15 Kasım 2018 Perşembe

Çocuğumuza Sözlerimizle ve Davranışlarımızla Nasıl Zarar Veriyoruz?

Çocuğumuzun Kişiliğine Sözlerimizle Nasıl Zarar Veriyoruz? Çocuk iletişiminde ki en önemli kurallardan biridir basit cümleler, kısa cümleler. Ancak kurduğumuz bu cümlelerin bir de anlamları var. En an davranışlarımız kadar çocukların karakterinin gelişmesinde önemli olan bir etkendir cümlelerin anlamı. Sözlerimiz çocuklarımıza nasıl zarar vermekte? Psikolojik Danışman İbrahim Gülyaşar bu konuyla ilgili önemli tavsiyelerde bulunmakta. Çocuğunuzun kişiliğine zarar veren yöntemler nelerdir ? Psikolojik Danışman İbrahim Gülyaşar anlatıyor.

23 Ocak 2017 Pazartesi 21:05
Çocuğumuza Sözlerimizle ve Davranışlarımızla Nasıl Zarar Veriyoruz?

 Çocuğumuzun Kişiliğine Sözlerimizle Nasıl Zarar Veriyoruz? Çocuk iletişiminde ki en önemli kurallardan biridir basit cümleler, kısa cümleler. Ancak kurduğumuz bu cümlelerin bir de anlamları var. En an davranışlarımız kadar çocukların karakterinin gelişmesinde önemli olan bir etkendir cümlelerin anlamı. Sözlerimiz çocuklarımıza nasıl zarar vermekte? Psikolojik Danışman İbrahim Gülyaşar bu konuyla ilgili önemli tavsiyelerde bulunmakta. Çocuğunuzun kişiliğine zarar veren yöntemler nelerdir ? Psikolojik Danışman İbrahim Gülyaşar anlatıyor.
Mutlu çocuk her anne ve babanın arzu ettiği bir durumdur. Ancak her zaman olaylar beklendiği gibi olmamakta. Kızmakta, küsmekte ve hatta affediciliği bir kenara bırakıp ders vermek insanın aklına gelir.  İşte bu noktada Psikolojik Danışman İbrahim Gülyaşar şöyle demekte: Çocuklar evdeki kurallara uymadıklarında, istediğiniz gibi davranış sergilemediklerinde, onlara karşı kızabilir, öfkelenebilir hatta çok büyük bir üzüntü duyabilirsiniz.

Bunun sonucu olarak onlara bu yaptıklarının bedelini ödetmek, içinizi rahatlatmak, öfkenizi gidermek ve kırgınlığınızı ortadan kaldırmak için bazı sözler ve fiziksel davranışlar içerisinde olabilirsiniz.
- Senin annen olmayacağım
- Bak komşunun çocuğuna ( ya da akrabadan birisinin çocuğu) nasıl iyi, nasıl uslu duruyor, nasıl söz dinliyor, o çocuk değil mi? Annesinin istediği her şeyi yapıyor, ya sen?
- Sen berbat, kötü bir çocuksun
- Hiçbir şeyi güzel yapmıyorsun
- Her şeyi berbat ediyorsun, sana güvenemeyeceğimi biliyordum
- Sakarsın, yeter bıktım senden
- Yaptığın şeylere bakar mısın ne kadar çirkin
- Beceriksiz, yalancı, sahtekar, seni hileci
- Sen yapamazsın diyerek tutup kolundan çekmek
 -Senden nefret ediyorum diyerek suratınızı asmak ve ondan uzaklaşıp gitmek
Bu cümlelerden sonra ne olacak?
Anne veya baba olarak öfkenizi bastırdınız. Kurduğunuz cümleler çocuğunuzun beyninde tek tek yer etti. Ve o da ona nasıl bir rol biçtiyseniz onu kabullendi. Sonra ne olacak? Psikolojik Danışman İbrahim Gülyaşar bundan sonrasını şöyle anlatmakta: Yukarıda saydığım söz ve davranışlar kişilik gelişimi açısından son derece yaralayıcı, karşıdakini tamamen değersiz, önemsiz hissettiren bir duygu vermektedir. 
Sevdiği nesne olan annesi tarafından kabul görmeyen çocuk hayatı boyunca güvensiz bağlanma içerisinde kalacak ve hep başkasının gözünde kendi varlığını bulmaya çalışacaktır. 
Bunun en önemli etkenlerinden birisi de hep karşıyı memnun etmeye çalışan birisi olarak neredeyse başka kişi ve kişilerin uzantı nesnesi gibi olmayı kabullenen bir yetişkine dönüşecektir.
İç dünyasında onarılmaz yaralar açılacaktır. Tabi hepimizin en iyi bildiği iç dünyamızı ilk yaralandığı anda açıp gösteremediğimiz için saklı kalacak ve yıllar boyu içeride kanayan bir duygu yarası olarak kalacaktır.
SONUÇ:

Kendinden uzaklaşan ÇOCUK.....

Şimdi arkanıza yaslanın ve bir düşünün.

Küçüklüğünüz de anne babanızdan bu sözleri duyduğunuzda kendinizi o zaman nasıl hissetmiştiniz. Ve o sözler size yapılan davranışlar yüzünden ikili ilişkilerinizde yakından uzağa kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Gerçekten insanlarla olumlu iletişim kurabiliyor musunuz?

Hayatınızdaki yansımaları nedir?

Bir işe giriştiğinizde, bir karar almak istediğinizde, birileriyle ortak alanlı bir iş yapmak istediğinizde gerçekten istediğiniz gibi misiniz?
Bir eylem içerisinde olduğunuzda korkularınız, kaygılarınız, değersizlik duygunuz, eleştiril bir iç ses, beğenilmeyecek duygusu, layık değilim gibi duygular mı eşlik ediyor size?
İşte daha niceleri sayılır. Emin olun ki bir anlık söylediğiniz bir söz bir davranış çocuğunuzun hayatında çok ciddi sonuçlar doğuracaktır.
Yaşadığınız olay her ne olursa olsun çocuğunuza o an içinde geri bildirimde bulunmayın. Öfkenizin ve kırgınlığınızın yatışması için kısacık zaman verin kendinize.
Ve her şeyden önemlisi ÇOCUĞUNUZUN KİŞİLİĞİNE değil DAVRANIŞINA yönelik geri bildirimde bulunun.
- Bunu yapmakta sanırım zorlandın.
- Bu yaptığın davranış beni çok üzdü şuan bu yüzden öfkelendim sana kırıldığımı hissettim.
- Bazı şeyleri tam yapamıyorsun belki benden yardım isteyebilirsin etrafı bu kadar dağıtmadan.
- Başka çocuklarda iyi şeyler yapıyor fakat ben sana inanıyorum sende bunları yapabileceksin sadece gayret etmeni istiyorum, sana her zaman destek olabilirim.
Unutmayın sözler sihirlidir. 
Doğru zamanda doğru yerde ve doğru üslupla kullanırsanız karşınızdaki küçük büyük olsun hipnoz olacaktır.
(Son’lar hatırlanır: İnsanların belleklerinin deneyimin genelini değil, son hatırlanan şeyi yansıttığı belirlenmiştir. İnsanlar genelde bir olayın nasıl bitiğini anımsamakta bunu, geçmişe yönelik olarak sürecin geneline yansıtarak hatırlamaktadırlar.)
Bir çocuğun hikayesi...
Bir arkadaşının legosuna tekme atmakla başladı her şey.
Legoları düzgün ve güzel bir şekilde ardı ardına dizip yol yapan Efe arkadaşını sabırla bekledi. Onun yanında durdu, gülümsedi, hatta yardım edeyim mi diye de sordu masum gibi görünen bir ifadeyle Kaan.
Efe legoları özenle, uğraşa uğraşa sonunda bitirmişti ortaya çocuk aklıyla muhteşem bir yol çıkmıştı şimdi sıra oyuncak arabasını alıp içinden zevkle geçip oynamak kalmıştı. Yaptığı legoların yanından kalktı ve biraz uzaktaki arabasını almaya gitti, işte o sırada Kaan için fırsat doğmuştu. Efe'nin yaptığı legolardan yola tekmeler savurdu ve darmadağın etti sonra hemen başka arkadaşlarının yanına giderek onlarla oyun oynama görüntüsü içerisine girdi. Gözünün altından bakma tabirine uygun bir şekilde Efe'nin legolarının dağıldığını gören yüz ifadesini zevk duyarak izledi.
Olayı dışarıdan izleyen bir öğretmen olarak bunun bir oyun olduğu kanısı uyandı ilk zamanlar ya da arkadaşına biraz acı da olsa şaka yapmanın başka yolu olarak değerlendirmiştim.
Fakat sonra aynı hareket defalarca tekrar etti. Başka kişilerle başka şekillerle.
Kaan'ın davranışlarını izlemeye alınca yaptığının iyiye, güzel olana çok yoğun gizli bir öfkenin dışa vurumuydu. İçindeki yoğun yetersizlik duygusunun, ebeveynleri tarafından eksikliği bulunmuş bir çocuğun dışavurum davranışıydı bu.
Bu duygu nasıl bir şeydi ki birisinin emek emek yaptığını gözünü kırpmadan ve öyle yoğun bir haz alarak yıkmaya çalışmaktı. 
Haz duygusunun içinde ne yatıyordu peki?
Karşıdakinin yüzündeki mutsuzluk işareti mi? yoksa üzüntüsü mü? veya kendi içindeki yetersizlik duygusunun hiç bilmediği ilk şeması mıydı?
Davranışın sistematiği çok basit çalışmaktaydı
Git ve YOK ET.....
Peki neyi?
Güzel olan ne varsa.....
İçerde bir şeyler harekete geçiyordu. Kendisinden daha iyi yapan olduğunda, daha başarılı olduğunda, daha güzelini ortaya çıkardığında ve birilerinin hayranlık uyandıran bakışlarını ve sözlerini aldığında dayanamıyordu.
Ebeveynler çocukları iyi, güzel ve anlamlı şeyler yaptığında çok mutlu olurlar. İyi bir şey ortaya koyduğunda, elbisesini temiz tuttuğunda, her yeri derli toplu bıraktığında, yemeğini düzgünce dökmeden yediğinde, birilerinin yanında aileyi üzen değil memnun eden olduğunda bir robot gibi kurallara özenli uyduğunda. Ebeveynler bunu bazen o kadar abartılı belli ederler ki çocuk sadece aileyi memnun etme çabası içerine girer.
Ya memnun edemezse?
Ailede bunu direkt olarak belli ederse çocuk telafisi zor olan kırılma yaşar. En sevdiği varlıklar tarafından kabullenilmeme, beğenilmeme, yetersiz görülme.
Sonra çocuk şöyle der bunları hep yapmaya çalıştım fakat hep bir şeyler eksikti. Ben ne kadar yapsam da benden hep daha iyi yapan birileri olduğu söylendi bazen yakınlarımda bazen uzaklardaki birileri.
Çocuğun bu duygusunu yaşamasında en temel unsurlardan biri de Anne-Babanın kendi zihinlerinde çizdikleri çerçeve içerisine oturamayan çocuk duygusundan kaynaklanır. O çerçeve içerisine girmediği sürece çocuk maalesef hep eksik olan olarak kalacaktır. Çocuğun bireysellik kavramı yerine Anne- Baba uzantısı bir çocuk hayali...
Bu duyguyla baş edemeyen çocuk iç dünyasında durduramadığı yoğun bir dürtüsellik yaşar dışarıda olana HASET duyma.
Bir insanı yiyip bitiren kurt misali tüm güzel duyguları yiyip bitiren bir hastalık duygusu HASET. "ÇOCUĞUNUZUN KİŞİLİĞİNE ZARAR VERME YÖNTEMLERİ" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.İbrahim GÜLYAŞAR'e aittir ve makale, yazarı tarafındanTavsiyeEdiyorum.com(http://www.tavsiyeediyorum.com)kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    seks hikaye sex izle porno izle
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    ARŞİV