22 Ekim 2019 Salı

Bir Ayna ki...

30 Ocak 2018, 18:09
Bir Ayna ki...
Ayşei Yasemin Yüksel (Acemi Demirci)
Bildiğimiz hiçbir ayna değil bahsedeceğim. Pamuk Prensesin üvey annesinin dobra dobrakonuşan aynası hiç değil. Hani gizemli aynalar olduğu söylenir;öleli çok olmuşilk sahibinin suretinin yüzyıllar sonra yeni kullanıcılarına göründüğü aynalar da değil. Hani  eskiler bu yüzden aynaların üstüne ille bir örtü atarlarmış süsmüş havası vererek. Geceleyin de tümden üstünü örterler ya da yatak odalarında ayna bulundurmazlarmış. Böyle gizemli aynalardan biri değil anlattığım.

Eflatun’un aynalı mağara örneği, yansıma kuramı hiç değil. Onu da anlatmak isterdim gerçi. Kaç kişi çıkardı merakla okuyacak hiç kestiremiyorum, bilemiyorum ama. Kelime oyunlarında en sıradan sözcükleri “Yaa, hiç duymadım amayaa” diye geçiştirenleri gördükçe.

Kendini ola ola yalnızca takıp takıştırmakla, giyinip kuşanmakla biri olduk sananların çokluğu ya daen önemlisi boy aynalarındakadınlardan çok aslında erkeklerin boy gösterdiği dedeğil tabii anlatacağım. Hani gerçek anlamda sanatçı ya da değil; ama gazeteler boy  boy resmini basınca ille sanatçı bellenmişlerin çoklukla geçkince olanlarının, dahası onların günde bir saat bile belki kitaplara bakmaz olsa da doğuştan  magazinsel olmuş  çoluk çocuğunun durup durupönünde poz verip de objektif karşısında nasıl durulacağı alıştırmaları yaptığı aynalara hiç benzemez bizim aynamız. 

Kimi aynalar romanlarda, filmlerdegizemli bir kapıdır. İçine dalınır ve o dalış ile  başka evrenlere geçilir. Hiç meraklı değilim ki o konulara da burada öyle aynaları  yazayım. O da değil bahsedeceğim ayna.

Kimileyin aynalar iletişim aracıdır. Filmlerde görmüşüzdür bir tepedengüneşe tutulanayna yansıma yapar.Böylece yeri belli eder. Böylesi bir nevi yol işareti ya da işaret dili olan ayna da değil. 

Eski Türk filmlerinde çaptan düşmekteki bir şarkıcı, müzisyen ya da zor zamanlarda kendini koyvermişbaşrol oyuncularının o  eski halinden çok uzak halini görünce  elindekileri fırlatıp parçaladığı filmlerin  vazgeçilmez aynaları da değil.

Hindistan’da, Pakistan’da kamyonundan otobüsüne, kırlentinden  çantasınane var ne yok sırlı camdan süsleme  gereci olarakkullanılan ayna parçacıklarıda değil. Süssüzkenki o en kendi olunan halleri anlatan aynaları   anlatmak varkenzaten…

Hangi ayna mı o zaman?

Bir ayna olsa mesela… Diyelim ki sinema ekranı gibi. Bizim halimiz  oynasa o ekranda. Ne kadar akıllı uslu, nice akıldaneyiz, ne kadar güzellik içinde ya da güzellik bellediğimiz çamurun içindeyiz; ne kadar eğri ne kadar doğruyuz? Sözlerimiz hangi tonda? Güven renginde mi; güvenilmez olalı çok olmuş koyulukta mı?

Çeşitli akıl oyunlarına, kurnazlıklarabaş vururken içimizdeki tilkiyi mi desem yoksadaha  zedeleyici başka canlıları mı desem apaçık gösteren  bir ayna olsa! Hiç gerek kalmasaydı “ayna ayna, söyle bana” demeye… İyi niyetten uzak niyetlerimizi  ortaya döküp saçıveren,Pandora’nın kutusunca  açılıveren bir ayna olsun ister miydik baktığımız?

Hem sağ omzumuzdaki hem de sol omzumuzdaki meleklerin kayıt tuttuğunu ve günü geldiğinde bunlarla yüzleşeceğimizi unutmuş gözükürken dün, bugün, ondan önceki gün neler yapmışız, düşünmüşüz;gerçekten düşündüklerimizi mi yazmışız söylemişiz yoksa öyle söylersek daha hoşa giderde  akıllara yatar belleyip bambaşka mı konuşmuşuz  ne bir eksik ne bir fazla gösteriveren bir ayna…

Alışılmışın dışında yani kıyafetimizde buruşukluk var mı, yakamız yamuk mu, ceketimiz düzgünmü niyetiyle bakılsa da bakılmasa da ille de içteki kırışıklıkları, düz olmayan her şeyi gösteriveren bir ayna…Kendini elalemin gördüğüncetekdış görüntüsüyle görmek isteyenlere gülüp geçen, işibunlar değil,dost acı söyler ilkesince daha öteler olan bir  ayna… Hani “açtırma kutuyu; söyletme kötüyü” diyenlerin bir solukta ortaya döküp saçtığı kabahatleri, kusurları, hataları, yanlışları, ikiyüzlülükleri, -mış gibileri, insanca olmayanları, doğru bulunmayacakları,daha ne varsa döküp saçacak anı defterince bir ayna…

Kendimizi sanki bir başkasını izlermişçesine bizeizletecek;  kayıt dağarcığını cömertçe sunacak bir ayna. Cebi, cebimizden hoyratça saçtıklarımızladolu, iyiliklerimizi, kötülüklerimizi, doğrularımızı yanlışlarımızı, güzelliklerimizi çirkinliklerimizi, eğrisiyle doğrusuyla söylediklerimizi, art niyetinden iyi niyetine gizlimizi saklımızı, kim bilir hangi hesaplarla allayıp pulladıklarımızı, maskelerimizi şapkanın altından tavşan çıkarırcasına bir bir önümüze koyacak bir ayna.

Bir kitap  gibi yazılı değil, -o sağ ve sol omuzlarımızdaki meleklerin işi-  resmedilmiş bile değil. Çekiminde başrolde olduğumuz kayıtların tekrarından ibaret bir ayna…

Açık sözlü olmak filan değil gerçeğimizin taa kendisidir böyle bir ayna. Ancak aynanın gösterebileceklerini görmeye cesareti olanların bakabileceği bir aynadır böylesi bir ayna. O zaman soralım mı böyle bir ayna olsaydı bakabilir miydiniz o aynaya? Gözünüzü hiç yummadan?
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 3 ‎Ocak ‎2018

‎‎


Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    ARŞİV