21 Ocak 2020 Salı

Al gelincik Papirüsleri

14 Ocak 2020, 14:17
Al gelincik Papirüsleri
Ayşei Yasemin Yüksel (Acemi Demirci)

Kısa adı Süheyl, tam adıyla çağrıldığında Süheylcan, liseye başladığı gün daha, kasabalarına gelin gelmiş gözlüklü eczacı hanıma pek imrendiğinden sabahları güneş doğarken ışıkları açmadan kitap okumaktan odasına en cılızından ampul takıp ders çalışmaya kadar her yolu denese de hala gözlerini bozup gözlük takamamış sınıf arkadaşı Gelincik’e tutulmuştu. Gelincik’in gözü eczacı hanımın gözlüklerinde, Süheylcan’ın gözü de Gelincik’te idi. 

Süheylcan, bir yolunu bulup hislerini Gelincik’e açamaz, aralarında bir bağ kuramaz ise okul sonrası onu asla göremeyeceği korkusuna kapılmıştı. 

Gelincik’in annesi meyve ağaçlarıyla dolu bahçesi olsun istediğinden sekiz dönümlük bahçe  içindeki evleri  Sivrihisar’ın sivri tepelerinin yamacındaydı. Arkasında sarp tepe silsilesinin uzandığı evin giriş katı kocaman salon ve gepgeniş mutfak, orta kat  yatak odaları, çatı katı da  yazdan hazırlanmış  reçeller, meyve sebze kurusu, turşu gibi  erzak saklanan kiler ve yaz geceleri yıldızları seyrettikleri  geniş bir terastan ibaretti. 

O gün biyoloji dersinde nasıl olduysa gelinciklerden söz açıldı. Gelincik, ilkten gelincik çiçeği sansa da diğer adı sansar olan küçük bir yırtıcıdan bahsediyordu öğretmenleri. Kendi adını taşıyan böyle bir canlıyı daha önce görmemiş, duymamıştı Gelincik. Yeni öğrendiği, merakını çeken bilgileri  mutlak yazardı. Ama kâğıtlara değil. Annesinin kâğıt tozuna alerjisi olduğundan öksürük krizine girmesin diye meslek lisesi mezunu kuzeninin  tavsiyesi ile tüm ders notlarını saklamak için açtığı  bloguna.

İçin için Gelincik’in bir erkek arkadaşı olup olmadığını merak eden  Süheylcan, Gelincik’in kuzeninden Gelincik’in bir blogu olduğunu duyduğundan beri  aklı hala adını öğrenemediği o blogda yazılanlarda idi. Evet, Gelincik derslerinden başını kaldırmaz, gözleri kitaplarından başka bir şey görmezdi; ama sınıf arkadaşına açılamadığından kendini çaresiz ve çıkmazda hisseden Süheyl kuruntuya kapılmıştı bir kez.  Aklına gelen tek çıkar yol Gelincik’in bilinçaltına mesaj göndermek oldu. Öyle ki psikoloji dersinde öğretmene sormadık soru bırakmıyor, yetmedi teneffüslerde öğretmeni esir alıyordu.  Gelincik’in bilinçaltına doğru subliminal mesaj gönderebilse fena mı olurdu, hani kimi reklamlarda uygulananlar gibi.  

Grip salgınından etkilenmiş ne kadar arkadaşı varsa onların yanına gidip, virüsü kapıp bir güzel hastalandıktan sonra bilerek ilaçlarını almamış ve okuldan bir hafta geri kalmıştı yüksek ateşle evde yatarken. Okula döndüğünde de utana sıkıla Gelincik’in yanına gidip derslerden geri kaldığından onun tuttuğu notlara ihtiyacı olduğunu söylemişti. Gelincik, notlarını bloguna yazar yazmaz kağıtları çöpe attığını anlatsa da Gelincik’in isterse kendisine yardımcı olabileceğinde ısrar etti Süheylcan. Bu sene üniversite sınavına girecek birisi olarak o notlara nasıl da ihtiyacı vardı. Eğer Gelincik bloguna bakması için kendisine izin verirse kaçırdığı derslerin notlarına ulaşabileceğini söylerken Süheyl’in asıl korkusu Gelincik’in bu notları kendisine taşınabilir bir bellek ile vermeyi önermesi idi. Gelincik akıl mı edemedi nedir, aklı hinliğe çalışmadığındandır belki de,  ders karalamalarının yanında önemsediği şeyleri not ettiği blogunun adını ve şifresini üniversite sınavlarına hazırlanan arkadaşına seve seve verdi. Daha sonra isterse şifreyi değiştirebilirdi nasıl olsa. Blogun şifresini aldığına hala inanamayan Süheylcan’ın  kulakları çıkış zilinin sesindeydi.   

Eve varır varmaz her zaman yaptığı gibi annesi bugün ne pişirmiş diye mutfağa bile uğramadan odasına geçti.  Gelincik’in günün tarihini, derslerin başlığını atarak uzun uzuuun tuttuğu notlarını aktardığı blogunu açıp kalbi  hızla atarak incelemeye koyuldu. Blog hatıra defterine benzemiyordu. Gelincik, belgesellerden öğrendiklerini, okuduğu kitaplardan sözleri, çok sevdiği şiirleri veya baharda açan al gelinciklerin resimlerini yüklemişti. Bir de bloga en son eklenmiş sansar da denilen şirin görüntülü yırtıcı ile ilgili izlenceler, resimler görünce Süheylcan’ın gözleri parladı. Sonunda aradığını bulmuştu. Demek Gelincik, küçük yırtıcıya merak sarmıştı. Bu yıl liseden mezun olduktan sonra Gelincik’in izini kaybedip onu bir daha görememekten korkan Süheylcan artık  istediğinde onu görebilmesine yol açacak mesajın ne olduğunu biliyordu. Süheyl blogdan çıkarken Gelincik’in bir erkek arkadaşı olmadığından da emindi.  
*****
Okulun kapandığı günün ertesi, Gelincik, “Al Gelincik Papirüsleri” adlı blogunun bir ziyaretçisi  olduğunu fark etti. Moda, gezi, edebiyat, yemek gibi konular üzerine blogların izleyicileri olduğunu duymuştu. Ama kendi blogu böylesi bir blog değildi ki. Ders notlarının yanında hem çiçek gelinciğin hem de yırtıcı hayvan gelinciğin resimleri, birkaç Orhan Veli, Cahit Sıtkı, Bedri Rahmi Eyüboğlu  şiiri, birkaç komik karikatür ile birlikte  beğendiği güzel sözleri de yazdığı sadece kendisi için bir blogdu. Belli ki biri blogunu keşfetmişti. Ve o ziyaretçi, yüklediği ne varsa ders notundan gelincik videolarına tıklıyordu. Sakın Süheyl olmasındı o? Yok canım, Süheyl ders notlarından yararlanabilmek için almıştı blog adını, şifresini. Anlaşılan ziyaretçi internette diyelim ki sansar yazıp ararken kendi blogu da listelenmiş olmalıydı.

Gelincik’in ara sıra uğradığı blogunu Süheylcan her gün ziyaret  edip  hele hele de sansar sesinin duyulduğu videolara defalarca tıklıyordu. 

O akşam, Gelincik kapandığı odasında  üniversite hazırlık testi çözerken evlerinin arkasındaki tepelerden gelen sese kulak kabarttı. Gelincik sesi idi bu. Buralarda sansar diğer adıyla gelincik geziyordu demek ki. Ertesi akşam da gelincik sesi duyuldu. Daha ertesi, sonraki günlerde de gelincik oralardaydı.
 
On beş gündür duyuyordu sansar sesini Gelincik. Annesi, duydukları sesin buralarda şimdiye kadar hiç rastlanmamış sansarların değil de gece kuşlarının olabileceğini söyleyince işkillendi. İyisi mi internetten yeniden gelincik sesi bulup dinlemekti. Buldu, dinledi tekrardan. Kuşkusuz  dışarıda bir sansar gezinmekteydi. 

O gece Gelincik, sesi işitir işitmez terasa çıkıp tümden sansar sesi kaydedilmiş kayıt cihazını açınca dışarıdaki ses birden kesildi. O akşam da, sonraki akşamlarda da bir daha duyulmadı.
*****
Gelincik’in beynine subliminal mesajlar göndermek çabasındaki Süheylcan, liseden mezun oldukları günün ertesinde, gece saat on birde, Gelinciklerin evinin arkasındaki tepelerin eteklerine saklanıp yaptığı sansar taklidini işiterek balkona veya terasa çıkmasını umduğu Gelincik’i görebilmek çabasındayken bunlardan habersiz Gelincik, dışarıda bir sansar olup olmadığından emin olmak için sansar sesi kaydettiği cihazı terasta açtı. Kayıt cihazından yayılan sesleri işiten Süheylcan,  yaptığı sansar taklidini duyan  çevredeki sansarların kendisine doğru geldiğini sanarak korkuya kapılıp sesin aksi yönüne doğru koşmaya başladı.  Kaçarken iri bir taşa takılıp  kapaklanınca  yuvarlandı. Yırtıklar içindeki pantolonu, parçalanan dizinden akan kanla ıslanmıştı. 
*****      
Sınıf arkadaşları arasında bisikletten düşen Süheylcan’ın parçalanmış dizine dikişler atıldığı  haberi tez yayılmış,  üniversite giriş sınavı öncesi olan bu aksiliğe hepsi çok üzülmüştü. Arkadaşlarına geçmiş olsuna gitmeye karar verdiler. Gidecekler arasında Gelincik de vardı.
*****
Bacağı sargılar, yüzü çizikler içindeki Süheyl kendisini ziyarete gelenler arasında Gelincik’i görünce dizini paraladığına sevindi neredeyse. Düz yolda nasıl olup da bisikletten düşüp dizini parçaladığını sorduklarında Süheylcan kâh “safaride aslan kovaladı”, “örümcek adamın yanında staj yaparken iki yüzüncü kattan düştüm”, kâh “ipim sağlam değilmiş Everest’ten yuvarlandım” gibi şaka yollu cevaplar veriyordu. Gelincik geçmiş olsuna ilaveten  “bisikletten düşmenin sınavdan birkaç hafta  öncesine denk gelmesi kötü” deyince Süheylcan, bilinçaltına olsun olmasın Gelincik’e mesaj göndermenin işte şimdi tam sırası olduğunu düşündü. “Mezun olduğumuz günün ertesi gecesi, ay bulutlar arkasındayken,  saat on bir gibi, benim için çok önemli  birini görebilmek için uğradığım Sivri tepelerin eteğinde, biraz gerilerden bir sansar sesi kulaklarıma çalınmasaydı bunlar başıma gelmeyecekti” dedi.  Gelincik’in kızaran yanaklarından ne demek istediğini kızın anladığını görünce dizinin acısını unuttu Süheylcan. Gelincik’i ömrü boyunca göreceğinden, Al Gelincik Papirüsleri bloguna bundan böyle kendisi için de  notlar düşüleceğinden  emindi artık şimdi.
(Her hakkı saklıdır)
Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 06.08.2019 

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 4 yorum mevcut

    • A.Yasemin YÜKSEL @Biriktirdiklerim 5 gün önce yorumlandı

      çok teşekkür ederim :)

    • Biriktirdiklerim 5 gün önce yorumlandı

      Harika bir anlatım

    • A.Yasemin Yüksel @Nur Baykal 5 gün önce yorumlandı

      Çok teşekkür ederim arkadaşım. Çok selamlar.

    • Nur Baykal 7 gün önce yorumlandı

      Harika bir anlatım, emeğine yüreğine sağlık arkadaşım. Sevgilerimle ❤️

    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    ARŞİV