bunu çocuğumdan ve eşimden bekleyemem” demiştiniz. Geriye dönüp baktığınızda anne olmamak sizi üzüyor mu? 
Evet hayatta her istediğiniz gerçekleşmiyor. Bir şeylere ulaşırken bir şeylerden vazgeçmek gerekiyor. Çocuk sahibi olma şansım var hala ama çok ciddi bir karar bu. Ben bütün çocuklar biraz da benim diyeli yıllar oldu. İşim ve koşullarım böyle gerektirdi. Ne evlendim ne de çocuk sahibi oldum. Bu çalışma koşullarında bencillik olurdu zira. Ben anaç bir insanım zaten. Bazen annemin bile annesi gibi olduğumu sandığım  hadsiz bir anaçım. Benim bir çok büyüttüğüm, arkadaşlık ettiğim çocuğum var zaten. Elimden geldiğince çocuklara maddi manevi destek oluyorum ve ömrüm yettiğince de olmaya devam edeceğim. İlerde imkanlarım müsait olursa -ki bu benim çocukluktan beri hayalimdir- evlat edinmek kimsesiz bir çocuğa ya da çocuklara sahip olmak isterim. Umarım başarabilirim. Yaşadığım hiçbir şeyden pişman olmadım, dünyaya yine gelsem yine kendim doğurmasam da dünyanın neresinde olursa olsun çocukları gülümsetmeye, sevmeye, arkadaş olmaya devam ederdim. Her insanın imkanı olmayabilir, çocuk sahibi olamaya da bilir ama tercih ederek ama tercih etmeden .Bu demek değildir ki; sizin hiç evladınız olmadı. Aksine bütün çocuklar hepimizin sorumluluğunda. Eğer bir yerlerde bir çocuk aç olduğu için ekmek çalıyorsa,hepimizin eksiğidir.

13. Kulağımıza sizin iyi jazz söylediğinize dair bilgiler geldi. Jazz sizin için ne ifade eder. Dinlerken ve söylerken neler hissedersiniz. Nedir Türkan Hanım için caz tutkusu?
Eskiden iyi şarkı söylerdim fakat tozlu sahnelerde oyun oynaya oynaya ses tellerimde nodül oldu. Artık eskisi gibi iyi söyleyemesem de iyi bir dinleyiciyim. Hatta eskisinden daha iyi dinliyorum. Ben şuna inanırım kaybettiğiniz bir şeyin yerine iyi bir şey kazanırsınız. Mesela bir parmağınız kopsa kopan parmağınızın yeteneği diğer parmaklara geçer. Bu tıbben de böyleymiş. Jazz doğaçlama olduğu için samimi ve keyifli geliyor bana. Ben her şeyin doğal ve samimisini severim. O yüzden konserler çok heyecan verir bana..Yorumcunun o anki duygusu, seyirciyle paylaştıkları müthiştir. Sonra jazz da atışma ve çoklu ritim var. Ben bir ritim aşığıyım. Bu yüzden dans etmeyi de bateri çalmayı da çok severim. Sadece jazz değil Türk sanat müziğini, halk müziğini, klasik müziği ya da etnik müzikleri de severim. Jazz dinlerken coşku, özgürlük, samimiyet hissediyorum. Söylerken de elbette.
14. Kadınların hayatın içinde var olması için sizce neler yapması gerekiyor? Çağdaş bir kadın kendini nasıl geliştirmeli, vaktini nasıl geçirmeli?
Kadınlar çok kıymetli canlılar. Hayatın incelikleri, sevgileri, nezaketleri onlar. Kadınlar en küçük ayrıntıları bile görme yeteneğine sahip, detaycı varlıklar. Çağdaş bir kadın ister ev kadını olsun ister çalışan kadın, erkeklerin kendine biçtikleri rollere rağmen gönüllerinden geçeni yaşasın isterim. Erkeklere kalırsa hç değilse bir kısım erkeklere, kadın annedir, ev işi yapar, hanım hanımcık olmalı, erkeğin istediği gibi giyinmeli, namusu bile erkekten sorulur vb istedikleri rolleri biçerler bize. Kendi benlerine hizmet edecek roller. Oysa ki kadın bireydir ve erkeklerle eşit haklara sahip olmalıdır. Erkek egemen toplumlarda kadının  ne giyeceğine,nasıl hareket edeceğine,ne yapması gerektiğine erkekler ve erkek kafalı kadınlar karar verir ki bizde de böyle. Ne mini eteğimize ne başörtümüze erkekler karar vermemeli oysa ki. Hatta erkeğin nefsinden bile kadınlar sorumlu tutulur..Oysa ki nefis terbiyesini öğrenelim diye oruç tutmamızı ister Tanrı. Bizler korteksi gelişebilecek varlıklarız. Eğer nefis terbiyesini kadına yüklemez ve bu sorumluluğumuzu gerçekleştirmeye çalışırsak,kadınlar da  rahat edecekler. Bu terbiye kadınlara  yasak  koymayla,baskıyla olmaz. Bu bir eğitim işidir. Bu terbiye kadının giysisine de bağlı değildir Her insan Tanrı nazarında kendi nefsinden ve davranışlarından sorumludur.  Erkeğin bu konuda kendini eğitmesi gerekir. Erkeğin Fıtratı deyip bu işten sıyıramaz kimse. Zira bunun fıtrat olmadığını tıp bilimi ve biyoloji açıklıyor. Bizler doğduğumuzda bir hayvan gibiyiz ve öğretilerimizle korteksimizi geliştirip nefsimize hakim olmayı öğreniyoruz. Eğer erkek kadın kendini eğitirse,o vakit ne çocuk gelin ne tecavüz ne baskı ne şiddet olacak. Ebeveynler çocuk yetiştirirken çok dikkatli olmalı, özellikle anneler. Gördüğümüz bütün erkeklerin arkasında en çok annelerin etkisi olduğunu unutmamak lazım. Davranışlarının sorumluluğunu taşımayı bilen, kendisine yapılmasını istemediğini başkasına yapmayan bireyler yetiştirmeye çalışsın anneler.


Bu arada kadınların bol bol birbirinden farklı görüşlere sahip insanların kitaplarını okumalarını kimsenin kölesi,kulu olmamasını, yüreklerinin istediği hayatı yaşamak için mücadele etmesini isterim. Vakitleri varsa mutlaka meslek edinebilecekleri kurslara katılsınlar. Hayatlarını iyi programlasınlar. Bilinçli bir birey olmak için illa üniversite okumak gerekmiyor insan isterse kendi kendini de yetiştirebilir. Ben çevreye kulaklarımı tıkar kim ne der diye hiç düşünmem,kirlenmeden,azimle yürürüm yolumda. Hesabımı sadece Tanrıya veririm. Önce kendi içimde erkeklerle eşit olduğumu düşündüğüm için hakkımı sonuna kadar savunurum. Bütün kadınların öncelikle erkeklerle aynı haklara sahip olan bireyler olduğunun bilincinde olmasını isterim. Ne mahalle baskısına ne herhangi baskıya kulak asmasınlar zira kadınlar zaten kendilerini taşıyabilecek,güzelve güçlü,sevgi dolu ruhlara sahiptirler. 
Kadınlar vakitlerini nasıl geçireceklerini iyi bilirler ama bir arkadaş tavsiyesi olarak bol bol bilim,sanat,felsefe,tarih ,vs kitap okusunlar. Gönüllerinden geçen meslek ne ise,lütfen azmetsinler ve o yolda yürüsünler. Ben hem okudum hem çalıştım,parasızlık okumaya engel değil, zamanı ekonomik kullansınlar. Vakitlerini hiçbir şey öğrenemeyecekleri programları izleyerek,dedikodu yaparak heba etmesinler. Hukuki haklarını iyi öğrensinler. İnternet artık her evde var,istedikleri her bilgiye hatta kitaplara bile ulaşabilirler. Sivil toplum kuruluşlarına girip aktif olsun kadınlar. Siyasette daha çok kadın görelim. Şu cümle hep kulaklarının bir kenarında kalsın’ eğer isterseniz, başaramayacağınız hiçbir şey yoktur.’
15. Kadınhaberleri okuyucuları için söylemek istedikleriniz nelerdir? 
Öncelikle değer verip benimle sohbet ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Ben magazini hiç sevemedim ama bu denli derin ve güzel soruların olduğu bir röportaja asla hayır diyemezdim. Bence kadın haberi okumaya devam etsinler. Biz kadınlar birbirimizle dayanışırsak, el ele verirsek emin olun erkeklerin kurduğu dünyadan çok daha barışçı,daha incelikli ve sevgi dolu bir dünya olur. Kimse aç,yalnız ve çaresiz kalmaz. Umutları tükenmiş değil,umutlu ve sevgi dolu bir nesil ve dünya olur. Teşekkür ediyorum hepinize.

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    ARŞİV