22 Kasım 2017 Çarşamba

AİLELER ONUNLA MUTLULUĞU YAKALIYOR, OP. DR ARET KAMAR İLE BEBEK SAHİBİ OLMAK HAYALDEN DE ÖTE

15 Aralık 2014, 12:03
AİLELER ONUNLA MUTLULUĞU YAKALIYOR, OP. DR ARET KAMAR İLE BEBEK SAHİBİ OLMAK HAYALDEN DE ÖTE
Neslihan
 Sizi okuyucularımız aslında yakınen tanıyorlar özellikle hastalarınızdan size gelen geri dönüşler çok sevilen ve insanlara mutluluk saçtıkça mutlu olan bir insan olduğunuzun bir ispatı adeta. Doktor Bey öğrencilik yıllarınıza dönerken kadın doğum uzmanı olma fikriniz sizde nasıl doğdu. Buna bir olay mı sebep oldu yoksa küçüklükten böyle bir kararla mı yola çıktınız?

Cerrah olma fikri çocukluk yıllarımdan beri var aslında. Daha ilkokul yıllarımda hangi branş doktoru olacağımdan haberim olmasa da, hep içimde cerrah olma isteği oldu. Seyrettiğim dizilerden etkilendim herhalde o zamanlar. çünki ailemde hiç doktor yok. Sadece amcam zamanında tıbba girmiş, çok zekiymiş, ama parasızlık ve kardeşlerine bakması gerektiği için okuyamamış ve okuldan çıkıp çalışmak zorunda kalmış. Dedem askerdeymiş.
 Seneler geçti ama cerrah olmamı sağlayan en önemli ismi hatırlıyorum. Bir doktor dizisi kahramanı Ganzo Gates ti. Bir hastanenin bahçesinde karavanı ile yaşıyordu. Çok iyi bir cerrahtı. Herkesi kurtarıyordu. Her diziyi pür dikkat seyrediyordum. Dahası da var. Karakter kıvırcık saçlıydı. Bonus kafa denilenlerden. O zamanlar ben de bonus kafaydım. Bütün mahalleli beni Ganzo diye çağırırdı. Yani sanki mahalleli benim doktor olmamı istedi. 
Çok çalışkandım sanırım. Derslerim hep iyiydi. Okulun birincisiydi. Not ortalamam 100 e yakındı. Gittiğim dersanenin de birincisiydim. Tenefus aralarında hocalar benimle ilgilenir soru çözdürürlerdi. Başarılı olayım dersanenin adı duyulsun diye. 
Üniversite sınavı öncesi bir ara tıp yazmamaya karar verdim, uzun eğitim süreci ve mecburi hizmet beni korkuttu açıkçası. Ama babam çok kızdı. İlkokuldan beri istediğim meslekten vazgeçmememi söyledi. Böylece tıbbı yazdım ve kazandım. Kadın doğumcu olmam ise tamamen bir tesadüf. Tıp bittikten sonra bir sınava giriliyor ve puanın nereye yeterse onu kazanıyorsun. Tabii en yüksek puanı olan yeri en yukarı yazıyorsun. Ben de sıradan yazdım ve puanım yettiği için kadın doğumu kazandım. Aslında tıp okurken midem kaldırmadığı için yapabileceğim en son şey dediğim kadın doğumu böylece kazanmış oldum. Hayatta herşey tesadüf aslında.
Tüp bebek kavramı Türkiye’ye ne zaman geldi ve siz bu süreçte nasıl rol aldınız? 

Türkiye'de ilk tüp bebek 18 Nisan 1989 da İzmir'de Ege Üniversitesi'nde dünyaya geldi. Burası Türkiye'de kurulan ilk tüp bebek merkezi idi. Ben 1991 Ocak ayında ihtisasa başladım. Kadın doğum ihtisasımı yaparken Türkiyede birkaç klinik vardı. Merak ettiğim için ihtisas sırasında çocuğu olmayan hastaları takip ederdim. Tedaviyle gebe kalmayanları da buralara yollardım. Daha sonra mecburi hizmete gittim. Tuttuğum muayenehane iki katlı çarşı içinde bir binaydı. Alt katta bir terlik ve ayakkabı satan esnaf vardı. İlk hastalarımdan biri o oldu. Çocukları olmuyordu. Tedaviye başladılar. Yıllar sonra çocukları oldu. Kadın adet görmüyordu. Küçük yerde herkes durumdan haberdardı tabii. Kadın hamile kalınca çok sansasyon oldu. Muayenehanem çocuğu olmayanlarla dolup taşıyordu. Küçük yerlerde kulaktan kulağa çok iyi işliyor. Bir süre sonra neredeyse sadece çocuğu olmayanlarla uğraşmaya başlamıştım. birçok çocuğu olmayana bu süreçte yardım ettim. birçok çiftin çocuk sahibi olmasını sağladım. Küçük bir ilçede çalışmama rağmen Türkiyenin dört bir yerinden hastalar gelmeye başladı. Tüp bebek sürecin son aşamasıydı. Bunu da yapmam gerektiğini hissettim. Sertifika almak için başvurdum. Sertifika alınca da İstanbula gelip İstanbul Tüp Bebek merkezini kurdum. Gerisini biliyorsunuz zaten.
Tüp bebek kavramı ile ilgili olarak ailelerinin çekinceleri mutlaka oluyordur, özellikle tüp bebek kavramında ailelerin içini rahatlatacak birkaç cümle istesek sizden. 

Tüpbebek tedavisi tüm dünya ülkelerinde yıllardır yapıldığı gibi, Türkiye'de de uzun yıllardır yapılıyor. Yıllardır 10 binlerce aile bu yöntemle çocuk sahibi oldu. Şunu gururla söyleyebilirim ki Türkiye bu alanda dünyada sayılı ülkelerden biri. Her yıl birçok aile yurtdışından hatta Amerikadan bile gelip Türkiyede tedavi oluyorlar. Tedaviye ihtiyacı olanlar tüpbebek merkezlerine rahatlıkla başvurabilirler. Gerek hizmet kalitesi, gerekse tıbbi alanda standartlarımız çok yüksek. 
Kimler tüp bebek tedavisine başvurmalı, bir hastanın tüp bebek yapma isteğine hasta mı karar vermeli yoksa doktor mu?

Başlıca iki grup hasta var. Birinci grupta sadece tüpbebek tedavisi ile hamile kalma ihtimali olanlar var. Bu çiftlerin başka bir şekilde çocuk sahibi olma ihtimalleri yok. Her iki tüpü tamamen tıkalı olanlar ve spermi dışarı hiç gelmeyen veya yok denecek kadar az gelen çiftler bu grupta. Bu çiftler daha ilk muayene sonrasında tüpbebek tedavisine yönlendirilirler. İkinci grupta ise yıllar içinde çeşitli tedaviler uygulanmış ama gebe kalamamış olanlar var. Bu çiftlere son çare olarak tüpbebek tedavisi yapılıyor.
Tabii ki hangi tedavinin yapılması gerektiğini en iyi hekim bilir. Bazen çok ufak bir müdahale bile çocuk sahibi olunmasını sağlayabilir. Tek sabep bozuk olan bir tüp, rahim içinde yer kaplayan bir polip veya bir miyom olabilir. Bunların alınması sonucu çocuk olabilir. Bu yüzden doğru kararı hekim verecektir. 
Çiftin önce muayenesi, ultrason  incelemesi ve gerekli tetkikleri yapılır. Bunlar sağlıkla ilgili tahliller, sperm testi, rahim filmi ve çiftin daha önce gebelik kayıpları varsa genetik incelemedir. Bunlar sonucu yapılması gereken tedaviye karar verilir. Ancak bazen çiftler çok sabırsız ve stresli olabiliyorlar. Bu durumda tedaviyi çabuklaştırmak için tüpbebek kararı daha hızlı alınabiliyor. Çiftin kendisi diğer hiçbir tedavi kabul etmeyip direk tüpbebek isteyebiliyor. Hele bir yakınları daha önce gelmiş ve tüp bebek yaptırarak hamile kalmışsa. Aslında çifte doğru yolu göstermek bizim işimiz. Şanslarının ne olduğunu ve hangi yöntemin öncelikle seçilmesi gerektiğini. Ama tabii hep son kararı çifte bırakmak lazım.
Tüp bebek denemeleri bir hasta için kaç kez denenmelidir, hastanın yaşının ve psikolojisinin de tüp bebek uygulamasında başarıyı etkenlerdir muhakkak. Peki başarısız sonuçlar sonrasında hasta bir sonraki denemeye nasıl hazırlanıyor ve bu noktada siz nasıl devreye giriyorsunuz?

Bir çiftin yumurta ve spermi varsa, bunlar laboratuar ortamında birleştirildiklerinde kaliteli embriyolar oluşuyorsa ve rahim de gebelik barındırmaya elverişli ise istenildiği kadar denenebilir. Yaşı genç olan ve yumurtası çok olan kadınların tüpbebek tedavisinde başarılı olma şansları tabii ki daha çok. Daha çok yumurta daha çok embriyo demek, seçme şansı arttığı için daha çabuk hamile kalıyorlar. Yumurtası az olan kadınlar gebe kalamayacaklar gibi algılamasınlar. onlar da daha çok deneyerek çocuk sahibi olabiliyorlar. Yeter ki sabırlı olsunlar. 
Tüp bebek tedavisinde çok yumurtası olan ve 2 embriyo transfer edilen bir kadının bile şansı en fazla % 60. Dolayısıyla en iyi şartlarda bile gebe kalamama ihtimali mevcut. Bunun için çiftleri her zaman olumlu olduğu kadar olumsuz sonuçlara da hazırlamak gerekir. Bir denemede gebe kalmak tabii ki güzel, ama önemli olan gebe kalana kadar sabırlı olmak ve gebelik oluşana kadar tedaviye devam etmek. Psikologlar çiftlere sürekli bunu aşılıyorlar. Çiftlerin birbirleri ve çevreleri ile olan sorunları çözmeye çalışıyorlar. Böylece çiftler tedaviye daha çok adapte olup gebelik oluşana kadar sabırla deniyorlar. Kötü anlarında psiklolglar hep yanlarında oluyor.
Doğum olayı başlı başına bir büyü gibi. Kadınlar yumurtlama dönemini nasıl hesaplayabilirler. Yumurtlama döneminde kadınların dikkat etmesi gereken hususlar var mı? 

Yumurtlama zamanı hesaplanan adet gününden 14 gün öncedir ve sabittir. Yani bir kadının yumurtlama gününü hesaplayabilmesi için düzenli adet görüyor olması gerekir. Örnek olarak 28 günde bir adet gören bir kadını ele alalım. Kasımın 10 unda adet görmüş olsun. Gelecek adet görme zamanı ilk önce hesaplanır. 28 günde bir adet gören bir kadın için bu Aralığın 8 idir. 8 Aralıktan 14 gün önceye gelinir. Kasımın 24 ü bulunur. Bu hesaplanan yumurtlama günüdür. Bunun 2 - 3 gün öncesinden 2 - 3 gün sonrasına kadar girilen ilişkiler gebelik getirebilir. Tabii çocuk isteyenler için böyle, ama korunmak isteyenler bunun tam tersini yapmalı. Bu tarihlerde ilişkiye girilmemeli.
Tüp bebek uygulaması gören bir kadın neler yapmalı, neler yapmamalı?

Herşeyden önce sakin ve sabırlı olmalı. Çocuk tedavisi biraz sabır ve zaman işi. 1. denemede gebe kalanlar da var, birkaç kere denemek zorunda kalanlar da. Çocuk hayatlarının tek hedefi olmamalı. Bir yandan tedavi olmalılar bir yandan da hayatlarını güzel yaşamalılar. Eğer şansları varsa çocuk, tedaviye devam edenlerde hemen hemen tamamında oluyor. Sıkıldıkları zamanlarda dertlerini paylaşmalılar, gerekirse psikologlardan yardım almalılar. Çoğu klinikte ücretsiz psikolog desteği veriliyor. 
Tedavi sırasında fazla eğilmek, kalkmak, aşırı spor yapmak sakıncalı. Bunun dışında sürekli yatmak kesinlikle gerekli değil. Gezmek, yürümek, günlük hayatta yapılan herşey yapılabilir. Bu konuda çok rahat olunmalı. Genellikle ayağa kalkınca bebeklerin düşeceğine inanılıyor. Bu yüzden bebekler konduktan sonra sürekli yatanlar, ve hatta yıkanmayanlar bile var.
Tüp bebek uygulaması ile hamile kalan bir kadının hamileliğinin diğer kadınların hamileliğinden farklı bir yanı var mı, özellikle dikkat edilmesi gereken noktalar söz konusu mu?

Hiçbir fark yok. Tüpbebek tedavisi sadece gebelik oluşması için yapılıyor. Gebelik oluştuktan sonra tüm takip ve tedavi, kendi kendine gebe kalanlarla aynı. 

Tüp bebeklerde en çok rastlanılan şey ise çoğul gebelikler bu durum önlenebilir mi?

Aslında şu anda çoğul gebelik eskisi kadar çok değil. Eskiden embriyo transferi konusunda kısıtlama yokken herkes dilediği kadar embriyo koyuyordu. Çoğul gebelikler % 35 - 40 lar civarındaydı. Ama şu anda embriyo transferi kanunla sınırlandırılmış durumda. 35 yaşının altında ilk iki denemede 1 embriyo veriyoruz. 35 yaşının üstünde veya daha önce iki denemesi olanlara 2 embriyo veriyoruz. Artık 3 - 4 embriyo vermek yok. Dolayısıyla tüpbebekte artık ikiz olma şansı % 10 larda. Tek bebek isteyen çalışan kadınların sayısı giderek artıyor. Tek bebek transfer edince zaten tek gebelik oluyor. 

Sperm ve yumurta dondurmada son gelişmeler neler, özellikle kanser hastaları için yumurta dondurma –sperm dondurma şartları nelerdir?

Kanser hastaları için yumurta ve sperm dondurmak çok önemli. Radyoterapi ve kemoterapi sonrası yumurtalıklar ve testisler kalıcı olarak zarar görebiliyorlar. Bu yüzden tedavi öncesi sperm ve yumurta dondurulması doğurganlığın devamı için gerekli. Akla gelmeli mutlaka. İnsanın öyle bir durumda aklına gemiyor tabii. 
Eğer doğurgan yaşlarda herhangi bir kanser için radyoterapi veya kemoterapi görülecekse, tedavi öncesi mutlaka bir tüpbebek merkezine başvurulmalı. Yumurta ve sperm dondurulmalı. Bu sağlandığında, kanser tedavisi sonrası hiç yumurta ve sperm kalmasa bile, donmuş hücrelerle gebelik elde edilebilir. 
Bugün artık doğurganlığın devamının sağlanması amacıyla, yaşı ilerlemiş ancak daha çocuk sahibi olamamış kadınlarda da yumurta dondurulabiliyor. Böylece ilerde anne adayı menopoza girse bile, dondurulmuş yumurtaları ile çocuk sahibi olabilme şansına sahip olabiliyor. 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK OKUNANLAR
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    ARŞİV